Aylardan beri ücretlilerin ve emeklilerin maaşlarına ne kadar zam yapılacağı konuşuluyor. Bu arada özellikle emekli aylıkları konusunda insanlarda beklentiler de oluşturuldu. Beklentiler ya siyasilerin yaptıkları bir takım açıklamalarla oluştu ya da bazı sendika ve dernek yetkililerinin değerlendirmeleri ile oluştu. Buna bir de iktidar sözcülerinin ister seçim kampanyaları, ister günün şartları gereği dile getirdikleri vaatleri sebep oldu. Buna rağmen öylesine bir hava oluştu ki, zaten yaşardıkları sıkıntılarla iyice bunalmış olan emeklileri bir bekleyişe itti. Bu arada özellikle emeklilere verilen 2 bin liralık bayram ikramiyesinin artırılacağı ümidi de eklenince ister istemez olumsuzlukların düşünülmesi bir yana itilerek olumlu bir bekleyiş oluştu. Kısacası emekliler ciddi bir ikramiye ve maaş artışı beklentisine itildi. Bu beklenti ile bayrama girildi, bir şey çıkmadı, ardından TBMM’ye sevk edilen kanun tasarısı gündemi biraz daha gerdi. Sonuçta işçi emeklilerine yüzde 25 zam yapıldığı açıklandı. Ancak bunda da sıkıntılı bir durum vardı. Çünkü yapılacak zam kök ücretlere yapılmıştı. Yani bir kısım emeklilerin maaşlarına yüzde 25’in yansıması söz konusu değildi. İşin bir başka boyutu da bu gelişmeyi milyonlarca emekli anlayamadı bile.

Hatta bu arada Cumhurbaşkanı, yaptığı konuşmalarda emeklileri ücretlerinin iyileştirileceği konusunda bir beklentiye itti. Tüm bunların ardından dağ fare doğurdu. Görünen o ki bu belirsizlik bundan sonra da devam edecek. Çünkü geçmiş yıllarda yapılan bir takım hukuki düzenlemeler bugünkü belirsizliğin temelini oluşturmuş. Çünkü insanlar zaman içinde yapılmış hukuki düzenlemeleri ya unutmuşlar ya da hiç duymamışlar.

Üzerinde durmak istediğim meselenin bir başka boyutu ise yıllardan beri uygulanmakta olan emeklilik hukuku genç yaşta emeklilerin sayısını sürekli artırmış, söz gelimi bazı kamu görevlileri 18 yaşında göreve başlamış 43 yaşında emekliliğe hak kazanmış. Bu arada bazı iş kollarında fiili hizmet ya da yıpranma zammı olarak ifade edilen bir erken emeklilik yolu da açılınca genç yaşta emeklilerin sayısında ciddi bir artış meydana elmiş. Diyebiliriz ki, 20-25 sene çalışan bir kişi 38-43 yaşlarında emekliliğe hak kazanma imkânı oluşmuş. Sonuçta genç emekliler sosyal güvenlik kurumunu ciddi bir ekonomik sıkıntıya itmiş. Sonuç olarak bu yükten kurtulmak için de yapılacak yeni düzenlemelerde kısıntıya gidilmiş, hâlâ da gidiliyor. Böyle olunca da emekliler emekliliklerinin tadını çıkaramaz duruma düşürüldüler.

Bayramlarda torunlarına harçlık veremeyen emeklilerin ruh halini sanıyorum izaha bile gerek yok. Kısacası insanlar canlarının istediğinde emekliliklerini isteme hakkına sahip değiller. Bu hakkı sağlayanlar bir hukuki düzenleme için de hesap yapıp emekli aylığı bağlıyorlar. Yani, devlet, emekliye verilecek ücreti kendisi belirliyor, bu belirlemede emeklilerin hiçbir dahli bulunmuyor ama ortaya çıkan ekonomik sıkıntının bedelini emekliler ödüyor.

Sanıyorum öncelikli olarak var olan hukuki düzenlemelerin baştan gözden geçirilmesi, emekli olmak için çalışanların ölümü beklemelerinin de, genç yaşta emekli edip ardından da bütçeye yük oluyorsunuz tavrı takınmanın da anlamı kalmıyor, Çünkü emeklilerin yapılan işlemlerde bir dahli bulunmuyor. Siyasiler çeşitli sebeplerle bazen de seçim rüşveti olarak emeklilik yaşını aşağı çekerek oy toplamaya çalışıyorlar. Bugün gelinen noktada ne emekliler mutlu ne de yöneticiler hallerinden memnun. Bu bakımdan artık emeklilere reva görülen zulme bir an evvel son verilmelidir. Bilinmelidir ki emekliye zulmedenler iflah olmazlar.