Asırlardır Müslümanlar, Yüce Yaratıcı nın son mesajını insanlara duyurmak, öğretmek ve mesajın içerdiği konularda insanlara örneklik etmekle görevlendirilen Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin hayatını araştırmaya ve öğrenmeye büyük önem vermişler, bu amaçla O nun doğumunu, mîracını ve irtihalini anlatan şiirler, naatlar, mersiyeler kaleme almışlar ve ciltler dolusu kitaplar yazmışlardır.

1989 yılına kadar ülkemizde Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğumu, Kameri Takvime göre Rebi ül Evvel ayının 12. gecesinde camilerde mevlit, Cuma günü de hutbe okunarak ve vaazlarda konu halkımıza anlatılarak Mevlid Kandili adı altında kutlanmıştır.

Kutlu Doğum Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizi

Anmaya

Anlamaya vesile olmalıdır.

Hiçbir insan onun kadar sevilmedi

Cahiliyye karanlığındaki insanlığın üzerine bir nur gibi doğan Rahmet Peygamberi Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğum yıldönümü tüm dünyada Müslümanlar tarafından coşkuyla kutlanıyor. O nun çağları delen evrensel mesajı insanlığa, varoluşunun nihai manasını anlatıyor.

Kutlu Doğum Haftası, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz sevme ve anlama haftasıdır. O nun getirdiği kuşatıcı rahmeti içimizde hissetme dönemidir. Kendini tanımayan Rabbini tanıyamaz, niçin var olduğunu fark edemez. Sıradan bir canlı olarak yaşar gider. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz bize varlığımızın nihai manasını kavratıyor. Biz de sıradan bir canlı olmadığımızı Allah ın yeryüzündeki iyilikleri, doğrulukları yapmaya vazifeli bir halifesi olduğumuzu kavrıyoruz. Her insan kutsaldır ve Allah ın yeryüzüne gönderdiği, güzellikler yapmakla memur kıldığı bir insandır. Bunun için dinimizin özünde insan sevgisi var. Herkesi böyle bir sevgiyle sevebilmeyi bize efendimiz Muhammed Mustafa öğretti.

Bu hafta vesilesiyle herkes Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin hayatı ile ilgili mutlaka bir kitap okumalıdır. Biz camilerimizi bu anlamda okuma evlerine dönüştürmek istiyoruz. Artık dini bilgiyi sadece minberdeki kürsüdeki hocadan almanın vakti geçmiştir. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak birçok yayını sizlere sunmayı önemsiyoruz. Ama bunun amacına ulaşması için bunların sizin evine, kitaplığınıza girmesine ihtiyaç var. Okuma oranımızı da artırmalıyız. Komşularımızdan çok geriyiz. Okumalı ve doğru bilgileri almalıyız. Dinimizi doğru öğrenmeliyiz.

Eğer biz dinimizi doğru bir şekilde öğrenirsek İslam ı da doğru temsil etmiş oluruz. Maalesef bugün batı dünyası hem İslam ı hem de Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizi doğru anlama imkanından yoksun bulunuyor. Bunun çok sebebi var ama biz de üzerimize düşen görevi yapmalı onun o sevgisini insanlığa sunmalıyız. Başkalarını kınamak yerine kendi ödevimizi iyi yapmak gerekir.

Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz: "Kendiniz için istediğinizi yanı başınızdaki kardeşiniz için de istemedikçe olgun bir mümin olamazsınız" buyurmuştur.  Ne büyük bir ideal, ne yüksek bir çıta. Ülke olarak, dünya olarak barış içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Ne pahasına olsun bir arada yaşamak değil ama barış, sevgi ve huzur içinde bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Açıp Kur an ve sünnete bakıyoruz baştan sona hoşgörü ve sevgiyi işliyor. Biz hak dinin temsilcileri olarak Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin bize bildirdiği dini bilgiyi insanlara anlatırız. Sonrası insanların kendi tercihidir. Bizim medeniyetimiz hoşgörü medeniyetidir. Tarihte sahip olduğumuz hoşgörünün en açık belgesi Anadolu dur. Anadolu da yıllarca farklı din ve inanç mensupları bir arada barış içinde yaşamışlardır. Öyle olduğu için bizim Anadolu medeniyeti adeta sevgi ve hoşgörü medeniyeti olmuştur. Biz dünyaya bu hoşgörü ve sevginin altın sayfalarını sunmuş bir medeniyete mensubuz.