Sevgi Nereye Gidiyor

evlilik öncesinde eş adayları sevgi yi birbirlerine alabildiğine veriyorlar.

Hiçbir güç, hiçbir problem bu duyguyu engelleyemiyor.

Her türlü fedakârlığı, özveriyi sınırsız bir şekilde birbirleri için yapıyorlar.

Evlenince daha fazla seveceklerini, daha fazla mutlu olacaklarını umut ederek yuvalarını kurmaya çalışıyorlar.

Evlendiklerinde ise, hiç de umdukları gibi olmuyor.

Daha fazla sevgi, daha fazla mutlu olma yerine; daha az sevgi, daha az mutluluk karşılarına çıkıyor.

Birbirlerini elde etmenin rahatlığı içinde o güzelim sevgi, sanki birden ortadan yok oluyor

Haklı olarak, evlilik öncesindeki o güzelim sevgi nereye gitti diye sorma ihtiyacı duyuyorlar

***

Evlilik öncesindeki o güzelim sevgiye ne oluyor

Hani birbirlerini görmeden edemiyorlardı

Saatlerce baş başa yapılan o konuşmalar ne içindi

Nerede o iltifatlar

Nerede o hediyeler

Nerede o ikramlar

Ne oluyor da insan bu kadar değişiyor

Bu değişimin, bu farklılığın altındaki sır nedir

Şaşkınlık ve kararsızlık içinde eşler neye uğradıklarını bilemez hale geliyor.

Şimdi bu hayal kırıklığının yaşanmaması için birkaç tavsiyede bulunmaya çalışalım.

***

Evlilik bir otomobil almaya benzer.

Hayalinizdeki otomobili alabilmek için önce kendinizi hazırlıyorsunuz.

Size uygun otomobili bulmaya çalışıyorsunuz.

Araştırma yaptıktan sonra kendi durumunuza göre seçtiğiniz otomobilin özelliklerini ve güzelliklerini öğreniyorsunuz.

Kararınızı verdikten sonra da otomobili alıyorsunuz.

Umutla, hevesle aldığınız otomobilinize gözünüz gibi bakıyorsunuz.

Onu muhafaza edebilmek için her türlü tedbiri alıyorsunuz.

Günlük suyuna, yağına ve yakıtına bakıyorsunuz.

Altı aylık veya senelik bakımı için servisine götürüp rot balans ayarını, elektrik tesisatını, motorun durumunu ve diğer teknik aksamları baştan sona gözden geçiriyorsunuz.

Bunu yapmazsanız otomobiliniz size problem çıkarır.

Uzun yolda giderken sizi yarı yolda bırakabilir.

Evlilik de bunun gibidir.

Günlük, haftalık, aylık ve yıllık bakım ister.

Yoksa yarı yolda problemler çıkar ve orta yerde kalıverirsiniz.

***

Karı-koca birbirlerinin tapulu malları değil, iki ayrı parçanın bir bütünüdür.

Yani tencerenin kapağı gibidir.

Bekâr erkek ve kadın evlilik öncesinde her ihtiyaçları tamam olmasına karşılık yarım insandır.

Evlendikten sonra tam insan oluyor.

Evlenince insanın hayatı anlam kazanıyor.

Hayatın esası neslin devamı ve huzurlu yaşamanın kuralı bu şekilde oluşuyor.

Para verip tapulu bir mal alır gibi eşler birbirlerini alıp bir kenara koyarlarsa bu evlilik değil, başka bir mal alım-satım işi oluyor.

Evlilik sonrasında eşlerin birbirlerine karşı sorumlulukları vardır.

Bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde sorunlar yığılır yığılır sonra eşler bu sorunların altında ezilirler.

Bu nedenle eşlerin evlilik öncesindeki rolleriyle evlilik sonrasındaki rolleri arasında bir  denge oluşturmaları gerekiyor.

Evlilik öncesi ve evlilik sonrasındaki bu denge sağlanamazsa sevgi azalır.

Sevgi azalınca da güvensizlik ve umutsuzluk evliliği tehlikeye sokar.

***

Evlilik öncesindeki o güzelim sevgiyi, evlendiğinizde beslemezseniz ya biter ya da azalır.

Evlilikte sevgi ve saygı eşlerin elindedir.

Bunun sihirli formülü de iletişim kültürüne sahip olmaktır.

İletişim kültürüne sahip olan eşler sevgiyi bitirmezler bilakis besleyip büyütürler.

Evlilik terapistlerinin ortak kanaati; iletişim kültürü temel bir ihtiyaçtır .

Bu ihtiyacı becerebilen eşler evliliklerini rahatlıkla yürütebilirler.

Evlilik hayatı, akıllı, olgun, duygulu, dürüst, güvenilir, adaletli ve iletişim becerisine sahip olanların işidir.

MUSTAFA K. TOPALOĞLU