Döviz kurları artışını yeşil renkle, düşüşünü kırmızı renkle göstermek hangi anlayışın yansımasıdır? Halbuki döviz ve enflasyon arttıkça eşitsizlik rekor hızda artıyor. Dünya Eşitsizlik 2022 Raporu’nun küresel servette zenginin payını daha da yükselttiğini göstermesi kırmızı alarmdır. Servetine servet katan “ dolar milyarderlerinin payı 2020’de % 2 düzeyinde iken günümüzde % 3,5’e” sıçraması, dolar milyonerlerinin 1995’te % 7 olan paylarının % 11’e yükselmesiyle orta sınıf eriyor.

Rapora göre; “hane halkı serveti en az 19 milyon dolar olan” süper zengin binde 1’lik kesim (520 bin kişi) pandemi süresince servetlerine 4,1 trilyon dolar eklemiş. Zenginler ve nüfusun geri kalanı arasındaki eşitsizlik daha da büyümüş. Dünyanın birçok bölgesinde en zengin % 10’luk kesim, toplam servetin % 60-80’ini elinde tutuyor. Latin Amerika, Türkiye’nin de bulunduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi dünyanın en adaletsiz coğrafyaları olarak öne çıkarken, bu bölgelerde toplam servetin % 75’inden fazlası en zengin % 10’luk kesimde…

Eşitsizlik sorununu “küresel finans sisteminin kendisi, teşviklerin adaletsiz yapısı ve küresel vergi sistemi”nin adaletsizliğinin bir yansımasıdır. Bu yıl 130’dan fazla ülkenin üzerinde anlaştığı “% 15 asgari kurumlar vergisi içeren küresel vergi reformu” bu gerçeği gözler önüne seriyor. 2023’te yürürlüğe girmesi planlanan “% 15 asgari kurumlar vergisi” bile birçok dev şirkete çok büyük muafiyetler sağlayacak!

Bu durum “sosyal devletlerde yoksullukla mücadele”nin ne kadar önemli olduğunu, “istikrar”ın beklenileni vermediğini gösteriyor. İstikrar sadece dar geçimli sayısının artmasında istikrarlı olmuştur. Eşitsizliğin katsayısını yükselten diğer etkenler ise; fizibilitesi yapılmayan yatırımlar, sıcak paraya bel bağlamak ve yandaşları daha zengin kılma çabası olarak sıralanabilir. Enflasyon ve darboğazlar eşitsizliği daha da körüklerken kazanan yine paradan para kazanan oluyor!

Eşitsizliğin çarpan etkisini görmek isteyenler, tasarruf yaparak mutlu olmak varken borçlu olmamakla mutlu olan insanlara bakmalıdır. Home ofislerde çalışması gereken gençlerin, işsiz kalarak nasıl ev hapsinde kaldıklarını görmelidir. Bu açıdan dünyanın aradığı yaklaşım; yeni bir bakış açısıyla kurumları ve kuralları oluşturmaktır. Aksi takdirde mevcut kurumlar ve kurallar “ellerinden gelenin en iyisini yapmasa da” eşitsizlik katsayısını artırdıkları için yıkıma uğramaktan kurtulamayacaklar. O halde; kaynakları ihtiyaçlar doğrultusunda optimize edelim!