Memleketim olan Erzurum’a uzun zamandır gidememiştim. Bu sene bir vesile ile fırsat bularak görülmesi gereken bazı işlerimizi halletmek ve aynı zamanda esas gayemiz olan sıla-i rahim yapmak için dadaşlar diyarı Erzurum’a geldim. Bu ilde uzun yıllar görme engelli sivil toplum kuruluşlarının başkanlığını yapmış ve siyasetle iştigal etmiş biri olarak, Erzurum halkının sosyal, kültürel ve siyasi konumu ne durumda diye geniş yelpazede hemen hemen her dünya görüşünün mensuplarını ve sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etme fırsatı bulduk. Yaptığımız ziyaretler sonucunda bize çok enteresan gelen ve hayretler içerisinde bırakan bir durumu gözlemledik.

Şöyle ki; ülkemiz terör belası ile yıllardır mücadele etmektedir. Yöntemleri farklı olsa da amaçları aynı olan bu örgütlerin elebaşlarının isimlerini taşıyan birçok insan gerek korku imparatorluğundan gerekse nefret duygularından ötürü isimlerini değiştirdiklerine şahit olduk. Bu durum bizi bir hayli üzdü çünkü bu hazin, acı ve nahoş bir tablo ortaya koymaktadır. Bize göre isimler birilerinin babasından kalan miraslar değildir. Kaldı ki “Lah” kelimesi ismi azamdır. Bu isimler falanca filanca terör örgütünün elebaşıyla dünyaya gelmiş değildir. İnsanlık var olduğundan bu yana hatta ezel ve ebedden beri lah kelimesi vardır. Fethullah, Abdullah, Emrullah, Feyzullah, gibi mukaddes isimleri terör örgütlerinin elebaşları taşıyor diye nefret ederek isimlerden vazgeçmek hele de inançlı bireyler için bir garabet tablosudur.

Baskı görme ötekileştirme bir korku imparatorluğu sebebi ile insanların bu isimden vazgeçmeleri devlet adına ürkütücü ve endişe verici bir durum arz etmez mi? Hatta despotizmi çağrıştırmaz mı? İktidar yaşı kurudan ayırmadan kendinden olmayan herkesi bu güruh içerisine koyarak ve ayrımcılık yaparak bu topluma en büyük kötülüğü yapmış olmuyor mu? Bu daha ne zamana kadar böyle devam edecek bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var ki bu durum bu tutum böyle devam ettiği müddetçe bu ancak FETÖ’nün işine gelir ve siz istemeyerek FETÖ’nün ekmeğine yağ sürmüş olursunuz. Diğer taraftan Abdullah ismi de başka bir terör örgütünün elebaşının ismi olmasına rağmen hiç kimse bundan muzdarip olmamış ve başka arayışlar içerisine girmemiştir. O zaman aklımıza bir soru geliyor neden Fetullah ismi insanlarda bu kadar menfi bir düşünce oluşturuyor? Sanki bu durum Erzurum’a mahsus bir şeymiş gibi algılanmasına sebep oluyor. Hatta yarın bir gün FETÖ Erzurumluydu diye Erzurum nüfusundan kaydını silen olursa şaşmayın. Bu durumu ortadan kaldırmak için Fetullah ismi ve Erzurum’u FETÖ terör örgütüyle özleştirecek söz ve davranışların önüne geçilmesi gerekilmektedir.

Toplum içinde konuşulan bir diğer konu ise ekonomik meselelerdir. Dövizin rekor düzeyde artması domates, yumurta, patates gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarında oluşan anormal artışlar ve pahalılık toplumu muzdarip etmiş. İktidar seçim öncesi ekonomideki olumsuz tablonun seçimden sonra düzeleceğini ısrarla vurgulamış hatta vaat etmiştir ancak bu zaman kadar hâlâ ekonomide müspet bir gelişme olmamış. Bu tablo aslında Türkiye gerçeği ama Erzurum gibi geri kalmış yörelerde daha fazla hissedilmekte ve bu durum vatandaşı ümitsizliğe sevk etmektedir. İyi de Dadaş ya bu iktidara kim oy verdi? Konuştuğumuz insanların %80-90’ı ben vermedim diyor. Peki, o zaman bu %70 oy nereden geldi. Bu durumda aklımıza başka sorular gelmiyor değil. Acaba sandıkta oyunlar mı var? Geçmişte yapılan seçimlerde sandığın sicilinin hiç de temiz olmadığını cümle âlem biliyor. Şimdi bu tabloya baktığımızda 24 Haziran seçimlerinde de aynı şeyler yaşanmış olamaz mı? Konuşulan ve yapılanlara baktığımızda ister istemez bu intiba doğuyor. Umarız ki endişelerimiz yersizdir. Her şeye rağmen ülkemiz ve bütün insanlık için geleceğimizin hayırlı olması dilek ve temennileri ile herkese mutlu yarınlar diliyorum vesselam.