On beş yıldan beri Ankara caddelerini zapt eden park terörü zulmüne Ulus esnafı sonunda isyan etti. Vay sen misin hakkını arayan! Belediyenin beli silahlı park görevlisi, silahını çekti. Esnaftan 17 yaşındaki gencecik Mehmet Karagöz’ü gözünü

kırpmadan öldürdü. Ankara’nın Patronu da, Mehmet’in babasını aradı taziye için. Ancak ummadığı bir beddua aldı telefonda: “Benim yaşadığım bu acıyı, sen de yaşayasın!” Daha sonra Hükümetin en kibar bakanı Taner Yıldız, acılı aileyi ziyaret etti. Ankara’da yıllardır işletilen mafya düzenini, zulmü, yaşanan tarifsiz hüznü ve dramı Başbakana bildirdi.

Ve dikkatinizi çekti mi bilmem! 2002’den 2014’e kadar Başkentte Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın yapamadığını, 11 aylık Başbakan Ahmet Davutoğlu, hem de Saraybosna’dan bir telefonla yaptı. Artık ne pazarlık döndüyse, Gökçek “ikna oldu.” 

Çetin Ceviz çıkan Davut Hoca, “Bülent Arınç-parsel parsel satılan Ankara” polemiğini nasıl bastırıp susturduysa, yine baskın çıktı. Sol cebe, ANFA’ya devredilerek sürdürülmek istenen park düzeni, 15 Temmuz’da bir gecede sona erdirildi.

Büyükşehir Belediye Meclisi 15 yıllık park düzenini, hukuka ve kamu düzenine nihayet aykırı buldu ve kaldırdı. Madem bu kadar park ihalesi, sözleşmesi bir gecede sona eriyor, neden 17’lik fidan Mehmet Karagöz’ün ölmesi beklendi. 20 dakikalık bir duraksama için zorla, tehditle alınan trilyonlarca haksız kazanç şimdi kime nasıl iade edilecek Hesap, En Yüce Mahkemeye mi kalacak

SİYASETTE BÜYÜK LAFLAR!

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Başörtülüler Suudi Arabistan’a gitsin” dedi. Başörtülüler Meclis’e gitti. 21 başörtülü hanım, milletvekili oldu. Meclis kürsüsünden besmele ile yemin edildi. Demirel ise, vefatından önce siyasetten adeta silindi. O’na, düne ait ne varsa tamamı dünde kaldı. Bugüne damga vuramadı. 

Mesut Yılmaz, “Siyasi hayatıma mal olsa da 8 yıllık kesintisiz eğitimi çıkaracağım” dedi.  Çıkardı da! İHL’lerin önünü geçici olarak kesti. Bugünkü savrulmaya yol açtı. Ancak Mesut Yılmaz’ın da dediği gibi siyasi hayatı bitti. İyi ki de bitti.

24 Aralık 1995 Genel Seçimleri öncesi MHP Ankara 1. sıra adayı, DGM Eski Başsavcısı Nusret Demiral, “Ezanın Arapça olması yanlış. Türkçe okunması lazım. Tanrı uludur, Tanrı uludur, diye okunsa ne kadar güzel okunur.” dedi. MHP, barajın altında kaldı, Meclis’e giremedi. Çoğu MHP’liye göre 2002’de İktidarı kaybederken bile etkisi oldu o sözlerin!

“Siyasi hayatıma mal olsa bile Kürt sorununu çözeceğim” diyerek çözüm süreci başlatan Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “”Gönlündeki parti” de bugün tek başına iktidarını kaybetmiş bulunuyor. Yarının ne getireceği meçhul. Siyasette büyük laf herkese yaramıyor! Aman dikkat!

ADİL DÜZENİ, MAFYA-MENFAAT DÜZENİ ANLADI!

SÖZÜN ÖZÜ: Erbakan Hoca, ‘Ecdadımızın 11 asır yaptığı gibi yönetimde, ülkede, yeryüzünde Adil bir Düzen kurun” dedi. Hakkı değil, gücü, menfaati, önceleyenler ise mafya ve menfaat düzeni anladı. Yazık!

“EVİMİ NERDEN BİLİSİN!”

Hacı Babam bunu da yaz dedi. Elazığ’da Teyzenin biri eczaneye gider. Reçeteyi uzatır. Eczacı, “Evinde ilacın var. Veremem” deyince, yerel üslupla şöyle karşılık alır: “Yere girmeyesin yere. Benim evimi nerden bilisin!”

KOALİSYON CHP’NİN İDAM FERMANI MI, YENİDEN DOĞUŞU MU

Bir dönem Türkiye, adeta Doğu Türkistan oldu. Camiler, İslami eğitim kurumları, din adamları, âlimler, İslami kitaplar, yayınlar, başörtüsü… âdeta savaş açıldı. İslam, adeta köylere hapsedildi! Batılı yaşam tarzı, jakoben yönetimce zorla millete dayatıldı.

Peki, millet ne yaptı! N’apsın faturayı CHP’ye kesti, mühürledi! Şimdi 50 yıldır kendine gelemiyor. Bırakın iktidarı, koalisyon ortağı bile olamıyor. Sonunda Baykal ve Kılıçdaroğlu, eski hal ile istiklal ve iktidarın hayal olacağını gördü, okudu. “Vallaha değiştik” demeye başladılar. “Başörtülüleri vekil yapmasak da Meclis’te onay verdik, arıza çıkarmadık, akıllandık” diyorlar.

Öyle ki! Kemal Kılıçdaroğlu çok değil, 30 Mart 2014’te Saadet’in Rize Adayı Prof. Mehmet Bekaroğlu’nu, kılavuz aldı CHP’ye. Milli Görüşün temel sloganı “Yaşanacak bir Türkiye” diyerek milleti ikna etmeye çalıştı! Çeyrek puanı da aldı. Değişim işe yaradı ama yetmedi.

D-8 ve Yeni Bir Dünya deseydi belki 5 puan daha alabilirdi. Kim bilir! Rahatlıkla koalisyon kurabilirdi. Diyelim ki, şimdi de Ak Parti ile CHP koalisyon hükümeti kurdu. Sizce 2 veya 4 yıl sonra bu hükümet etme işinden CHP nasıl çıkar  

Bizce “Büyük Koalisyon” CHP’nin idam fermanı da olabilir, değiştiğini, yenilendiğini icraatlarıyla millete ispat edip, Türk siyasetinde güçlenerek var olacağı bir “milat” da olabilir. “CHP mi gelsin” diye 12 yıl oy artıran bir ortakla koalisyondan, milletin inancına hizmet ederek, ön alarak güçlü çıkabilir. Yolsuzluklara, ranta, kayırmaya ortak olarak değil! Ortağını, asgari ücreti bin 500 olmasa da bin 300’e ikna ederek, Kürt toplumunu sakinleştirerek, Suriye’de yaraları sararak, yüzde 75 tarafından “CHP’ye de iktidar teslim edilebilir” dedirtebilirler CHP’liler. 

Evet biliyoruz. Batı, Tüsiad, medya, HDP de bu koalisyonu istiyor. İstesin. Büyük Koalisyon da AK Parti, CHP’yi “Yumuşatırsa” da, CHP, Ak Parti’yi “Yumuşatırsa” da bizce ülke kazanır. Doludizgin yaklaşan erken seçim öncesinde CHP’ye bu şans verilmeli.