Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün sahibi,
dünya ve ahiret saadetimiz için İslam ı bir nizam olarak gönderen, Allah a
(C.C.) hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa ya
(S.A.V.), âline ve ashabına salât ve selam ederiz.
Allah(C.C.) ile savaşılmaz. Buna kimsenin geçmişte gücü
yetmemiştir, şimdi ve gelecekte de yetmeyecektir. Bir kulun yaratan, yaşatan,
yöneten şeriat sahibi Allah ile savaşa tutuşması akıl kârı bir iş değildir.
Allah ile savaşmak emir ve yasaklarını inadına ihlal etmek olarak okunmalıdır.
Allah kullarına, yararlarına ve zararlarına olan bütün hususları Kur an ile
bildirmiştir. Allah ın bütün emir ve yasakları Kur an da ve Peygamberimizin
sünnetindedir. İnsan için bu emir ve yasaklara uymanın dışında başka bir saadet
yolu yoktur. Allah (C.C.), Nisa Suresi nin 12. ayetinde mirasla ilgili
hükümleri açıkladıktan sonra şöyle buyurmaktadır: Bunlar, Allah ın (koyduğu)
sınırlardır. Kim Allah a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden
ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük
kurtuluş budur. Kim Allah a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını
aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir
azap vardır. (Nisa: 13 14) Burada Allah ın emirleri O nun sınırları olarak
ifade edilmiş, bu sınırları aşanların alçaltıcı bir azap ile karşılaşacakları
haber verilmiştir.
Peygamberimiz (S.A.V.) de Allah ın haram kıldığı şeyleri
Allah ın korusu olarak beyan etmiştir: Helâl olan şeyler belli, haram olan
şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl mi, haram mı
olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli konulardan sakınanlar,
dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide
harama dalar. Tıpkı sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban
gibi ki, onun bu araziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her padişahın
girilmesi yasak bir arazisi vardır. Unutmayın ki, Allah ın yasak arazisi de
haram kıldığı şeylerdir (Buhari: İman 39, Müslim: Müsakat 107) Allah ın
yasak sınırları, şüphesiz O nun haram kıldığı işlerdir. Allah ın haram kıldığı
işlerin başında FAİZ gelmektedir. Faiz (Riba) büyük günahlardandır.
RİBA=FAİZ
Riba sözcüğü yerine Türkçede daha çok Faiz terimi
kullanılır. Faiz; taşan, taşkın, dolu, ödünç verilen para için alınan ziyade
gibi anlamlara gelir. Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde Riba ile Faiz in aynı
anlama geldiğini belirtmektedir: Riba; sözlükte, ziyadeleşmek, fazlalaşmak
anlamına mastar olup, faiz dediğimiz özel fazlalığın adı olmuştur... Cahiliyye
devrinde asıl borca Re sül-mâl , ziyadesine ise Riba adı verilirdi. Bugünkü
faiz işlemleri nitelik bakımından cahiliyye devrinin bu âdetinden başka bir şey
değildir. Zaman zaman faiz miktarının ve şekillerinin azalması veya çoğalması
muamelenin niteliğini değiştirmez
Allah (C.C.) FAİZ i kesin olarak haram kılmıştır.
Kur an ın şu ayetlerini dikkatlice okuyalım.
Bakara 275: Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı
kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, Alışveriş de faiz gibidir
demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır.
Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden
vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah a kalmıştır.
(Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir.
Orada ebedî kalacaklardır.
Bakara 276: Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise
artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez.
Bakara 278 279: Ey iman edenler! Allah a karşı gelmekten
sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı
bırakın. Eğer böyle yapmazsanız (faizi terk etmezseniz), Allah ve Resulüyle
savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir.
Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size
haksızlık etmiş olur.
Ali İmran 130: Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış
olarak faiz yemeyin. Allah a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Nisa 160 161: Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok
kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz
almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden
kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden
inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.
Rum 39: İnsanların malları içinde artsın diye faizle her
ne verirseniz, Allah katında artmaz. Ama Allah ın hoşnutluğunu isteyerek her ne
zekât verirseniz; işte bunu yapanlar sevaplarını kat kat arttıranlardır.
Faiz, Peygamberimizin lisanıyla da kınanmış ve
yasaklanmıştır. Ebu Hureyre den, Hz. Peygamber in şöyle dediği nakledilmiştir:
Miraç gecesi, karınları evler gibi (büyük) olan bir topluluğun yanına geldim.
Onların karınlarında dışarıdan görünen yılanlar vardı. Cebrail e (A.S.)
bunların kimler olduğunu sorduğumda; Bunlar faiz yiyenlerdir cevabını verdi.
(İbn Mace: Ticaret, 58) İbn Mesud (R.A.)
anlatıyor: Resulûllah (S.A.V.), faiz yiyene ve yedirene faiz işlemlerinin
şahitlerine ve kâtibine lanet etmiştir. (Ebu Davud: Büyu 4) Cabir (R.A.) şöyle
buyurdu: Rasulûllah (S.A.V.), faiz yiyene ve yedirene, faizi yazana ve şahit
olanlara lanet etti ve: Onların hepsi aynıdır buyurdu. (Müslim 3/1229) Amr
İbn Ahvas (R.A.) anlatıyor: Hz. Peygamberi (S.A.V.) Veda Haccı sırasında
dinledim, şöyle diyordu: Haberiniz olsun, şüphesiz cahiliyye faizlerinden olan
tüm faizler kaldırılmıştır. Sermayeleriniz ise kendinize aittir. Siz
zulmetmeyiniz, zulme de uğramayınız (Ebu Davud: Büyu 5) Ebu Hureyre (R.A.)
anlatıyor: Resulûllah (S.A.V.) buyurdular ki: Faiz yetmiş çeşit günaha sebeptir.
En hafifi kişinin anasıyla zina yapması gibidir. Abdullah İbn Mesud (R.A.)
şöyle dedi: Resulûllah (S.A.V.): Faiz yetmiş üç kısımdır. En basiti kişinin
annesiyle nikâhlanması gibidir. Ve faizin en kötüsü Müslüman bir kimsenin
ırzına dil uzatmak gibidir buyurdu. (Hakim: Müstedrek-37)
Abdullah İbn Hanzala (R.A.) şöyle dedi: Rasulûllah
(S.A.V.): Kişinin bilerek yediği bir dirhem faiz otuz üç zinadan daha kötüdür
buyurdu. (Ahmed Müsned 5/225)
HALİMİZ VE KURTULUŞ YOLU
Ülkemizde İslam ahkâmı yürütülmüyor ve Müslümanlar olarak
bunun sıkıntısını çekiyoruz. Ülkemizde uygulanan ekonomik düzen Protestanlık
mezhebinin dini nizamı olan faizci kapitalist nizamdır. Bu nizam zengini daha
zengin, fakiri daha fakir yapan bir nizamdır. Çünkü bu nizamı kuranların
hedeflediği şey, bütün insanlığı, ırkçı emperyalizmin kurduğu Gizli Dünya
Devleti nin köleleri haline getirmektir. İnsanların köleleştirilmesi için
kullanılan en önemli araç FAİZ aracıdır. Onun için kurdukları düzeni faiz
üzerine inşa etmişlerdir.
Bu millet borca dayalı para sistemiyle ezilmektedir.
Ülkemizde bütçeler açık bütçe olarak borçlanmaya dayalı olarak yapılmaktadır.
Yapılan borçlanmaların faiz ödemeleri üzerinden bütçeden her yıl ırkçı
emperyalizme kaynak aktarılmaktadır. Türkiye nin 2013 yılı bütçesi 404 milyar
liradır. Bütçe gelirleri 370,1 milyar liradır. Bütçe açığı ise 34 milyar lira
olarak öngörülmüştür. Bütçeye konan faiz giderleri ise 53 milyar TL dir. Bu
faizler vatandaştan toplanan vergilerden ödenmektedir.
Vatandaşlar alım satım yoluyla da köleleştirilmektedir.
Satın alınan her şeye ödenen bedelin üçte biri faiz için ödenmektedir. Çünkü
malı üretenler kullandıkları kredi faizlerini masrafa yazarak maliyetin içinde
gösterdiklerinden sonunda bu kredilerin faizlerini de o malı satın alan
ödemektedir. Böylelikle kurulan hile rejimi yoluyla vatandaş ezilmekte, para
gücünü elinde bulunduran ırkçı emperyalizm ve İşbirlikçileri semirmektedir.
Vatandaş bugünkü bankacılık sistemiyle de faiz yoluyla
ezilmektedir. Ev kredisi, araba kredisi, tüketim kredisi gibi yollarla
vatandaşlar, bankaların köleleri haline getirilmektedir. Kredi kartları
üzerinden bankalarla ilişkisi bulunmayan vatandaş bırakılmamıştır. Bu gidişatın
sonu yoktur. Hayır, bir sonu vardır. Oda helak olmaktır. Çünkü faize dayalı bir
düzen ve bu düzeni yürütenler ve bu düzenin yürütülmesine başta düzen
partilerine verdikleri oylar olmak üzere destek olanlar, gerçekte mülkün tek
sahibi olan Allah ile savaş halinde olan kimselerdir. Bu yolda olanların bu
savaşı kazanmaları imkânsızdır. Hiçbir Müslüman ın, İslam ve ortaya koyduğu
esaslar bakımından faize dayalı böyle bir düzeni savunması, yanında yer alması,
bu düzeni yürütmeyi içine sindirmiş siyasi kadrolarla birlikte hareket etmesi,
onların oy deposu olması mümkün değildir.
Ey aziz milletimiz bu kötü gidişattan kurtuluşun tek yolu
vardır. O yol da Milli Görüş yoludur. Milli Görüş ün Adil Düzen idir. Adil
Düzen i savunan SAADET PARTİSİ dir. Adil Düzen de faiz yoktur, haksız
vergilendirme yoktur, vatandaşın malını haksız yere yemek yoktur. Bu düzende
üretim vardır, emeğin korunması vardır. Bu düzene geçmek bizlerin elindedir.
Suni bölünmeleri bir tarafa bırakarak inanç olarak Milli Görüş esaslarına
bağlanmak ve ülke yönetimine SAADET PARTİSİ nin inançlı kadrolarını getirmek
bizim elimizdedir. Kim muhalifinin iktidara gelmesini istemiyorsa oyunu SAADET
Partisi ne versin, muhalifi iktidara gelmesin, SAADET iktidara gelsin. AKP
iktidara gelmesin diyen CHP, MHP, BDP liler oyunu SAADET e versinler AKP değil
SAADET iktidara gelsin. CHP, MHP, BDP iktidara gelmesin isteyen AKP liler
oylarını SAADET e versinler ki onlar değil SAADET iktidara gelsin. Erinde
geçinde olacağı budur, kurtulmanın bundan başka çaresi de yoktur vesselam.