Ülkemiz nüfusunun resmi araştırmalara göre % 12.29’u engellilerden oluşmaktadır. Bu da takriben 8,5 milyon, anne ve babasını da katarsak 25,5 milyon insan bu konu ile doğrudan ilgili ve alakalıdır. Buna rağmen engellilerle alakalı herhangi bir husus yani; kanun, kararname ve yönetmelik gibi icraatlar ortaya konduğunda bu kesimin görüşleri, kanaatleri sorulmuyor.  Tamamen konuya alakasız kişilerin almış olduğu kararlar uygulanıyor. Aslında bu kadar nüfusu çok olan bir kesimi ilgilendiren konularda, göz ardı etmek akılcı bir politika ürünü değildir. Amma, bizim insanımız uysal, itaatkâr, yaldızlı sözlere de inandıkları için; bu yanlışlıklara hiç de ses çıkarmıyorlar

Bu günlerde, Mart ayında kamu personel ataması olacak diye bekleyen binlerce engelli, maalesef bunun olmayacağını bilmemektedir. Beklentileri şundan ötürüdür;  EKPSS Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı yapıldıktan sonra;  yılda iki defa atama yapılır. Bu sınavın süresi iki yıldır. Yani iki yılda dört atama yapılmış oluyor. Konuyu böyle bildikleri için, Mart ayında atama yapılacak diye ümitlerinin var olması bundandır. İşin gerçeğini öğrendiğimizde baktık ki durum hiç de böyle değilmiş. Yerel ve genel seçimler olduğu yıllarda, iki defa fazladan atama yapılmış. Yani oy uğruna Engelliler bu şekilde istismar edilmiştir. Ama diyeceksiniz ki, Nisan’da referandum var, aynı yöntemi şimdi burada neden uygulamıyorlar. Evet, biz de bunu düşünüyoruz. Bu referandum seçiminde Engelliler acaba kale mi alınmıyorlar, yoksa onlar zaten çantada keklik diye mi görülüyorlar. Siz ne düşünürsünüz bilemem ama bize göre ikinci şık daha doğru. Çünkü bu toplum itiraz etmesini bilmiyor. Önüne ne sunuluyorsa, ne kulağına hoş geliyorsa, onu benimsiyor. Bu söylediklerim sadece engelli toplum için değil, diğer kesimler içinde geçerli. Maalesef ki, hemen hemen bütün toplum siyaset kültürünü medyadan alıyor, özelliklede Televizyonlardan. Medyaya kim çok çıkıyorsa, kimin çok kanalı varsa onları dinleyerek, onların etkisinde kalıyorlar.

Yani günübirlik düşünüyorlar. Geleceğe yönelik, uzun vadeli ülkenin bekası için düşünme mülahazası maalesef yok. Bundan ötürüde siyasetçilerin hamasi nutuklarına itibar edip, kendi iradelerini ortaya koyamıyorlar. Bazen de neme lazım, beni ilgilendirmez gibi cümleler kurarak, kendilerini konuların dışında tutuyorlar. Halk ozanlarından Âşık Ruhani şiirinin bir dörtlüğünde, aynen şöyle diyordu, 

“Hayatım karanlık, dünyam zulümat

Güneş doğmuş, güneş aşmış bana ne,

Madem ben her şeye kalmışım hasret,

Âlem arzusuna koşmuş, bana ne.”

Âşık Ruhani bunu dediği zaman gel de, bu kadar karamsar olma. Biz de hayatın içindeyiz. Hiçbir şeye bana ne diyemeyiz. Dedim, evet ama Âşık Ruhani’de; benimkisi bir sitem, bizi kale almadıklarından ötürü söylüyorum demiş idi. Evet, ben de aynı kanaatteyim. Birçok şeyde kale alınmıyoruz. Bunun üzerine daha çok yorum yapardım ama yazı uzar diye bu kadarı ile iktifa ediyorum. Engelli camiasına bir bilgi notu veriyorum. Kamu Personel Ataması bu yıl Temmuz ayında yapılacak şimdiden herkese hayırlı olsun. Vesselam!