Her Müslüman’ın, her gün Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuması farzdır” desem acele edip hemen itiraz edilmesin.

Beş vakit namazımız, her Müslüman’a farzdır. Bütün mezhepler arasında bu konuda ayrı görüş sahibi olan da yoktur.

Namazın farzlarından biri olan kıyam/ayakta durma, farz olduğu gibi kıyamda Kur’an’dan ayet/ler okumak da farzdır.

Öyle olunca her Müslüman, her gün hiç değilse bile namazında Kur’an okumaya devam ediyor.

Ashabı kiramın hepsi Arapçayı çok iyi bildikleri için okuduklarını da anlıyorlardı.

Yani, namazla her gün Kur’an’dan gıdalarını almaya devam ediyorlar.

Neyi nasıl yapacağımızı Kur’an’dan öğrenirken aynı zamanda Rabbin huzurunda kıyama kalktığımızda, Rabbimizden isteklerde de bulunuyoruz.

Mesela Fatiha süresinde:

“Bizi, doğru yola ilet” diyoruz. Çünkü dünyada bileği güçlü olan herkesin çizdiği bir yol var ve her biri boynunu büktüklerini kendine kul ediyor.

Biz, ise yalınız Rabbimize kul olmak istediğimizden Rabbimizin yolunu istiyoruz:

“Kendilerine nimet verdiğin (nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler) kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil” diye dua ediyoruz.

Yaptıkları ihanet, ifsat, akıttıkları kan ve gözyaşı nedeniyle Allah’ın gazabına uğrayan Yahudilerin yoluyla, dinlerini saltanata ve paraya çeviren, ahireti verip dünyayı almaya çalışan, sömürgen Hıristiyanların yolunu istemediğimizi duamızda tekrarlıyor ve Rabbimizden yardım istiyoruz.

Namazımızın son oturuşunda:

“…Rabbimiz bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru” diye dua ediyoruz (Bakara süresi ayet 2/201).

Hemen ardından kendimiz, anne ve babamız ve Hazreti Adem’den bu dünyada en son ölecek olan mümin kardeşlerimizin afvı için Rabbimize dua ediyoruz:

“Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anne ve babamı ve bütün müminleri bağışla” diyoruz. (İbrahim süresi ayet 14/41).

Hanefiler, her gün vitr namazının son rekâtında rukuya gitmeden önce tekbir alır ve “Kunut” duası okurlar.

Hanefilerin okuduğu bu duanın manasını “KUNUT ALLAHA İTAAT/ TAĞUTA BAŞ KALDIRI DUASI” başlığı altında 25.01.2011/ tarihli Milli Gazete yayınlamıştım.

Bu gün Şafiilerin Kunut duasının kısaca manasını yazdım:

“Allah’ım, beni/bizi, hidayet verdiğin kişiler arasına kat ve onların arasında sabit kıl. Beni/bizi afvettiklerinin arasına kat, sıhhat ve afiyet lütfet. Beni/bizi dostlarının arasına kat ve bize de sahip çık. Verdiklerini bereketli kıl. Verdiğin hükmün şerrinden beni/bizi koru. Sen, hükmedensin, kimse sana hükmedemez. Senin dost edindiğin zelil olmaz, düşman edindiğin aziz olmaz. Sen, dünya ve ahirette bereketler ihsan edensin ve yüceler yücesisin.” (Ebu Davud, Sünen, K. Vitr, bab 6, Tirmizi, Sünen, K. Sıfat’il-Kıyamet, bab 226).

Her zaman ve her yerde duadan önce amel-i salih/dünya ve ahiretimize uygun eylem vardır.

Duadan önce temizlik vardır. Eller yıkanacak, ağız misvak/temizlenecek, burun temizlenecek, yüz, eller ve ayaklar yıkanacak, özetle abdest alınacak.

En temiz elbiselerle Rabbimizin: “Dön” dediği mescidi harama dönülecek, köy, mahalle ve şehir halkının tamamıyla aynı yöne dönülerek omuz omuza verilerek birlik ve beraberlik sağlanacak, aramıza düşmanlık tohumları ekenlere fırsat verilmeyecek