Uzun süredir süregelen bir vahşetin durmaması öncelikle Filistin halkının acılarını, ahlarını, yakarılarını, beklentilerini dindirmiyor. Bu büyük dramın insanlığı derinden etkilemesi, insanlığın ayaklanması şehit çocukların ve kadınların durumu kadar etkileyici. Mazlum olduğunu iddia eden ancak mazlumluğun ötesindeki vahşi durumunu ruhlarının en derinine kadar sinmesi hiç de tuhaf bir durum değil. Genlerinin ruhundaki vahşilik, acımasızlık her hâliyle şu son zamanlarda iyice belirginleşti. Hiçbir güç, egemenlik, onların asıl ruhunu örtmeye yetmiyor.
Aynı ruhu taşıyan vahşiliği kendilerine bir hayat anlayışı olarak belirleyenlerle birlikte oluşları da onların gerçek yüzlerini ortaya koydu. Onların modernliklerine, teknolojik bilişimsel güçlerine karşın gene de kamufle ettikleri yüzlerinin sıvalarını döktü. Gerçek yüzlerini ortaya koydu.
Filistin halkının haklı direnişini suçlayanların ruh hâlleri şimdi nasıldır? Şehit olan masumların, çaresizlerin savaşmadığı sadece yaşamak için direndikleri gerçeğini yadsıyabilecekler midir? Körelen duyularının perdelerini aralamaları için ne yapmaları gerekir?
Halkların ayaklanması bir insanlık örneğidir. Üniversite öğrencilerinin çaba ve çırpınışı gençliğe örnektir. Filistin’i devlet olarak tanıyan İspanya, Norveç ve İrlanda sağır ve kör ülkelere örnektir. Rol yapan, bağıran çağıranlara karşı Yemen örnek bir ülkedir. Elli yedi Müslüman toplulukları olan devletçiklere bunlar birer örnektir. Müslüman görünen Müslümanlara rağmen, büyük saltanat içinde yüzen krallara rağmen, kendilerini eğlenceye, modernizme hızla koşan Araplara rağmen, petrollerine, zenginliklerine, altınla bezenmiş dünyalarına rağmen örnektir.
Filistinli şehit çocuklar ve kadınların şehadeti insanlığın gözlerini açtı, duylarındaki perdeleri kaldırdı.
Bu şehitler Allah’ın katında yüce bir yerdedirler. Çünkü onlar şehittir. Bunun bir başka tanımı yoktur.
Varlıklarının ve direnişinin oluşu çok değerlidir. Çünkü onlar büyük bir vahşetin kurbanıdırlar. Çünkü onların varlığı insanlık için bir tehlike değil tam anlamıyla bir umuttur. Çünkü onların varlığı ve şehadetleri perdelenmiş gözleri araladı, sağır kulakları açtı, duyuları hareketlendirdi.
Tebliğ denen olgu ancak böyle gerçekleşebilir. İnsanlığın vicdanını uyandırış ancak böyle olabilir.
Kendilerine kör ve sağır olanları uyandırmak elbette zordur. En zor olanı da kendilerinden olan ve uyuşanların uyanışıdır. Saltanatlarından vazgeçmeyenlerin vurdumduymazlıklarıdır. Onlar bu dünyadan ve saltanatlarından, liderlerinden, körelmiş hâllerinden vazgeçmediklerinden duyarsızdırlar.
Bu büyük acı karşısında susmamız, başka şeylerle meşgul olmamız beklenemez. Dünyanın gözlerini açan bu büyük dramın vahşi bir toplum karşısındaki direnişi ve varlığı her an daha bir önem kazanmaktadır.
Sözlerimiz hakikatin sesi olsun. Yazılarımız tanıklıklarımız olsun.
Aşkımız medeniyetimizdir, büyük devlet olma idealimizdir, Hazreti Peygamber'e hakiki ümmet olma bilincidir. Hakiki ve sahih Müslümanların uyanışı için olan çaba içindir.
Aşkımız şehit olan çocukların, kadınların mazlum halkın varlığını yaşatmak, duyumsatmak ve var olduğumuzu, burada olduğumuzu ortaya koymaktır. Yazılarımız, sözcüklerimiz döneme tanıklık etsin diyedir.
Selâm bu aziz ve kutlu şehitlere olsun. Selâm, hakikat üzere olanlara olsun. Selâm onların yanında olan insanlığa olsun.