Kâinatın fahri ebedîsi yüce Rasülümüz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz."

Türkiye dış müdahalelere açık bir ülke. Bazan, en önemli olaylarda bile, dış güçlerin belirleyici bir rol üstlendiğini görüyoruz. Meselâ, 12 Eylül Harekatı sonrası, ABD basını "Bizim çocuklar Türkiye de ihtilâl yaptı" ifadelerine yer vermişti. Yine, özellikle 28 Şubat darbesinin onuncu yıldönümü münasebetiyle, bu hareketin bazı failleri "28 Şubat ın dış etkiler sonucu gerçekleştiği" yolunda itiraflarda bulunmuşlardı.

Dikkatli bir gözlemci, Türkiye deki seçimlerde yönlendirmeler yapıldığını görmekte gecikmeyecektir.

Cumhuriyet tarihi boyunca, uzun süre tek partili dönem yaşanmış, çok partili dönemde de bazı sandık hileleri ve ayak oyunları kitaplara kadar konu olmuştur.

Bir süre sağ ve sol partiler münavebeli olarak hükümetlerde bulunmuş, Millî, yerli ve bağımsız çözüm yolları öneren Millî Görüş hareketi Türkiye nin siyasî hayatına girmesiyle birlikte farklı oyunlar sahnelenmeye başlanmıştır.

Sağ-Sol oyunu

Başlangıçta, özellikle CHP nin halkımızın değerleriyle barışık olmayan baskıcı tutumu karşısında "Sağ partiye oy vermezseniz sol iktidar olur." sloganı devreye sokulmuş, maalesef korku psikolojisi üzerine kurulmuş bu propaganda etkili olmuş, Millî Görüş ün partileri Meclis te layık olduğu çoğunluğa ulaşamamıştır. 12 Eylül sonrasında, görüntüde Millî Görüş e benzeyen, fakat programında liberal ve ABD yanlısı politikalar bulunan Özal hareketiyle Millî Görüş perdelenmek istenmiştir.

Millî Görüş, halkın inancı, tarihi, özü ve kendisi olduğu için yeniden yükselişe geçmeye başlamış, bu sefer de 28 Şubat postmodern darbesi tezgâhlanmıştır.

Oyunlar Millî Görüş üzerine

Demokratik olmayan bu hareket sonucu milletvekili pazarları kurulmuş, Türkiye nin 3. partisinden Başbakan, 4. partisinden Başbakan yardımcısı, 5. partisinden Meclis Başkanı çıkarılmıştır. Tabiatıyla, "Siyasi hayatıma mâl olsa bile" gibi sözler söylenerek, demokrasi dışı ve halkın tasvip etmediği nice icraatlar yapılmıştır.

Daha sonra, bitme noktasına gelmiş Ecevit in DSP si 59 milletvekili ile tek başına iktidar yapılmış, bu arada Abdullah Öcalan, Kenya dan paketlenerek Türkiye ye gönderilmiş, olayın psikolojik etkisi ile Bülent Ecevit in DSP si birinci parti durumuna getirilmiş, nice problemler yaşanmış, hatta Türkiye hastaneden yönetilir olmuştur.

Millî Görüş dışındaki siyasi görüşlerin iflas ettiği bir dönemde, Millî Görüş içinde yer alan bazı kişilere AKP ismiyle bir ucûbe parti kurdurulmuş. Siyasi geçmişlerini bütünüyle reddeden, Millî Görüş gömleğini çıkardığını söyleyen kadrolar ABD ve AB nin etki alanına girmiştir. Türkiye gerçekleriyle örtüşmeyen AKP politikaları üç sene dolmadan iflâs etmiş, tabanlarının kaymaya başladığını gördükçe, yeni manevralar yapmaya başlamışlardır.

Önce, Cumhurbaşkanı seçimleri bahane edilerek Baykal ve Erdoğan arasında horoz dövüşünü andıran restleşmeler başladı. Külhanbeyi edasıyla yapılan bu söz düellsosu ile, AKP politikalarından bıkan halkın CHP ye kayması, CHP nin sert ve baskıcı söylemlerine tepki gösteren halkın da AKP de yer alması istenmiştir. Kamuoyunun bu iki partide temerküz etmesi sağlanarak, iki partili bir Meclis oluşması amaçlanmıştır.

Bu kayıkçı kavgasını andıran üslup halkı rahatsız etmiş, Baykal ın çözüm sunmayan tavırları tepki toplamış, AKP ye oy vereceğini söyleyen vatandaş neredeyse kalmama noktasına gelmiştir.

Yine aynı oyun

İşte, böyle bir atmosferde, eski sahne yeniden kurulmuş, 27 Nisan süreciyle birlikte AKP nin mağdur duruma getirilmesi sağlanmıştır.Şimdi, sürece duyulan tepki kullanılarak, AKP yeniden iktidar yapılmak istenmektedir. Devlet yönetimi, tepkiler, korkular ve psikolojik yönlendirmelere kurban edilmemelidir.

Bugüne kadar, halkımız pek çok oyunun figüranı olmuş, çözüm ve çare ararken, defalarca ümitleri boşa çıkarılmıştır.

Bu seçimde, bu oyun mutlaka bozulmalıdır. Geçmişte yaşadığımız pişmanlıkları, tekrar yaşamak istemiyorsak, bu oyunu bozmaya mecburuz.

Şurası apaçık belli ki, bu oyunlar hep Millî Görüş üzerine oynanmaktadır. Millî Görüş ve Saadet Partisi de bu ülkeyi dışa bağlı olmaktan kurtarmak, Türkiye yi kendi gücüyle kalkındırmak istemektedir. Ülkemizin imkanlarını, dış güçlere ve rantiyeci çevrelere peşkeş çektirmeyip; yine bu kaynakların ülke insanına dönmesini istemektedir. Saadet Partisi millî, yerli ve bağımsız politikalar izlemeyi programına almıştır.

Türkiye nin dış müdahaleler sonucu, kötü idare edilmesini istmeyen tüm Türkiye sevdalıları Saadet Partisi kadroları öncülüğünde, kurulmuş sahnede aynı oyunun tekrarlanmasına fırsat vermemelidir. Herşey, bugüne kadar yaşadıklarımızdan ders alarak isabetli bir duruş ortaya koymamıza bağlıdır. Bu da, Saadet Partisi nin Türkiye gerçekleriyle örtüşen programının uygulanmasına fırsat tanımakla gerçekleşecektir.