Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Milli Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer
1994 yılında tanıştığım kişilerden iki tanesi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kazandığımız yıl
yani.
İlginç hatıralarım var.
Önce biraz geriye gitmemiz gerekiyor. Anavatan Partisi ve
Merhum Turgut Özal. Her ay Türkiye nin birkaç yerinde belediye seçimleri
yapılıp, siyasi ortamın hep gergin ve heyecanlı beklentilere bırakıldığı yıllar
ve o alışkanlıkla devam eden sistem. Refah Partisi İstanbul teşkilatları olarak
kıt mali kaynaklarla, emek yoğun çalışıp, Türkiye nin her yerinde yapılan parça
buçuk seçimlere destek vermeye çabalıyorduk.
İstanbul un en uç köylerinden biri Binkılıç tır. Önce belde
yapılması, arkasından da belediye başkanlığının boşalması sebebiyle üst üste
iki kere seçim yapılan Çatalca ilçesine bağlı Binkılıç Beldesi İlk seçimde tüm
çabalarımıza rağmen 30-40 oy ancak alabildiğimiz Binkılıç ta, 1994 genel
mahalli seçimlerinin hemen öncesinde yeniden seçime gidildi. Bu defa Trakya nın
en ücra yerlerinden biri sayılan bu beldede seçimi almalıydık. Bu bize büyük
bir prestij sağlayacak, İstanbul da seçimleri kazanmamız için itici bir motor
olacaktı.
İl Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ın ve Seçim Karargâh
Başkanı olarak benim kararlarımızla bütün İstanbul teşkilatlarını, kadınlı
erkekli Binkılıç a yığdık. Çok yoğun bir çalışma yapıyoruz. Her eve tek tek
ailece ziyaret yapmaya karar verdik. Bunun için de harçlıklarımızı biriktirip
Refah Partisi amblemli çikolatalar ve kahveler yaptırdık. Her eve birer kutu
çikolata ve Türk kahvesi vereceğiz ve samimi bir sohbet yapacağız. Böylece ipi
göğüsleyeceğimizi hesaplıyoruz. Bir aydan fazla bir zaman çalışarak kampanyayı
bitirdik. Her eve ailece girmiştik. Büyüklü küçüklü herkesle birebir sohbet
etmiş, onların takdirini ve sempatisini kazanmıştık. Yani öyle görüyorduk. Ama
dikkatimizi çeken bir şey oluyordu. Her gün çalışmayı yapıp geri dönerken köyün
çıkışında bizi anlamlı anlamlı gülümseyerek takip eden bir yüzle
karşılaşıyoruz. Anavatan Partisi seçim sorumlusu avukat M.A. Dost görünümlü bir
kişi
Binkılıç seçimleri yapıldı ve biz seçimi alacağız
zannederken oylarımızın düştüğünü gördük. Büyük bir hayal kırıklığı. Bir
araştırma yaptık ki, bizim ev ziyaretlerimizi bitirip geri dönüşümüzden hemen
sonra, M.A. sokakları dolaşıp adamları vasıtasıyla bizim çikolatalarımızın ve
kahvelerimizin yenilip içilmemesini, hepsinin okunmuş olduğunu ve yiyen
herkesin büyüleneceğini fısıltı metodu ile her eve ulaştırıyormuş. O canım
çikolatalar ve diğer hediyelerin hepsi çöpe gidiyormuş. Seçim sonuçlarını alıp
adeta moral olarak yıkılıp geri dönerken, yine sırıtan bir yüzle bizi uğurlayan
M.A.nın alaycı bakışlarını asla unutamam.
Kısa süre sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini
kazandık ve başkanımızı koltuğa oturttuk. Belediye de oluşturulacak kadrolar
için bizimle asla istişare yapmayan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, teşkilatlardan
daha üstün tuttuğu ve danışman olarak aldığı Ömer Dinçer ve Genel Sekreter
Yardımcısı olarak görevlendirdiği İdris Naim Şahin ile beraber bu işi
yürüttüler. Diyebilirim ki, Recep Tayyip Erdoğan ın Refah Partisi teşkilatları
ile bağlarının zayıflatılmasında etrafını sarıp kendi isteklerine göre
kadrolaşmayı sağlattıran bu iki kişi başrolü oynamışlardır.
Kısa süre sonra bir haber aldım. Belediye nin en önemli bir
müessesesinin baş hukuk müşavirliğine bizim meşhur avukat M.A. getirilmiş.
Teşkilat mensuplarının işi düştükçe, onları makamında o meşhur alaycı gülüşü
ile karşılıyormuş. Beynimden vurulmuşa döndüm. Koşarak gittim, başkanımız
makamında basın toplantısına hazırlanıyor. Yanında bir iki kişi vardı ama ben
sinir tepemde çenesinin altına girerek yüksek sesle bağırmışım:
-Tayyip Bey Allah tan korkmaz mısın M.A yı baş hukuk
müşaviri yapmışsın. Bunu nasıl yaparsın, dün bizimle alay eden bu şahıs orada
nasıl görev alabilir
Kolumdan tutarak kenara çekti:
-Sakin ol. Bunu konuşuruz, şu anda basın toplantısı
yapıyoruz. Daha sonra görüşürüz.
Daha sonra bunu görüşmeye fırsat olmadı ve M.A dan daha çok
tepki çeken isimler birer birer kilit noktalara yerleştirilmeye devam edildi.
Bu iki eski bakan, Recep Tayyip Erdoğan ın etrafını
sarmışlar ve istediklerini yaptırıyorlardı.
Sonunda milletvekili de oldular bakan da. Ama Başbakan artık
onların değil, onlardan daha üstün birileri ile yaptığı istişarelerle
yürüyordu. Onun etrafı değişmişti. Çok kısa bir süre sonra bu iki eski bakanı
harcamaktan çekinmedi. Sağda solda imalı sözlerle bu iki eski bakana
göndermeler bile yapıyor. Biz zamanında bize yapılanlara tepki gösterip
yerimizden ayrılmayı asla düşünmedik. Çünkü bir haklı davanın mensuplarıydık.
Ama bir davası olmayanların bakanlıktan indirilmelerinden sonra, Başbakan ın
bir yerlerden talimat aldığını ima eden sözlerini duyup izledikçe de içimiz
cız etti. Anlı şanlı bu eski bakanların partiden istifaları bile
konuşuluyormuş.
Diğer taraftan eski bakanlardan Ertuğrul Günay da bu
günlerde terörist başının yıldızının kendi iktidarlarınca parlatıldığını
söylüyormuş. Unutmasın, kendisi de bakan iken yaptıklarını eleştiriyor. Bu
çıkışlarının devamı da geleceğe benziyor.
Sık sık ne diyor Başbakan:
Men dakka dukka!..
OYUNUN ŞAHI
Usta bir oyuncuya olmuştun şah;
Yıllarca caka satmıştın etrafa;
Oyun bitti, piyonları ve seni
Koydu torbaya, attı arka rafa