Mutlaka yazılmalı iyilerin hikâyesi.

Zira olumsuz örneklerle insanlar iyice umutsuzluğa kapılmakta.

Fevziye Nuroğlu, iyiler kervanına katılmış, o kervanın çöldeki yürüyüşüne engebeli arazilerin taşlarına aldırış etmemişti.

İstanbul’u güzelleştirenlerdendi.

Anlamlı bir hayatın bütün renklerini, inanmış yüreğinin seslerini tavırlarına yansıtırdı.

Onda Ümmet için çarpan, dağları deviriverecekmiş gibi duran kocaman bir yürek görürdünüz.

Süreyya Yüksel frekansında kutlu bir çabası vardı.

Ümmet için koşturmalarından her daim terli yüzü, kardeşlik medeniyetini hep diri tutmuş yüreği, güzel mümin duruşu, doğrudan asla ödün vermeyişi ile hatırlayacağız onu.

Kendilerinden önceki jenerasyon olan ilk başörtülü Doktor Hümeyra Öktem’in tek oluşuna inat, o ve daha kalabalık grubu, bir sonraki kuşaktan kız kardeşlerine önder olmuşlardı.

Doktor Gülsen Ataseven, Avukat Meliha Yalçıntaş, Eczacı Fevziye Nuroğlu.

Dindar kızların da okuyup güzel yerlere gelebileceklerini göstermişlerdi.

Fakat sorumluluk bir yerlere gelmekle bitmemekte idi, asıl yeni başlıyor deyip toplumun sorunlarına el atmışlardı.

Kadın şefkati ile hayır işlerini kozalamışlardı.

Kurdukları vakıflarla, yoksullara ulaşmışlar özellikle yükseköğrenim gençliğinin iyi yetişebilmesi için maddi manevi katkılarda bulunmuşlar, bu faaliyetlerini, vakıf geleneklerini ölene dek sürdürmeye söz vermişlerdi.

Fevziye Abla da, hep yoksullarla, yetimlerle dost olmuştu.

Hayatını insanlığa adamıştı.

Davasını; mesleği ve ailesinin, çoluk çocuğunun önüne almıştı.

Fatih’de eczahanesi olmasına karşın, o daha çok eğitimle ilgilendi.

Zaten Fatih semtinin saliha hanımlarını genç kalemler araştırıp mutlaka yazmalı.

Rabia Anneyi, Hâkim Anneyi, Nermin Anneyi, Zehra Anneyi, Yaşar Hoca Hanımı gelecek kuşaklara anlatıp tanıştıracak kalemler çok önemli bir miras bırakacaktır.

Zira bu kutlu kadınlar kendilerini bildirmekten hoşlanmamakta, afişe olmaktan son derece sakınmakta, saklanarak gizlenerek hayır işlerini, ilim meclislerini sürdürmektedirler.

Fevziye Abla da ortalara düşmedi, ekranlarda gözükmedi, onunla ilgili haber portallerinde bile fazla bir bilgi yoktur.

Fakat gönüldaşlarının kalbinde yeri büyüktü.

Sevenleri, hayatına tanık olanlar, değerini bildiler, hayır dualarla andılar, ismini gökteki yıldızların arasına yazdılar.

Eczacılık Fakültesi’nin ilk örtülü öğrencisi, başörtü mücadelesinin öncülerinden, Milli Türk Talebe Birliği’nin kız önderlerinden, Şefkat Vakfı kurucusu Fevziye Abla da; dünyadaki misafirliğini tamamlayıp gerçek yurduna doğru yola çıktı. Şefkat okulları, dershaneler,

anaokulları, Kur’an Kursları ile gençliğin iyi yetişmesini, yoksulların çaresizliğini dert edinen bu önder Hanımefendi’den, bizler razı idik, Rahman da razı olsun.

Dualarımız onun ve hak dava istikametinde yaşayan bütün kardeşlerimizin üzerine olsun.