Bir zamanlar en düşük emekli aylığının bin liraya çıkartılması tartışılıyordu, bu tartışmaların ardından en düşük emekli aylığı bin 500 liraya çıkartıldı. Bu tartışmalar olurken zaman zaman bin liranın ya da bin 500 liranın altında emekli aylığının olup olmadığı sorusu gündeme geldi. Yani, artık toplum öylesine iktidarların lütfettiği üç kuruşluk cep harçlığına alışmış ve doğal kabul eder olmuş ki, işin aslı gündeme gelmiyor, tartışılmıyor. Böyle olunca da ister istemez emekliler hiç olmazsa en düşük emekli aylığının asgari ücrete çıkarılmasını talep etmişler. Normal şartlarda böyle bir talebin gündeme gelmesini sağlayacak şatların çoktan gündemimizden çıkmış olması gerekiyor. Yani, eğer devlet işçi ve işveren temsilcileri ile görüşerek çalışan bir kişinin alması gereken en az ücreti belirlemiş ise ister çalışan ister emekli bu ücretin altında kimsenin ücret almaması gerekiyor. Çünkü devlet bir yandan bir kişinin alması gereken en az ücreti belirliyor da, buna rağmen o ücretin altında gelire sahip insanlar varsa, hem de bunların sayıları milyonlarla ifade ediliyorsa o ülkede artık ne ekonominin ne de insanların gelirlerinin ne olması gerektiğinin tartışılmasının anlamı yoktur.
Ancak, ülkemizde ayda 500 lira devlet desteği alanların bile bu rakamı nimet bildiği bir gerçek. Bir komşum var. Sanıyorum ayda 480 lira civarında bir engelli aylığı alıyordu ve bu para onun işine yarıyordu. En azından bana yansıttığı böyleydi. Bir gün evlerine ziyaretçiler gelmiş, soruşturma yapmış v e sonunda söz konusu 480 lira devlet desteğini kesmişler. Yaptıkları araştırmada evde çalışan birkaç kişi daha varmış, öyle ise bu aile kendine yeterli gelire sahipmiş. Böyle olunca da devletin engelli aylığı ödemesinin anlamı yokmuş. Hemen belirteyim ki maksadım yapılan işlemin haklı ya da haksız olduğunu tartışmak değil. 27 yaşındaki ve çalışması mümkün olmayan bu gencin söz konusu devlet desteğinin kesilmesi ile ciddi şekilde sıkıntıya düştüğüdür. Her ne kadar aile anlayışımızda bir bütünlük ve karşılıklı dayanışma varsa da aldıkları ücretler sadece kendilerine yeten kardeşlerden destek talebinde bulunmak sanıldığı kadar kolay olmuyor.
Ne ise, konum esasında engelli aylıkları değil. Emekli aylıklarının ne kadar olması ile ilgili Türkiye Emekliler Derneği’nden SSK ve Bağ-Kur sigortalılarının taban emekli aylığının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi talebini gazetelerde okuyunca ister istemez sürekli çok düşük ücretlere mahkûm edilen insanlarımızın asgari ücretin üzerinde bir talepte bulunmayı düşünemiyor olmasıdır. Çünkü asgari ücret seviyesinin altında öylesine çok emeklimiz var ve bu az ücreti yıllardan beri alıyorlar ki, ulaşılacak hedef olarak asgari ücreti düşünebiliyor ve talep edebiliyorlar. Yani, emeklilerin taban aylığının asgari ücret seviyesine çıkarılması halinde emeklilerin sorunları bitecek gibi bir yaklaşım söz konusu. Kısacası, emekli aylıkları eğer tartışılacaksa öncelikli olarak en az aylığın asgari ücret ile mukayese edilmemesi gerekiyor. Çünkü asgari ücret en az ücret demektir. Hâlbuki belirlenmiş olan bu asgari ücreti alan insanlarımız açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip oluyorlar. Her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları bunu gösteriyor. Öyle olunca en düşük aylığın asgari ücretle mukayese edilmesi baştan yanlış bir adım olarak ortaya çıkıyor. Ölçü emeklimizin insanca yaşamasını sağlayacak bir ücretin tartışılması ve onun peşinde koşulmasıdır.