Yakın zamana kadar Erdoğan sonrası için “muhalifler” tarafından yazılan senaryolar vardı!
Ve onların Erdoğan sonrası için neler düşündüklerine kulak misafiri oluyorduk!
Şimdi ise Erdoğan sonrası için “yandaşlar” tarafından yapılan hazırlıklara tanıklık ediyoruz.
Kimi yandaşlar Erdoğan’ın artık yorulduğunu düşünüyorlar.
Dinlenmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Emekliye ayrılıp torunları ile vakit geçirmesi gerektiğini dile getiriyorlar.
Kimi yandaşlar tarafından dile getirilen bu görüşleri gerçekler ile bağdaştırmak oldukça zor!
Zira biz Erdoğan’ın “emeklilik yok, ölene kadar hizmete devam” anlayışı içinde olduğunu biliyoruz.
Kimi yandaşlar da Erdoğan sonrası partinin başına geçmesini düşündükleri isimleri telaffuz ediyorlar.
Bu isimleri gerçekten isteyip istemedikleri konusunda şüphe içindeyiz.
Bu isimleri partinin başında görmek yerine her ihtimale karşı partinin başına bu isimler geçerse diye şimdiden yatırım yaptıklarını düşünüyoruz.
Böyle muhtemel isimler için yatırım yapanlar olduğu gibi doğrudan doğruya Erdoğan’ın gözüne girmeye çalışanlar da eksik değil!
Mesela Süleyman Soylu gibi!
Süleyman Soylu, Erdoğan sonrası için partinin başına kim geçmeli sorusunu cevaplarken oldukça temkinli bir dil kullanıyor.
Ve “Erdoğan kimi işaret ederse onu desteklerim” diyor.
Yani Erdoğan’ın işaret edeceği ismin kendisinin de tercihi olacağını söylüyor.
Bu yaklaşım, elbette Erdoğan sonrası için direkt isim telaffuz edenlerin yaklaşımından daha gerçekçi bir yaklaşım!
Zira Erdoğan sonrasında partinin başına geçecek isim elbette yandaş kalemler tarafından zikredilen isimler değil Erdoğan’ın bizzat işaret edeceği isimler olacaktır.
Süleyman Soylu, bu gerçeğin farkında olduğu için Erdoğan sonrası ile ilgili düşüncelerini böyle açıklıyor. Belki de kendi isminin de böylelikle hatırlanacağını düşünüyor olabilir!
Evet, yakın zamana kadar sadece muhalifler tarafından gündeme getirilen Erdoğan sonrası ne olacağı konusu artık yandaşlar tarafından dillendiriliyor.
Erdoğan’ın yorulduğu ve emekliye ayrılması gerektiği şeklindeki söylemin Külliye’de hoş karşılanmadığını da hatırlatmak isteriz.