Açıklanan enflasyon rakamları bana hiç inandırıcı gelmiyor. Çünkü, açıklanan fiyat artışları ile marketlerde etiketlere yansıyan fiyatlar birbirine uymuyor. Açıklanan resmi enflasyon rakamlarına bakarsanız fiyatlar hep yerinde sayıyor, enflasyon bizim ülkemize hiç uğramıyor. Ama, marketlerdeki etiketler bunu yalanlıyor.

Söz gelimi 5 litrelik ayçiçeği yağı 1-2 ay öncesine kadar 12 YTL idi. Bundan 10 gün kadar önce markete gittiğimde ayçiçeği yağında o gün özel indirim olduğu duyuruluyordu. İndirimden yararlanarak bir teneke alayım istedim. Etikete baktığımda gördüm ki indirimli fiyat 21 YTL. Yani kısa bir sürede 5 litrelik ayçiçeği yağında 8 YTL lik artış meydana gelmiş. Artışın yüzde oranını hesaplayacak değilim.

Bu arada şehiriçi ulaşıma yıl başından bu yana yapılan zam oranı yüzde 20, doğalgaza yapılan ondan aşağı değil. Son 15-20 günde pirinç fiyatı ikiye katlandı. Bulgur aldı başını gidiyor. Ekmeğin ise Ankara da her geçen gün gramajı düşüyor, adeta sandöviçe döndü. Buna karşılık fiyatı artıyor. Sandöviçten biraz büyük ekmek 30 Ykrş a satılıyor.

Bütün bu artışlar yaşanırken yıllık enflasyon artışının yüzde 10 un altında olduğu belirtiliyor. İnsan, "Açıklanan enflasyon rakamları Türkiye ye mi yoksa bir başka ülkeye mi ait " diye sormadan edemiyor.

Sanki toplum kandırılıyor gibi geliyor bana. Elbette bunu düşünmek bile istemem. O zaman da akla enflasyon hesaplamasında bir yanlış olduğunu düşünüyorum. Ya enflasyonun hesaplanmasında ölçü olarak kullanmak için tespit edilen ürünler özel bir seçime tabi tutuluyor, yani o ay fiyatı artmamış ürünler enflasyon sepetine dolduruluyor ve yapılan hesap da ona göre düşük çıkıyor. Olayı başka türlü izah etmek mümkün olmuyor.

Denebilir ki piyasaları kontrol altında tutabilmek için enflasyon rakamları olduğundan birkaç puan düşük gösteriliyor, böyle ilan ediliyor. Olabilir. Ancak, işçiye, memura ve emeklilere yıllık ücret artışı verilirken açıklanan resmi enflasyon rakamları ölçü olarak alınınca bu kesim sefalete sürükleniyor. Bunun sonucu olarak gazetelere "Türkiye de fakirin enflasyonu yüksek, zenginin düşük" şeklinde haberler yansıyor. Bunun anlamı ise ülkemizde uygulanan ekonomik politikalar zengini koruyor, dar ve sabit gelirlilere hayatı çekilmez hale getiriyor.

Ne gariptir ki fakir, dar ve sabit gelirlilerden oy alan iktidarlar  iş başına geldikten sonra  bu kesimleri unutup zenginlere hizmete ağırlık veriyorlar. Ancak, görünen o ki, fakirden alıp zengine vermeyi öngören politikalar artık iflas etti, yolun sonuna gelindi. Çünkü, dar gelirlilerin artık dayanacak gücü kalmadı. Halk tabiri ile bıçak kemiğe dayandı. Özellikle son günlerde hububat fiyatlarında meydana gelen artışlar devam edecek  olursa bilinsin ki artık fakir kesimin buna dayanacak gücü kalmamıştır. Yıllardır sürdürülen fakirden alıp zengine verme politikası tersine döndürülmelidir. Elbette bunu söylerken zenginlerin ellerinde ne varsa el konulsun, fakirlere dağıtılsın diyor değilim. Milli gelirin dağıtımında adil olunamasa bile büyük kitleleri mağdur eden bir uygulamaya son verilmelidir. Yani bu ülkede kemer sıkılacaksa herkes kendi gücü ve imkanına göre kemer sıkmalı, fedakarlık etmelidir. Özellikle dolaylı vergilerde ipin ucunun kaçtığı ve fakir ile zenginin aynı vergiyi ödediği, bunun ise fakirleri daha da fakirleştirdiğini birilerinin görmesi gerekiyor.

Elbette mevcut iç ve dış borç stoku ile gelir dağılımında sosyal adaletin sağlanması mümkün değildir. Ancak, bu borç yükünden kurtulmanın yolu bulunmalıdır. Bunun için ya iç borçların faiz ödemeleri belli bir süre ertelenmeli ya da bir defaya mahsus olmak üzere toplumda herkes gücü ile orantılı olarak katkıda bulunmalı ve ülke faiz ödemekten kurtarılmalıdır. Ancak, borç yükünden kurtaracağız diye zengine ve  fakire aynı miktar külfet getirmek var olan haksızlığın ve zulmün katmerleştirilmesi anlamına gelir.

Kısacası demek istediğim o ki, enflasyon rakamlarını bir takım Ali Cengiz oyunları ile düşük göstermek artık bayatladı. Bu oyundan vazgeçilmelidir. Çünkü, fakir çarşıda pazarda alacağı her şeyin yıllardan beri en ucuzunu bulmaya çalışmakta ama artık ucuzunu da alamaz hale gelmiştir. Söz gelimi pirinç pahalı ise bulgura yönelen halk şimdilerde bulguru da alamıyor.