Hangi yöne giderseniz gidin, gittiğiniz her yerde
karşılaşacağınız şey; modern kültürün bütün yönler boyunca nasıl, insanı,
toplumu biçimlendirdiğidir. Bu durumla yüzleşmiş olmak insanın haysiyetine
dokunuyor. Çünkü bu, değdiği her yerde bir yara açan, bir sızı ve acı bırakan,
yozlaştıran habis bir sistemdir. Öyle ki, yara bir aza gibi artık bünyenin bir
parçası haline gelmiştir. Eskisi gibi çok zahmet çekmesine, kendisini
tanıtmasına da gerek yoktur çünkü kendisine mecbur bir dünya düzeni
şekillenirken, kendisine bila kayıt
teslim olmuş bir insan profili oluşmuştur. Ki bu zümre şehirlerin derinine
nüfuz ederek haz ve ganimetin tutsağı durumuna gelmiştir. Bu da maalesef
insanı, insanın kurdu haline getirmiştir. İnsan, bu sistemde hem katil hem
maktul rolünü aynı anda oynayabiliyor. Yollar görece çoğalmış görünüyor aslına
bakılırsa sadece hepsi aynı merkeze doğru akan biteviye tali koridorlardır.
Nihayetinde hangi yoldan gelmiş olursa olsun bakıldığında aynı kapıya, aynı
yitime, ezikliğe, edilgenliğe çıkıyor ve aynı sistemin amaçlarına hizmet
ediyor. Küresel sistemin oluşturduğu bu idraki kıt çağın, ortaya çıkardığı
hazin çığlıklar gibi yaşanan ve yaşatılanlar. Bütün değer hükümlerini yitirmişlerin,
insanları derin bir korkuya sürüklediği ve her taraftan yükselen çığlıklara
kayıtsız kalınan bu ortamda insanına: Ben bittim! Dedirtmemek adına biraz daha
sorumlulukla hareket etmek gerekmez mi Yoksa bu korkularla zalimlerden imdat isteyenler, zulmü tek kurtuluş
kapısı olarak göreceklerdir.
İşin bir başka yönü de oldukça tuhaf geliyor. Bir karar noktasına sahip olunmadığından her
tartışmaların alevlendiği zamanlarda iyilik, kötülük, vicdan ya da ihanet,
vefa, sadakat gibi kavramlar gün yüzüne çıkar ve yoğunlukla gündemde kalır.
Böylelikle zihni kırılmaların, kavramları erittiğine tanık oluyoruz.
Derinlemesine bir düşünce içerisine girmiyoruz. Pratik adımların, pratik
sonuçların verdiği rehavet havası toplumun üzerinde büyük bir etki yaratıyor.
Neşter vurulmayan her sorun, kemikleşerek bir karakter haline geliyor. Bugün
kuzey- güney, doğu-batı hattında ne kadar mesafe kat ederseniz edin, kimlik
problemleri ile şuursuz bir şekilde debelenen Müslüman fertlere, toplumlara,
devletlere rastlarsınız. Bu rastlantının en acı yanı, ötekinin onayladığı bir
kimliğe sahip olma avanaklığıdır. Onun için modern küresel sistem belki de
tarihin en rahat baharını yaşıyor. Kimliğimizi kendi elimizle yıpratma süreci
devam ettikçe, ne bir arpa boyu yol alabiliriz ne de sömürü ve zulümden
yakamızı kurtarabiliriz. Belki gökyüzünde motorlu kuşlarla, yerde teneke
kutularla, evlerde bizi ağlara bağlayan oyuncaklarla bir müddet daha
oyalanabiliriz.
Olaylara verdiğimiz duygusal tepkiler, bir sonraki
duygunun tepkimeye girmesine kadar sürecektir. Gerçeği kavramak istiyorsak,
kavramların, ilkelerin tanzim ettiği bir düşünme faaliyetine girmemiz
gerekiyor. Düşünme çabalarımız bize; önemli olanı önemsiz olandan, esas olanı
sahtesinden ayırt edebilmeyi ve aralarındaki ilişkiyi doğru anlayabilmeyi
gösterecektir. O zaman yapay bir
benlikten sıyrılıp; kendimizi tanıyor, kendimiz diye ifade edebileceğimiz
alanın neye tekabül ettiğini anlıyor ve bunun gereğini yapıyor olacağız. Yoksa
bu kısır vardiya da bize düşen zaman, hüsrana dönüşecektir. Hedefi tahrip
değil, terkip etmek; karanlıktan aydınlığa geçmek için yeter bir harekettir. Bu
hareket, hâlihazırdaki biçimlere seçenek aramaktır. Dünya düzeni ise bu
arayışı, hatta arama iradesini ortadan kaldırma gayretindedir. Oysa bizlere ait
biçimleri, üslupları, içerikleri kendimiz üretebildiğimizde, bu sarmaldan
sıyrılabiliriz. Bunun için farklılıkların zenginliğinden istifade
edebilmeliyiz. Farklılıklar, seçenek üretebilmenin en başat, en önemli
şartlarındandır. O halde farklılıkları küçümsemeden, dayatılan bütün biçimlere
karşı koyabilir, yeni bir bakış açısını ortaya çıkartabiliriz. Yeter ki tek bir
biçime, tek bir dünya dayatmasına teslim olmayalım. Hoşça bakın zatınıza
TAŞ GEMİ
Bedbaht ana derler ki elinde cühelanın
Kahr olmak için kesb-i kemal-i hüner eyler (Şinasi)
Not: Bu hafta müziğimiz Erhan Aydınlı dan Ahmet Kaya , Kendine iyi bak diyor. Bütün bu
gürültü içerisinde insanın arayışını, içinde kocaman kocaman patlayan
çığlıkların, dinip dinmeyeceğini soruyor. Sahi bu hep böyle gider mi
Not: Hamza Düğdü, dünyaya teşrif etmiş. Hoş gelmiş,
sefalar getirmiş. Sert dalgaların sakin limanı kardeşim Ali nin, bir erkek
evladı olmuş. Bahtı güzel olsun. Hayırlı evlat, Salih bir kul olsun, inşallah
Bize Kadar
Ahmed Yesevî, Kendimi derde saldım, buldum dermân
içinde... der. Dermanın beklide derdindedir.
Hazreti Mevlana, soruyor; Tut ki, Ali den mîrâs kaldı
sana Zülfikâr. Sende Ali nin yüreği yoksa Zülfikâr neye yarar Sahi neye yarar
Nurettin Topçu, Menfaatler, hırslarımızın zehirli
yemişleridir der. Zehirli yemişlere eyvallah etmeyelim olur mu
İhsan Fazlıoğlu Yalnızlığıyla yol alan bir insanı hiç
kimse yokluğuyla korkutamaz... der.
Füruzan, Zalimlik korkunun kardeşidir. İyi beslenen
insanlarda gelişir diyor.
Âdem Sedali Dikkat edin! İnsanın ağzından çıkan her söz
duadır. Onun için Peygamberimiz(sas), Ya hayır konuş, ya sus buyurdu.
Atalarımız bir insana 40 gün deli desen deli olur, bu yüzden demiştir diye
dikkatimizi, sözümüzdeki ölçüye çekiyor.
Nuri Tüfekçi, yenilginin izmihlali yok, uslanmayalım
diyor.
Yakup Ağdağ ise Düşünmemiz gerekiyor; iyi, doğru, güzel
ve faydalı düşünmememiz gerekiyor çünkü düşüncelerimiz konuşmalarımıza,
konuşmalarımız da davranışlarımıza tesir ediyor. Zincir halkası uzuyor
davranışlarımız, alışkanlık halini alıyor ve karakterimiz ortaya çıkıyor. Başta
belirttiğimiz gibi iyi karakterler için iyi doğru, güzel ve faydalı düşünmemiz
lazım vesselam diyor.
Bu hafta, Seyyid Hüseyin Nasr ın; Genç Müslüman a Modern
Dünya Rehberi kitabına bir bakmasak mı Kitap, İz Yayınları ndan Belki
molalarda Herman Melville in, Kâtip Bartleby ni okuyabilirsin, o da Kırmızı
Kedi Yayınevi nden
DAĞARCIK
Ben bir Türk üm. Dilim Türkçedir. Annem bazlama
yaptığında ona ellerine sağlık derim. Bir Kürt annenin de bazlama yaptığını
ve oğlunun ona destê te sax be demesinde Allah ın rahmetinden başka hiçbir
şey görmem. Bir Arap, bir Boşnak veya bir Gürcü gencin de kendi dilinde bazlama
açan annesine ellerine sağlık demesinde en ufak bir maraz görmem. Ama bir
Arap, bir Boşnak, ya da bir Kürt hangi dilde olursa olsun İsrail dostumuzdur,
Amerika yla işbirliği reel politik gereğidir derse bildiğim her dilde hakikati
yüzüne haykırırım.
(Ömer Burak Tek ten Tadımlık )
TEKKE
Milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin,
kuvveden fiile çıkarılmasını, inkişafını ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimai
adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmeyi gaye edinir. (MNP
Programı Md.1)
İnsanların iki özelliği vardır:
Şahsi Yapısı (Hamuru- Mayası)
Mıknatısî Sahası
(Allah Rahmet Eylesin, Erbakan Hoca mdan)