Volkan Ertit in Dinden uzaklaşan Türkiye alt başlığıyla
çıkan ve ezber bozan Endişeli Muhafazakârlar Çağı isimli kitabı konuşulmaya
devam ediyor. Yazar bu kitapta özet olarak şunu söylüyor: Hikâye yanlış
kurgulandı. Endişeli modern kavramı ne yazık ki yıllar boyunca esas endişeli
olanlardan rol çaldı.
İsterseniz burada biraz duralım. Ertit in yaptığı tespit
ilk başta bu zamana kadar inanmak zorunda kalınan bir numarayı ifşa ediyor.
Endişesini kim daha etkili ortaya koyup yüksek sesle duyurursa o bir bakıma
kendisini güvence altına almış oluyor. Yani yavuz hırsızın ev sahibini
bastırmasına benzer bir durum çıkıyor karşımıza.
Can yakan canı yanandan daha fazla bağırdığında kimi
kimden koruyacağını şaşırıverir insan. Türkiye de modernler hayat tarzlarına
müdahale edileceği korkusunu her fırsatta dile getirip çocuklarını ve
torunlarını bu korkuyla büyütüp uyuttular. Türkiye İran oluyor , irtica
hortluyor , şeriat kapıya dayandı , hayat tarzı dayatması var gibi
şikâyetler uzun süre ne dillerden düştü ne de manşetlerden indi. Hâlbuki hiçbir
şeyin hiçbir yere gitmediğini bu insanlar da pekâlâ biliyorlardı.
Peki, öyleyse bu mağdurdan rol çalma gayretkeşliği niye
Korkulu rüya görmemek için uyanık kalma denilebilir belki buna. Modern hayatın
dayatmalarını yaşam tarzı diye yutturanlar şikâyet etme, yerini yadırgama ve
ağlama hakkını da ellerinde bulundururlar. Kendilerini memleketin gerçek sahibi
olduklarına inandırmışlardır. Coğrafyaya hükmetme hakkı kadar zamanın işleyişi
ve saatlerin ayarlanması da modern elitlerin inisiyatifindedir hep.
Muhafazakârlar zamanın işleyişini yavaşlatanlardır ve kendi kabuklarına
çekildikleri için olup bitenden etkilenmeleri diye bir sorunları yoktur onlara
göre.
Endişe denilen şey mevcut durumun tehdit altında olması
ile ilgili bir psikolojidir. Yani dünden miras olarak alınan değerleri yarına
ulaştıramama kaygısıdır. Muhafazakâr zihin yapısı yerleşik bir zihin yapısı
olduğu için bulunduğu yeri fikir ve düşünce mahsulü ile sahiplenip yurt edinme
olasılığı hep vardır. Bu olasılık modernler katında her zaman bir tehdit olarak
algılanır. Muhafazakârın gerçekleştirme ihtimali en az yapma ve yerine
getirmenin kendisi kadar çağdaş olduğunu söyleyen insanda kaygı yaratır.
Bu ülkede dinin sosyal prestijinin azalıp toplumsal ve
ailevi ilişkilerin hızla kutsal dışına doğru kaydığı dikkatli birinin gözünden
kaçmayacak denli ortadadır. Yazarın bahsettiği gibi dindar ailelerin yeni nesil
bireyleri haz toplumunun gönüllü üyeleri olmak için adeta yarış etmektedirler.
Şimdi her şeyin bir de muhafazakâr boyutu üretilip
pazarlanıyor. Filtreden geçmiş bir günlük hayata ne mühendisin ne de müezzinin
oğlunun-kızının tahammülü yok. Zaten aileleri de ebeveynden çok evlatlar hatta
çocuklar yönetiyor.
Sekülarizmin amentüsü oldukça esnek. Dinler arası
diyalogun en iyi uygulayıcısı. Seküler hayat alkolsüz bira gibidir. Ruhunu
teslim aldığı insanı boş bir şişeyle baş başa bırakır.
Bu akademik çalışma ile dini imaj, sembol ve motiflerin
alabildiğine arttığı ülkemizin dindarlık yükseltisini yan yana getirdiğimizde
Dinden uzaklaşan Türkiye nin hızla dindarlaşması gibi bir garip gerçeklik
çıkıyor ortaya.
Hangisi doğru, dinarlaşıyoruz mu, yoksa dinden
uzaklaşıyoruz mu
Dindar ve muhafazakâr kesime baktığımızda oldukça
halinden memnun bir manzara var. Bu kesimden hiç kimsenin hayat tarzımız tehdit
altında diye kısık sesle dahi şikâyet ettiğini duymadım. Camide vaizlerin
alışıldık ahir zaman yakınmalarının dışında sokakta hiç kimsenin endişe yi dile
getirdiğine şahit olmuyoruz. En dişe dokunur endişe durumun geçmesi için
işleyen saat dikkatinde sessiz olandır. Muhafazakâr semtlerde bile artık bu
vakur sessizliği duyamıyoruz.
Modern hayat tarafından o denli kıskıvrak yakalanmış,
bütün hayatiyetiyle kuşatılmış olan muhafazakâr kitlenin hatırladıkça peşinden
şikâyet edeceği ya da arkasından ağlayabileceği bir hayat tarzı kaldı mı ki
geri kalan yaşantısı için endişeye kapılsın
Modern zamanlar kendi muhafazakârını da kendisi
oluşturuyor çünkü. Bu zamanda endişesi olana zaten kimse muhafazakâr demiyor.
Endişesi olan adam hem neden muhafazakâr olsun ki Endişe yerinde duramamayı,
kabına sığmamayı, kendini dışarı atmayı gerektiren bir deruni durumdur. O halde
muhafazakârlık var; endişe yok!