HAMASın talebi üzerine Türkiyeye davet edildiği artık kesin görünüyor. Ancak, işin bundan sonrası ile ilgili rivayetler muhtelif. HAMASHeyetinin Ankara ziyareti sırasında yaşananlar hatırlandığında ortada bir takım tersliklerin olduğu da kesin. Sözgelimi HAMAS Heyeti ile Başbakanın gezi öncesi görüşeceği proğramda iken sonra bundan vazgeçiliyor ve Başbakan HAMASHeyeti ile biraraya gelmemeye dikkat ediyor. Baykalın ifadesine göre HAMASlılarla görüşmemek için köşe bucak kaçıyor. HAMASHeyeti Dışişleri Bakanlığına da kabul edilmiyor. Görüşmeler ya Dışişleri Konutunda ya da AKPGenel Merkezinde gerçekleşiyor.. Görüşmelerin AKPde olmasını izah için de davetin Dışişleri değil, AKPtarafından yapıldığı söyleniyor. Peki, HAMASa davet AKPtarafından yapılmış ise parti bayrağının görüntülerden kaçırılmasının sebebi nedir Genel Başkan Erdoğan niçin heyetle görüşmekten kaçınır Dışişleri Bakanı ise HAMASHeyeti ile Bakan olarak görüşmüyor, Başbakan ve Genel Başkan Vekili olarak görüşüyor.. Tüm bu olanların ne anlama geldiğini herkes kendine göre yorumlayabilir.

Ancak, olayın bir başka boyutu ise İsrailin bu ziyarete gösterdiği tepki. Bu tepki hem İsrailde yapılan açıklamalarda dile getiriliyor hem de ortada bir fiili durum söz konusu. HAMASHeyetinin ülkemizden ayrılmasının ardından İsrailin Ankara Büyükelçisi Avivi görüşmeler konusunda brifing verilmek üzere Dışişleri Bakanlığına davet ediliyor. Ancak, Büyükelçi İsrailden gelen talimat gereği Bakanlığa gelemeyeceğini, verilecek brifingi dinlemeyeceğini Bakanlığa bildiriyor. Peki bu açık küstahlığa karşılık ne yapılıyor Hiçbir şey yapılmıyor diyeceğim ama yapılan birşey var; O da Büyükelçinin AKPGenel Merkezine davet edilmesi. Dışişleri Bakanlığının davetine "hayır" diyen Büyükelçi Avivi -tabiiki hükümetinin izni doğrultusunda- AKPden gelen davete icabet ediyor. AKP Genel Merkezinden çıkışta yaptığı kısa açıklama sırasında yüzünden eksik etmediği gülücük sanki, "Biz istediğimizi alırız" anlamına geliyordu.

Bir başka ifade ile sergilenen bunca küstahlığa rağmen gönül alan AKP, gönlü alınan Büyükelçinin şahsında İsrail oluyor ve dik durduğunu söyleyen ise Başbakan Erdoğan.

Başbakan Erdoğan Partisinin Grupunda yaptığı konuşmada, "Başımızı eğmedik hiçbir zaman eğmeyiz" diyor. Bizim gönlümüz de bunu arzu ediyor ama, gelişen olaylar bu sözleri doğruladığı takdirde. Başbakanın aynı konuşmada, "Müsaade etsinler de ne zaman kimlerle, nasıl görüşme yapacağımıza biz karar verelim" diyor. Buna da bir itirazımız yok ama, niçin İsrailin gönlünü alma ihtiyacı duyuyorsunuz Bir yandan HAMASHeyeti ile yapılan görüşmelerde, direnişten vazgeçmeleri, İsraili tanımalarını ısrarla istediklerini söyleyip ardından da buna rağmen İsrailden gelen tepki karşısında geri adım atarsanız söylediğiniz bu sözlerin bir anlamı kalır mı Başınızı eğmediğinizi, hiçbir zaman da eğmeyeceğinizi söylemenizin bir anlamı kalır mı Dik duruş sözle olmaz Sayın Başbakan. Davranışla olur. Yapılan işin sözle değil fiilen arkasında duruşla olur. Bir yandan HAMASı davet edeceksiniz ondan sonra da birtakım çalımlarla olayın sanki sizin dışınızda geliştiğini göstermeye çalışacaksınız, ondan sonra da dik duruştan söz edeceksiniz, inandırıcı olmaz. Baykalın ifadesi ile dik duruş, "Ya sahiplenerek, ya da çağırmayarak" olur. Hem çağırır, hem de sahiplenmezseniz buna dik durma değil, şekilsiz duruş denebilir.