Doğduklarında dini hassasiyetlerimizden dolayı adlarını Ahmet, Mehmet, Abdullah, Abdurrahman, Hüseyin, Hasan ve Ayşe, Fatma, Hatice, Meryem... koyduğumuz evlâtlarımız neden bir müddet sonra Hans laşıyor ve Marya laşıyorlar

Ekonomi, siyaset, bürokrasi ve eğitim dallarında bir yerlere gelince neden bir din, iman ve ahlâk düşmanı olarak milletimize kan kustururcasına tavır ve davranışlar sergiliyorlar

İsmi Ahmet, Mehmet, Abdullah... ama milletimizi millet yapan hassasiyetlere bunlar neden düşman kesiliyorlar

İsmi Ayşe, Fatma, Aliye, Fahriye, Sevda, Hatice... lâkin kendisi tesettür iffet ve hayâ düşmanı; neden böyle olmuş

"Benim annem başı örtülü, namaz kılar, hacılığa gitmiştir" diyorlar İslâm a ve Müslümanlara ateş püskürüyorlar; neden böyle oldular

Neden sokakların çıplaklar kampına dönüşmesi tesettür düşmanlarını rahatsız etmiyor

Bunlar köşe kapmak için neden mukaddeslerinden ve mukaddesatlarından pervasızca taviz veriyorlar da kendileri gibi olmayanlara tahammül edemiyorlar

Üç günlük dünyada servet, şöhret ve şehvet düşkünü olup neden nefislerine tapınıyorlar

Neden böyle, niçin böyle ve nasıl böyle oluyorlar

Soruları daha da sıralayabilirsiniz...

Şüphesiz ki, anne-babaları Müslüman, adları Müslüman adı, başlangıçta kendileri dindar Müslüman fakat bir müddet sonra Hans ve Marya laşan bu insanların kızıllaşmalarının sebepleri var.

Bunlardan bir kaç tanesine değinelim:

1- Çocukları doğunca Müslüman anne-baba, aman çocuklarım Müslümanlığını ihmal etmesinler diye Müslüman adı koyuyorlar.

Başlangıçta Allah ın bir, Peygamber in hak olduğunu öğretiyorlar. Sofra duasını öğrenmek için fırsat veriyorlar.

Namaz sureleri, çat-pat namaz kılmalarını sağlıyorlar.

Kız çocukları çıplacık kıyafet içinde, daha küçük gerekçeleriyle büyütüyorlar.

2- Okul faslı başlıyor. Bundan sonra okullar, makamlar, şöhretler, rahat hayat yaşama teraneleriyle din, iman Kur ân gibi mefhumlar konu bile edilmiyor.

Kapitalist bir kafa oluşması için zeminler hazırlanıyor.Hedef çok para kazanmak, çok rahat bir hayat yaşamak, bir eli yağda öbür eli balda imkânlara sahip olmak telaşı, ebeveynlere ve hayata tırmanan çocuklara Allah ı da Peygamberini de unutturuyor.

Kapitalist kafa yapısının hedeflediği noktaya ulaşmak için verilmedik taviz bırakılmıyor. Neticede yetişen nesil mutfakla helâ arasında bir boru olmaktan başka bir işe yaramıyor.

3- Okullarda milli ve mânevi değerleri kazandıracak, kutsallara saygıyı aşılayacak, edeb ve hayâyı techiz ettirecek bir eğitim verilmediği için, yeni nesil hayatın bu dünyadan ibaret olduğuna inandırılıyor. Böyle bir hayatın zevkini alabilmek için ne hak tanıyor ne de hukuk.

4- Müslüman ebeveynler çocuklarımız okusun, kafasıdağılmasın, önce makamı, iyi mekânı temin etsin, dini daha sonra da öğrenir ve yaşar diyor, din eğitimini evlatlarına vermiyor. Ne zaman çocuk belli yaşa gelince âsiliğini önce anne-babaya gösterince "eyvah" demesinin faydası olmuyor.

5-Tevhid eğitimi,

İbadet eğitimi,

Aile eğitimi almadan hayata atılıp önemli mevkileri işgal edenler, isimleri Ahmet, Mehmet, Hasan veya Ayşe, Fatma, Meryem de olsa milletimizin mânevi değerlerine Hans ve Marya gibi bakıyorlar.

Müslüman anne-babalar, çockularınıza doğunca verdiğiniz isim hassasiyetini yetiştirirken de vermezseniz, onlar hem kendinizin başınıza hem de milletimizin başına belâ kesilirler. Şimdiki yetmeler gibi...