Bugün yeryüzünde "ekonomik savaş" vardır. Bu ekonomik savaş, dünyada tekelini kurmuş bulunan Amerika daki 200 sömürü sermayesi mensubu ailenin ekonomik hakimiyeti ile halkın direnmesi ile oluşan halk ekonomisi arasında mevcut olan çatışmadır. Dünyada bir taraftan tekel sermaye tüm hakimiyetini ele geçirmek, herkesi işçi olarak çalıştırmak istiyor, tek dünya devletine götürmek istiyor; diğer taraftan halk ise kendi varlığını ve özgürlüğünü savunuyor.

Bu savaşta bütün dünya ülkelerinde KOBİ ler oluşuyor. Avrupa da Türkler tarafından oluşturulan KOBİ ler vardır, faaliyet gösteriyorlar. Amerika Birleşik Devletleri nde durumun ne olduğunu  fazla bilmiyoruz. Ama eski Sovyetler de, Çin de, Hindistan da illegal de olsa hep KOBİ ler faaliyettedir.

Sömürü sermayesi KOBİ leri de kendi hakimiyetine alma çabası içindedir.

KOBİ ler istenilen başarıyı elde edememektedir. Çünkü bütün dünyadaki ve ülkelerdeki mevcut ekonomi düzeni KOBİ leri yaşatmayacak şekilde kurulmuştur. KOBİ lerin önündeki engelleri şöyle özetleyebiliriz.

- Mevcut düzende öylesine karışık ve muğlak mevzuat ve uygulama vardır ki, küçük firmalar bunları bilememekte, yapamamakta, dolayısıyla sonunda elenip gitmektedirler.

- Faizli düzende küçük firmalar kredi bulamamaktadırlar. Çünkü bankalar küçük firmalarla uğraşmak istemezler. Sonra alacaklarını da tahsil edemezler. Oysa banka krediyi büyük firmalara verir, onlar da o sektörde tekel oluşturur. Böylece banka alacaklarını garanti altına alır. Küçük firmalar ya hiç kredi almazlar ya da aldıkları kredilerin altında ezilip giderler. Devlet bunlara destek krediler vermekte ise de bunlar da faizli olduğu ve adil dağılmadığı için sonuç alınamamaktadır.

- En önemli husus, gelişmiş ekonomilerde markalaşmayan firmalar elenip giderler. KOBİ lerde yani küçük işletmelerde ayrı ayrı markalaşmak mümkün değildir. Dolayısıyla KOBİ ler eriyip gitmeye mahkumdur.

- Küçük işletmeler kâr-zarar hesabını yapamamaktadırlar. Bunun iki sebebi vardır. Mevzuatın ağır olmasından dolayı kayıtdışı çalışmak zorundadırlar. Bunlar da muhasebede gösterilmemektedir. İkincisi ise, küçük işletmeler muhasipleri tatmin edecek ücret veremedikleri için kimse bunların muhasebesini tutmak istememektedir.

Adil Düzen, Adil Ekonomik Düzen bu sorunlara çare aramış ve küçük işletmelerde yani "halk işletmeleri"nde neler yapılması gerektiğini ortaya koymuştur.

- İşletmeler kâr-zarar hesaplarını malların artıp eksilmesi üzerinden yaparlar. Böylece faizin baskısından kurtulurlar.

- İşletmeler girdilerin ve çıktıların hesabını üretimden pay üzerinden yaparlar. Böylece sabit girdileri sıfırlarlar.

- İşletmeler kâr-zarar hesaplarını en geç bir hafta içinde hesaplayacak şekilde bir ortaklık oluştururlar ve bunun muhasebesini kurarlar.

- İşletmeler bütün bunları yapabilmek için "mal senetleri" çıkarırlar, "işletme senetleri" çıkarırlar. Bunu kurdukları bir kooperatif içinde yaparlar. Bir anonim ortaklık kurarlar.