Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Zalimlerin siyaseti, ezen, yıkan ve yok eden siyasettir. Zalimler, kuvveti, çoğunluğu, çıkarı, imtiyazı hak sebebi saydıkları için ezerler, yıkarlar, satarlar ve yok ederler. Zalimler; sadece kendi çıkarlarını düşündükleri için, Allah’ı, müminleri, fert ve toplumu güya aldatmaya çalışırlar. Onların kalplerinde faiz, kumar, zina, israf, insanların mallarını gasp etme, bozgunculuk, ekini ve nesli bozma, zalimleri sırdaş ve veli edinme hastalığı vardır. Söylemekte oldukları yalanlar ile kazanacaklarını zannederler. Yeryüzünde faizci kapitalizmi yürüterek fesat çıkarmayın denildiğinde onlar; biz bu faizci düzenini ıslah için yürütüyoruz derler. Kendilerinin ezen, yıkan ve yok eden fesatçı olduklarını kabul etmezler. Adil Düzen, İslam Birliği, Yeni Bir Saadet Dünyası kurulsun diye çalışan samimi müminlerden oluşan kadroları, fesatlarına muhalefet eden fert ve toplumları küçümserler, alay ederler. Onlar; “Biz, o beyinsizlerin inandığı gibi inanamayız” derler. Yürüttükleri bozuk düzene karşı çıkanları, gittiğiniz yol, yol değildir diyenleri hainlikle suçlarlar. İşledikleri günahları, başkalarının sırtına yüklemede mahirdirler. Milli Görüşçüler, hakkı, hukuku üstün tutan müminler, adalet ve refah isteyen aydınlar ile karşılaştıklarında, biz de Milli Görüşçüyüz, hakkı ve hukuku üstün tutuyoruz, adalet ve refah istiyoruz derler. Ancak, kendilerini ayartan Siyonist ve Haçlılardan oluşan Batılı müttefikleri ile baş başa kaldıklarında; “Biz sizinle beraberiz, stratejik ortaklığımıza zarar verecek aykırı işler yapmayız” derler. Onlar; gazaba uğramış Siyonist ırkçı ve inkârcı Yahudi, sapıtmış müşrik Haçlı Hıristiyan müttefiklerini memnun etmek için Adil Düzen yerine ezen faizci kapitalizmi benimseyip, bu düzen ile milleti ezerek zillete mahkûm ederler. Sözde mülkün sahibi Allah’tır derler, iktidarı verenin de alanın da Allah olduğunu unuturlar. Kuvvet ve kudret sahibi ancak Allah’tır derler, ırkçı emperyalizmin, zalim Batı’nın zahiri gücüne teslim olup dünyalarını da ahiretlerini de mahvederler. Onlar, hak ile batıl arasında bocalayıp dururlar ama bencillik, kibir ve hırsları yüzünden hep batılın adamı olurlar. Ettikleri yalan ve sahte yeminlerini kalkan edinerek, fert ve toplumu yürüttükleri faizci düzenle Siyonizm’in kölesi yaparlar. Kul ve yetim hakkının edebiyatını yaparlar, ancak sadece çıkarlarına, stratejik müttefiklerine hizmet ederler. İnanarak ezerler, yıkarlar ve yok ederler. Ezen, yıkan ve yok eden bu zihniyeti fark edemeyen toplumlar, ezilmekten, yıkılmaktan, yok olmaktan kendilerini koruyamazlar.
ÇİRKİN ŞEYLER
İnsanın yaratılış hikmetini unutması çirkin bir şeydir. Tevhit inancına muhalefet edip, inkârcı, müşrik ve münafık olmak, çirkin bir şeydir. Fatiha’yı okuyup, fıkhına vakıf olduktan sonara, İslam’dan yüz çevirmek, ilahi gazaba uğramış Yahudiler ile sapıtmış Hıristiyanların düzen ve birliklerine tabi olmak çirkin bir şeydir. Kur’an, sünnet ve salim fıkıhtan oluşan Müslümanlık müktesebatı yerine, AB müktesebatını referans olarak benimsemek çirkin bir şeydir. Kur’an’ca ve İslam’ca bir eğitim yerine, Batı cehaletinin ürünü materyalist eğitimi tercih etmek, çirkinliğin ötesinde cinayettir. Kadını ve erkeği birbirleri için yaratılmış eşler olmaktan çıkarıp, birini diğeri için düşman haline getirmek, Allah’ın yaratmasına ve takdirine başkaldırmaktır. Nikâhın yerine zinayı, sapık ve anlamsız ilişkileri ikame etmek insanlığa ihanettir. Emek ve mubah üretimin yerine faizi, kumarı, haram kazancı ikame etmek haddi ve hududu aşmaktır ve zulümdür. Allah’ın rızası yerine ABD ve İsrail’in rızasını gözeterek iş görmek, onları ilah ve kıble edinmektir.
Bir saadet düzeni olarak İslam için değil, hile rejimi ve kapitalist düzeni yürütmek için çalışmak, şeytan ve adamlarının askeri olmaktır. Müslüman milleti, tek bir ümmet halinde tutmak yerine, fırkalara bölmek, onlar arasında kin ve nefret tohumları ekmek, Firavun’lara, Nemrut’lara Ebu Cehil’lere özenmektir. Hırsızlık yapmak, ölçü ve tartıyı bozmak, kamunun malını kendi malıymış gibi kullanmak, rüşvet alıp vermek, israf etmek insanlıktan çıkmaktır. Yeryüzünde kibirlenerek yürümek, fert ve topluma tepeden bakmak çirkinlik ve basitliktir. Yalana kulak vermek, çirkin bir şeydir. Bu ve benzeri çirkin şeylerin adamları bir yere hâkim olduklarında, ezerler, yakarlar, yıkarlar, yok ederler, Allah’ın hükmüne rıza göstermezler. Bunlar, hayra değil şerre hizmet ederler.
ALDATANLAR VE ALDANANLAR
Şeytanın ve fesada koşanların hikâyesi, insanın bilmesi gereken şeylerdendir. İnsanlardan ve cinlerden olan şeytanlar, insanları Allah’a kulluktan, İslam’dan, hayra hizmetten alıkoymak için, kötülükleri ve çirkin şetleri güzel göstererek aldatırlar. İslam’a yönelmesi gereken insanları, küfre, şirke ve münafıklığa döndürmek için çalışırlar. Onların telkinlerine kulak verenler, adımlarını takip edenler aldanırlar, dünyada rezil ve sefil oldukları gibi, ahirette de çetin bir azaba muhatap olurlar.
Aldatanların görüntüleri de aldatıcıdır. Onları gördüğünde kalıpları hoşuna gider, konuştuklarında sözleri dinlenir. Hak gibi algılanan sözleri, şer işler için söylerler. Kötülüğü emredip, iyilikten men ederler.
Millete cimri, yandaşa cömerttirler. Sözleri yalandır. Vaatleri boştur, sözlerine güvenilmez, emanete hıyanet ederler. Bunların lakırdılarına kulak verip peşinden gidenler aldanırlar. Aldatanlara efendi diyenler aldanmıştır. Aldatanlar; kibirlidirler, alaycıdırlar, küfürbazdırlar, harama helale dikkat etmezler. İslamsız saadet olmaz.
Bu gerçeğe inanmayan, hafife alan aldanmıştır. Aldanmışlar için, dünya hayatı caziptir. Hayat ancak dünya hayatıdır, yaşarız ve ölürüz, bizi ancak zaman helâk eder, derler. Hak, hukuk, günah, sevap, cennet, cehennem gibi kavramlardan habersiz veya ilgisiz kaldıkları için fazilet, adalet, fedakârlık ve dürüstlük gibi insanı yücelten değerlerden mahrumdurlar. Hayvanlar gibi başıboş ve sorumsuz yaşarlar. Aldatan ve aldananlardan olmamak için itibar edilecek tek yol Milli Görüş yoludur. Selam hidayete tabi olanlara…