Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinde yapmış olduğu bir basın toplantısında aynen şunları söylüyordu: “Erdoğan, iyi anlaştığım biri. Büyük bir askeri gücü var. Ve bu gücü, savaşlarda yıpranmadı. Çok güçlü ve etkili bir ordu kurdu. Suriye'nin anahtarı Türkiye'nin elinde olacak. Bunu söyleyen kimseyi duymamışsınızdır ama bu böyle.” Yabancı bir devlet adamının bizim Cumhurbaşkanımız hakkında böyle düşünmesi ve konuşması bizim için gurur verici olabilir.  Ama geçmişten tanıdığımız Trump’ın bu tarz açıklamalarının biz hayra alamet olduğunu düşünemiyoruz maalesef. Burada acaba kuzu postuna bürünmüş bir kurt mudur desek yoksa karga ile tilki hikâyesine benzer bir durum mudur? Bunu zaman gösterecek elbette. Karganın ağzında peynir, tilki bunu görmüş. Başlamış kargayı methetmeye: “Ne güzel tüylerin var, ne güzel gagan var. Sen bu ormanın en güzel kuşusun. Acaba sesin de o kadar güzel mi, duymak isterim.” Bu sözlerden hoşlanan karga, göstermek isterken güzel sesini, ağzından düşürdü nevalesini. İşte Trump’ın bu söz ve davranışlarının arkasında bir tilki oyunu olabileceği asla göz ardı edilmemelidir. Bir zamanlar aynı methiyeleri birçok lidere yapmışlardı ama maalesef sonları hiç de iyi olmamıştı. Yani eski düşman, dost olmaz. Evet, Suriye’de zafer gibi görünen hareketin Türkiye açısından ne gibi sonuçlar doğuracağı henüz belli değil iken zafer naraları atmak, erken ötmeye benzer. Benzeri senaryo yine yaşanmıştı. Avrupa Birliği’ne gireceğiz kutlamaları, havai fişeklerle Kızılay Meydanı’nda yapılırken de aynı hayallerle bu millet umutlandırılmıştı. Gelinen noktada değil Avrupa Birliği’ne girmek, Avrupa ülkelerine vize almak bile deveye hendek atlatmak gibi...

Şimdi denilebilir ki; bugünkü Suriye’nin durumundan bizim için hiç mi müspet bir gelişme yok? Tabii ki var. Birkaç milyon Suriyeli ülkesine geri dönüş yaparsa konut fiyatları ve kiralarda iyileşme olur. Bu da ekonomimizin düzelmesine katkı sağlar.

İç politikaya gelince… Cumhurbaşkanımızın evlilik ile alakalı söylemi gayet yerinde ve doğrudur. Evlenme yaşı bir hayli yükseldi. Boşanmaların, evlenmelerden daha fazla olduğu gerçeğini de ortaya koydu. Kendince sebebi belli: “Erkekler kız beğenmiyor, kızlar erkek beğenmiyor.” Hâlbuki gerçekler öyle değil. 22 yıllık iktidarının neticesinde bozulan sosyal dengeler ve ekonomi düzeninden, ahlak ve maneviyatın dejenere edilmesinden, aile olma bilincinin kaybedilmesinden, bu tahribatlardan kaynaklandığını maalesef ikrar etmiyor. Sorunların çözümü konusunda herhangi bir icraatının olduğunu da müşahede edemiyoruz maalesef. Açlıktan kıvranan, yoksulluktan beli bükülen birkaç emeklinin bir vakit karnının doyurulması çare değil ve sorunun çözümü de asla değil ne yazık ki...

Arkasından hayır ile yâd edilmeyi beklemek çok güzel bir şey. Lakin 54. Hükümet’in başbakanı merhum Erbakan Hocamız bir yıllık başbakanlığı döneminde emekliye %120, Bağ-Kur emeklisine %300 zam vermiş idi. Şimdi kaç kişi hatırlıyor ve kaç kişi hayır ile yâd ediyor? Onu bilemiyoruz. Ama bizim milletimiz kadirşinastır. Yapılan iyiliği de, kötülüğü de unutmaz. Hayır ile yâd edilenlerden olmayı temenni ediyoruz, vesselam...