İçinde bulunduğumuz şu zamanda Müslümanlar en dağınık

dönemlerini yaşıyorlar. Bütünlük sağlayacak bir araya getirecek hiçbir edim ve

hatta ışık görünmüyor. Büyük devlet olma psikolojisi içinde öncü bir ülke ve

lider de görünmüyor. Müslümanlar darmadağın. Ortak bir düzlemde buluşmaları da

bu koşullarda çok zor görünüyor.

Türkiye yalnız başına kalmış durumda. Dolayısıyla İslâm

dünyası da en önemli öncü güçten yoksun. Tabii bu, ülkeyi yönetenlerin Batı ya,

emperyal güçlere aşırı güvenmelerinden ve teslim olmalarından kaynaklanıyor. Bu

aşırı güven ve teslimiyetin sonuçları ortada. İran ın durumu ortada.

Emperyalizm, güdümünde olabilenleri, olabilecekleri

kullanır, bir süre sonra silkeleyip atar.

Batı her şeyden önce çıkarlarını önceler. Çıkarlarına

zarar vermeyecek, zararsız olanları kendi haline bırakır. Güçlü onları da

etkisiz hâle getirmek için her tür yolu dener ve bunda da başarılı olur.

Özellikle Müslümanların bir araya gelişlerini engeller,

dağıtır.

Arap Baharı diye nitelenen dalga ile Müslümanları daha

çok parçalama ve dağıtmaya dönüktü. Bunda da başarılı oldu.

İsrail in şu son günlerde pervasız saldırılarının

arkasında bu yatıyor. Aslında amacına ulaşma ortamı da sağlanmış oluyor. Sadece

Gazze ye değil diğer komşulara da saldırıyor. Bundan sonra yeri zamanı gelince

koşullar oluşunca Suriye üzerine rahatlıkla gidebilir. Emperyalizm bir

bütündür. İsrail i abede dışında düşünemeyiz.

Gazze ye yapılan son acımasız saldırılarda abede açık

destek veriyor.

Tabii bütün bunların sorumlusu Müslümanlar. İki

yakalarını bir araya getiremeyecek kadar dağınık durumdadırlar.

Emperyalizmin yaptıkları yetmiyormuş şu anda birbirlerini

kesip doğruyorlar. İnsanın kanını donduracak bir vahşet yaşanıyor. Müslümanları

uyarıcı, bir araya getirici hiçbir girişim yok.

Mezhep gerilimi, kavgası ve tırmanışı yüzünden yaşananlar

ve sonuçlar ortada. Sonuçların buraya gelmesinde Müslüman kimi aydınların ve

çevrelerin de sorumluluğu var. Özellikle Şia-Sünni geriliminin

tırmandırılmasında büyük çabası olanlar oldu. Kimi haklı yanları olsa bile şu

anki durumda Müslümanların içinde bulunduğu genel durum göz önünde

bulundurulmadığından varılan sonuçlar kestirilemiyor. Sünnilik adına insanlar

kıtır kıtır doğranıyor. Söz konusu kalem sahipleri, bunda bizim hiçbir dahlimiz

yoktur diyebilirler mi Suriye ile olan gerilimlerin başladığı günden beri

gerek siyasilerin ve gerekse aydınların kışkırtıcı tutumlarının vardığı sonuç

ortada. Şimdi bundan kim kazançlı çıktı veya çıkıyor.

Filistin tamamen sahipsiz bırakıldı. Halid Meşal veya

Filistinli liderler beğenmediğimiz Beşar Esad ın Suriye sinde barınıyorlardı.

Suriye kaç parçaya bölündü.

Kuzey Irak petrollerinin pazarlanması ve satışı, Türkiye

üzerinden İsrail e yapılıyor ve onlar yapıyorlar. Onunla da Müslümanları

vuruyorlar. Bu karmaşık durumun altından nasıl kalkılır, ne yapılabilir

Türkiye bu tehlikenin dışında mıdır sanılıyor

Cumhurbaşkanlık seçimi sonrası bizi neler bekliyor,

bakalım görelim.

Türkiye nin sert çıkışlarının şu an bir karşılığı yok.

Karşılığının olabilmesi için yanında birçok İslâm ülkesinin olması gerekiyor.

Arap Baharı diye nitelenen kasırga sonrası bu şansını da yitirdi diyebiliriz.

Beğenmediğimiz Kaddafi bir güçtü, bir sesti. Libya nın elden çıkmasıyla kim ne

kazandı Diğer Arap ülkeleri için de bu durum geçerli. Irak ın durumu ortada.

Müslümanlar yeniden bir birlik arayışı içinde olmak

zorunda başka bir seçenekleri yok maalesef.