İki yüzlü Batı. Bir duvarını ötesinde görünmeyen karanlık bir yüz. Yanılsatan ve insanları sarhoş edercesine aldatan Batı. Her duruşunda bir sahteliğin akıp durduğunun açık göstergesi ve resmi.

Batı yı içten kavramak için, onların sanatçılarının eserlerine bakmak için yeterli. Bu; resimden şiire, öyküden romana, gazetecilikten siyasal tutuma kadar hemen her alanda kendini belli ediyor. Batı nın namuslu adamları elbette vardır. Fakat bu adamlar, onların arasında tutunamamaktadırlar. Batı nın has sanatçıları, metafizik yakalayışta olanlarının etrafında dönenlere bakıldığında, bu, ayan beyan olur.

Batı ile Doğu arasındaki bu farklı durum, en belirgin olarak şiirde görülür. Şiir semboliktir, kendini kolay ele vermez de ondan. Büyük şairlerin namuslu tutumları ve onların başlarına gelenlere bakıldığında görünen bir gerçekliktir bu.

Düşünce özgürlüğünün alanları Batı nın belirlediği sınırlarladır. Kendine göre bir belirleme. Bunda nesnel olunmadığı gibi, bir keyfilik de söz konusu. Karikatür olayının üzerinden çok geçmiş değil. Batı, topyekün bir bakışla ve ikiyüzlülükle muhataplarını sanki sınıyor. Nasıl iki yüzlü olunurun örneğini sunuyor. Bu sınamasında bile bir hinlik olduğu ortada.

Peygamber Efendimize karşı yapılan saldırının temelinde kocamış öküzün hin bakışı duruyor. Geleneksel kültürümüzde bazı meseller yerli yerine oturuyor. Bu mesel Nasreddin Hoca ya atfediliyorsa da aslında ona ait olup olmadığı bile tartışmalıdır. Ne olursa olsun, ruh bakımından onu aratmayacak bir özellik taşıyor. Köyümüzde bile bu mesel bir şahıs ile somutlaştırılarak anlatılır. Komşu köyün Hüseyin amcası karasabanla çift sürüyor. Bir kocamış öküzü, bir de tosun denilecek genç biri ilk kez yaşlı olanla çifte sürülüyor. Genç olanı hatta gitmiyor. Hüseyin Amca sürekli olarak yaşlısını zırhlıyor, dövüyor. Onu sabahtan beri izlemekte olan komşusu, dayanamıyor gidip uyarıyor. "Yahu komşu, sabahtan beri seni izliyorum. Şu zavallı hayvan hattan çıkmıyor, sen habire yaşlı olanını dövüyorsun, zırhlıyorsun. İnsaf et." Hüseyin Amca komşusuna dönüyor: " Onun ne hin olduğunu bilmiyorsun. O, ona kaş göz etmese o hattan çıkar mı " der. Aslında Batı nın ruhunda  ve temelinde olan, bu bakıştan başka bir şey değil. Bu olaylarda Batı topyekün masum değil. Rimbaud nun Fransa yı terk edişinden sonra kendisine olan bakışta Andre Gide in günlüğünde Fransızların ona nasıl baktığı görülüyor. Kendisiyle dalga geçiliyor. Müslümanların arasında müslümanca yaşayışını alaya alıyorlar.

Batı nın dokunulmazları var. Bunlar, bazan öylesine ürkütecek denlidir ki, şaşılır. Roger Garaudy nin yaşadıklarının benzeri şimdi sıcağı sıcağına yaşanıyor. İngiliz tarihçi yazar David İrving "Yahudi soykırımı yapılmamıştır" dediği için Viyana da 3 yıl hapse mahkûm edildi. Yazar, 1989 da Avusturya yı ziyaretinde "Nazilerin 6 milyon yahudiyi gaz odalarında öldürdüğünü" reddeden konuşması nedeniyle "Yahudi soykırımını alenen reddetmeyi ya da haklı çıkarmayı" suç sayan yasayı ihlâl ettiği gerekçesiyle geçen yıl Avusturya da tutuklanmış.

Olaya hangi açıdan bakalım şimdi

Peygamberimiz sıradan bir insan mı 1.5 milyar Müslümanı ve hatta insanlığı ilgilendiren bir durum. O bir peygamber. Batı, asıl şimdi kendini bir kez daha ele veriyor. Oyunun kuralını kendisi koyuyor.

Yahudi hegemonyasından söz edildiğinde bir kısım aklı eveller özellikle bu konunun neden abartıldığını var sayıyorlar Hatta alaysı bir bakış ve küçümsemeyle, yahudiliği, dönmeliği, masonluğu neden bu kadar dile doladıklarının yakınması içindedirler. İşin gerçek yüzü hiç de öyle değilmiş.

Ecevit in başına gelenler unutulamaz. Bütün sorun neydi "İsrail in Filistin de Soykırım yaptığını söylemesiydi. Bugün de benzer durum söz konusu. Yahudi dostları ve Yahudi ruhlular Halid Meşal ın Türkiye ye gelişini nasıl da tefe koyup çaldılar. Bu olay küçümsenesi bir olay değil. David İrving in başına gelenleri düşündüğümüzde Yahudi ruhlular, başlarını kaldırıp da bu da neyin nesidir diye düşünüyorlar mı Halid Meşal n kulaklarına zehir akıtan Yahudileri hiç tartışmıyorlar.

Düşünce özgülüğü mü Hadi canım siz de demek gerekmiyor mu