Geçtiğimiz hafta sonu “Mekân ve Toplumsal Dönüşüm” başlıklı seminer vesilesiyle Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Kocaeli şubesinin ev sahipliğinde seçkin bir davetli topluluğuyla beraber olma imkânımız oldu.

Bu tür etkinliklerin fikir dünyamızın şekillenmesi ve gelişmesi bakımından oldukça anlamlı etkinlikler olduğuna yürekten inanıyorum.

Eskilerin deyimiyle “barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar”, hakikat güneşi fikirlerin çatışmasından doğar. 

Tabii burada zikredilen çatışmanın hasmane bir yaklaşımı içermediğini ve farklı fikirlere kulak vermeye atıf yaptığını vurgulamak gerekmektedir.

Nitekim fikri mülahazaların önemsenmediği, yeterince kıymet görmediği ortamlara önyargı ve tarafgirliğin sirayet ettiği aşikârdır.

Bu mülahazalar herkesin fikrini söyleyip köşesine çekildiği bir anlam da taşımamaktadır. Tam tersine, diğerinin söylediğine kulak verilen, haklılık tarafı olduğuna kanaat getirilen hususlarda kendi fikrinde değişime gitmeyi göze alabilmeyi içermektedir.

Elbette bu zor bir iştir. Bundan olsa gerek, fikri mülahazaların belki de en az yapıldığı mekânlar ne yazık ki eğitim kurumlarımızdır. Aynı alanlarda emek veren uzmanların birbirinin çalışmalarından dahi haberdar olamadığı gibi acı gerçeklerle karşı karşıya kalmaktayız.

Bu nedenle, ESAM Kocaeli Şubesi’nin öz kaynaklarıyla mutat hale getirdiği seminerler gibi çalışmalar müstesna bir anlam yüklenmektedir.

Meydanların tarihsel süreç içerisindeki dönüşümüne değindiğimiz seminerde geleneksel meydanların sanal meydanlar ile yer değiştirmesinden ve bunun siyasal, sosyal, kültürel etkilerinden bahsetmeye çalıştık.

Malum olduğu üzere sosyal, iktisadi ve siyasi değişimlere sahne olan küreselleşme süreci iktidar ilişkilerinin arz-ı endam eylediği meydanların dönüşüm sürecine de kaynaklık teşkil etmiştir.

Tüketim kültürünün hakimiyetini perçinlemesiyle birlikte günümüzde meydanlar kapitalist düzenin gösterim alanına dönüşmüştür.

Diğer bir ifade ile geleneksel meydanlar direnişin, eylemin, başkaldırının, devrimlerin sembolü olma özelliğine sahipken bugün tüketim kültürünün ve hazcılığın sergisini andırmaktadır. Taksim Meydanı ya da Beyazıt Meydanı gibi sembolik ve ideolojik meydanlar yerini Saraçhane Parkı’nın dar kapsamına bırakmıştır.

Bugün artık geleneksel meydanların yerini sanal meydanların aldığını söylemek abartı olmayacaktır. Geleneksel meydanların aktivistleri varken bugün sanal meydanlarda hacktivistler yer almaktadır. Ancak arada önemli bir farklılık bulunmaktadır. Geleneksel meydanın aktivistleri görünür gerçek kişiler olurken sanal meydanın hacktivistleri fake, trol, sahte bir mücadele izlenimini hatırlatmaktadır.

Hülasa iktidar mücadelesi büyük ölçüde sanal meydanlarda yoğunlaşmıştır. İlk bakışta hâlihazırda hareket alanı daralan muhalefet açısından sanal meydanlar, hızlı örgütlenme, yaygın ve etkileşimli kampanyalar düzenleme gibi kolaylıklar sağlaması nedeniyle oldukça elverişli görülmüştür.

Ancak algı yönetimi ve manipülasyon sürecinin boyutu göz önüne alındığında esasında muhalefetin sanal meydanlarda kendi eliyle iktidarın denetim ve gözetimi altında bir sürece girme tehlikesi de ortaya çıkmıştır.

Sanal meydanlarda muhalefetin kendisi tüketim sürecinin bir nesnesine dönüşebilmekte ve eylemci yönünü kaybedebilmektedir. Bu nedenle bir yandan saha çalışmalarıyla eylemsellik devam ettirilirken diğer yandan sanal meydanlarda mücadele edilmesi daha uygun görülmektedir. Diğer bir ifadeyle meydan ile internet arasında eşgüdüm sağlanmalıdır.

İktidarlar açısından ise sanal meydanı da kapsayan iktidar gücü, belli bir seviyeden sonra muhalefetsiz siyaseti işlevsizleştireceğinden iktidarın otoriterleşmesi tehlikesini, dolayısıyla iktidarın kendi iç mücadelelerine yoğunlaşmasını beraberinde getirme potansiyeli barındırmaktadır.

Meydanların son dönemde yaşadığı bu dönüşüm süreci toplumsal dönüşümü resmetmesi bakımından temsil yönüne sahiptir. Biz de ilmi bir çalışma vesilesiyle seçkin davetli topluluğuyla bu hafta bu konuyu müzakere etme imkânına kavuşmuş olduk. Bu vesileyle tekrar ESAM Kocaeli Şubesi yönetimine ve kıymetli katılımcılara teşekkür ediyor, benzeri ilmi çalışmaların yaygınlaşmasını niyaz ediyorum.