Geride bıraktığımız hafta içinde Türkiye İstatistik
Kurumu tarafından hesaplanarak açıklanan Mart ayı sınai üretim verileri
ekonomideki durgunlaşma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor: Mevsim ve takvim
etkisinden arındırılmış sınai üretim miktarı bir ay önce-sine göre yüzde 0.9
oranında gerilemiş. Daha önce açıklanan Mart ayı dış ticaret rakamları Türkiye
Ekonomisi nin büyüyemediğine işaret ediyordu. Bu veriler neden tedbirli olma
tercihinden uzaklaşıldığını ve ciddi riskler pahasına gaza basmak yönünde çaba
harcanıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Diğer taraftan metal iş
kolundaki toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması ve işçi
kesiminin grev kararı alması da durgunluğun politika değişikliği sayesinde
aşılabileceği yönündeki umutları etkisiz hale getiriyor.
Tablo böyle olunca ekonominin durgunlaş-masının ne anlama
geldiğini irdelemek gerekiyor. İlk elde paranın devir hızı düşer, alacakları
tahsil etmek ve bu sayede borçları ödemek zorlaşır, evdeki hesaplar çarşıya
uymamaya başlar. Devletin vergi tahsilat oranı geriler. Bankaların sorunlu
kredi hacmi daha hızlı büyür. Karşılıksız çek ve protestolu senet hacmi yeni
rekorlara koşabilir. Parasal boyuttaki bu olumsuzlukları gaza basarak, başka
bir deyişle para ve kredi politikalarını olabildiğince gevşeterek aşmak mümkün
olamayabilir ve durgunluğun kendi kendini besleyerek derinleşmesi
önlenemeyebilir.
Diğer taraftan büyüme, istihdam, bütçe açığı, dış ticaret
hacmi ve iç talep gibi makro büyüklüklere ilişkin fiyatlara ve bilançolara
yansıması önlenemeyebilir. Kredi notunun yükselişine ilişkin beklentilerin yönü
değişebilir. Aşırı yatırım yapılan sektörler krize girebilir ve diğerlerinin
dengesini de bozabilir. Net yabancı sermaye girişleri azalabilir, dış finansman
ihtiyacının karşılanmasında yaşanacak sıkıntılar Türk Lirasının değer kaybına
yol açabilir; daha önce giren sıcak paranın can havliyle çıkışa yönelmesi
olumsuzlukların dozunu dayanılmaz seviyelere çıkarabilir. Dış kredilerele
desteklenen çılgın projelere yüklenilmesi durumu terse çeviremeyebilir; zira
durgunluğun derinleşmesi dış kaynak imkanlarını daraltabilir.
Durgunluğun derinleşmesinin bir diğer etkisi de enflasyon
baskısının kısmen azalmasıdır. İşletmeler nakit akışlarından oluşan ve büyüyen
açıkları kapatmak için faaliyet gelirlerinin azalması veya zarar pahasına
satışa yönelebilir; bu ortamda maliyet-fiyat ilişkisini sağlıklı bir dengede
tutmak imkansızlaşabilir ve zincir-leme olarak sorunları iyice
ağırlaştırabilir. Özetle söylemek gerekir ise hem fiyat hem de finansal
istikrarı korumak çok zorlaşır, güven bunalımı oluşur ve etki alanı kademeli
olarak genişler...
2008 yılındaki küresel kredi krizinden bugüne gelişmiş
ekonomilerin yaşadıkları sıkıntılar durgunlaşma nedeniyle yaşanmıştır; etkili
ve yetkili kesimlerin çabaları bu durumdan kurtulmak adına yeterli olmamış,
durgunluğun derinleşmesini önlemeyi ve sistemi suni teneffüsle yaşatabilmeyi
başarı saymak zorunda kalmışlardır. Genelde durgunlaşmakta olan gelişmekte olan
ekonomileri ve özelde Türkiye yi benzer bir süreç beklemektedir; asıl önemlisi
bu gruptakilerin durgunlukla mücadele yeteneği gelişmiş ekonomilere göre çok
daha sınırlıdır. Parasal genişlemeye gitseler ve faizleri hızla geriletseler
paralarının değer kaybı ve enflasyon duvarına çarparlar, bunu yapmasalar
ekonomik daralmayı önleyemezler...
Küresel ölçekte sermaye piyasalarının yükselişi küresel
ekonomik durumla uyuşmuyor, birileri mezarlıktan geçerken ıslık çalarak
korkularını gizlemeye çalışıyor!.. Para basıp ıslık çalarak kredi krizlerinde
daha sert yeni dalgalardan kaçınmak pek mümkün olamayabilir. Gelişmiş ekonomilerden
sonra gelişmekte olanların da durgunlaşması sistemik kırılganlığın son 70 yılın
en yüksek düzeyine tırmanmış olduğu anlamındadır. Birileri yerken giderek
büyüyen çoğunluğun bakmakla yetinmesi ve kıyametin kopmaması olası değildir.
Aklı nefsine hükmedenler için kazanmaktan vazgeçme, kemerleri bağlayarak
riskleri azaltma ve kaybetmemeyi başarı sayma zamanıdır; tersini yapanlara
itibar etmeyin, peşinden gitmeyin; gelir kaybını telafi etmek adına tüm
geleceğinizi kumar masasına koymayın...