Türkiye açmazlar ve çelişkiler ülkesi. İnsanların zihinlerindeki karmaşa da bir o kadar büyüyor. Sağlıklı düşünebilme edimi iyice yitti. Ne yazık ki bu karmaşada en çok da elitler, aydınlar, okumuşlar payını alıyor. Aslında buna pay almak demek yerine bir başka çelişkiden söz etmek gerek.
AKP şu anda mağdur konumunda olduğundan üzerine fazlaca bir şey yazmak istemiyoruz. Ne ki, kimi açmazların ve çelişkilerin bir husumete dönüşmesi üzerine ister istemez konuşmak durumunda kalıyoruz.
İhsan Dağı nın bir yazısında "Tayyip Erdoğan Milli Görüşçü kalsaydı mahkûm olmazdı", "Erbakan devletçidir" gibi akla ve mantığa sığmayacak bir takım düşünceler ileri sürmüştü. Bunun üzerine de cevap yazdık. Asıl trajikomik hal bundan sonra devam ediyor.
Erbakan Hoca rejim nezdinde mahkûm ve ev hapsinde. Cuma namazına dahi gidemedi bu hafta. Öyle biliyoruz ki, Hoca, mahkûmiyet dönemleri dışında Cuma namazlarını hiç kaçırmamıştır. Kendisine ev mahkûmiyetini lütfeden AKP iktidarı! Elbette, AKP liler ve yandaşları adına bu çok da önemsenmeyecek bir durum. Üstat Necip Fazıl rejim nezdinde mahkûm öldü. O beraatı taşıyarak göçtü. Merhum Ayhan Songar ın sağladığı bir rapor ile hapishaneye giremedi.
83 yaşını bulmuş bir lidere, bir siyasal düşünür bir öndere bu hali reva görenlerin yanında, bir zamanlar bu taraftan nasiplenmiş, beslenmiş kimi kalem erbabı da suskun. AKP aşkı ve sevdası mı, çıkar endişesi mi, yerlerini ve akarlarını yitirme kaygısı mıdır nedir, bir Allah ın kulu bir söz bile etmiyor. Bir satır yazmıyor.
AKP nin durumunu ve konumunu bundan sonra artık tartışmaya açacağız. Konuşacağız. Konuşulmalı da. Yoksa kendimize dürüst davranmamış olacağız. Varsın AKP güdümlüler, etkisindekiler bizi yok saysın, umrumuzda bile değil. Biz önce kendimize dürüst olmak zorundayız.
AB uyum yasaları içinde siyasal partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasının konuşulduğu ve tartışıldığı bir zamanda AKP nin en üst katındakiler "Kişiler için yasa çıkarmayız", hatta arka planda "Gitsinler cezalarını çeksinler" yollu kesin bir dil kullanmışlardı. Kamuoyu baskısı, ya da taban baskısı yüzünden bir lütuf olsun diye Hoca yı ev hapsine mahkûm ediverdiler. Güvenilen ve sırt verilen dağlar hiç de öyle olmadı. Sık vurgularız. Güvenilen ve sırt verilenler bir zamana kadar buna göz yumarlar. Kullanacaklarını kullandıktan sonra bir kâğıt parçası gibi buruşturup atarlar. Bırakın sizi, en has adamlarını bile yeri geldiği zaman alır atarlar.
Erbakan Hoca Milli Görüş lideri ve mahkûm. Bu bir trajedi. Mahkûm olduğu şey veya gerekçe RP nin hazinden aldığı yardım parasının iade edilmeyişi. Tutarı 850 milyar civarında bir para. Bugün sistemin özüne ve ruhuna uygun olarak katlanarak 10 trilyonu aşmış bir rakam.
Devletten kredi kullanarak devletin kimi kurumlarını alıp ardından da bu parayı ödemeyip ileri tarihlere sarkıtması, ardından aldıkları kurumun bilmem yüzde kaçını aldıkları fiyat değerinde satanların ülkesi bu. Üstelik Erbakan Hoca nın yaptığı kimi kurumlar satılarak yapılıyor bu ve benzeri durumlar.
AKP nin yaslandığı dağlar onu silkip atıyor yamacından. Daha doğrusu çok garip bir tecelli ile karşı karşıya. Ne yazık ki vefa örneği istihzai bir durum olarak bile görülebiliniyor.
Bu tuhaf ülkenin tuhaf insanlarının tuhaf çelişkilerini ve paradokslarını artık konuşmanın zamanı.
AKP yi eleştiren bir yazı yazamazsınız. Öyle bir durum Eğer eleştirir, açmazlarını sergilerseniz sizi rejimin kimi kurumlarıyla bir tutarlar. O zaman ne İsrail, Ne ABD, ne AB yi tartışmanız gerekir. Onlar AKP nin yaslandığı dağlar. Fakat bu dağlar masum bir hüviyete büründü AKP ile birlikte. Bunları da konuşmamız gerek. AKP nin varlığı ve sonuçlarıyla artık Müslümanların özgür yaşabilme, düşünebilme alanları kapanmıştır. Milli Görüş ün açtığı alanlar daraltılmıştır, mesafelerin önü kesilmiştir.
Sayın Dağı ve eşdüşünenler Erbakan Hoca mahkûmdur, ev hapsindedir ve Cuma namazına dahi gidememektedir.