Ülke yönetiminde söz sahibi olmuş insanların dünyada olup bitenlerden habersiz olduklarını gösteren açıklamalar yapmaları insanı kahrediyor.

Bir türlü anlayamadığımız ve bir türlü mana veremediğimiz bir “Batı’ya şirin gözükme” ya da “yaranma” sevdası içindeler.

Sanki şimdi olduğu gibi hep alttan alırlarsa ve sanki şirin gözükmeye devam ederlerse Batı’ya yaranacaklar ve Batı âlemi bunların isteklerini yerine getirecek!

Büyük bir aşkla ve şevkle ve dahi alabildiğine yüksek sesle, “Türkiye Batı’yı terk etmedi” diyorlar.

Bununla övünüyorlar.

Oysa bir türlü terk etmedikleri daha doğrusu terk etmeye cesaret gösteremedikleri Batı onları çoktan terk etti!

Batı âlemi siyaseten Türkiye’nin dostu ve müttefiki(!) gibi görünürken el altından Türkiye’nin düşman ilan ettiği çevrelerle içli-dışlı olmayı sürdürüyorlar.

Batılı siyasetçiler Türkiye’de görüşmeler yaparken Batılı askerler de Türkiye’nin düşman ilan ettiği çevrelerle muhabbete devam ediyorlar.

Yani bir yandan Batı’ya şirin gözükme için çabalayıp duranların sırtlarını sıvazlarken diğer yandan da Türkiye’nin düşman ilan ettiklerine her türlü yardımı sürdürüyorlar.

Bu bize neyi gösteriyor?

Elbette Batı âleminin Türkiye’yi gözden çıkardığını yani terk ettiğini gösteriyor.

Batılı askerler Türkiye’nin düşman ilan ettikleriyle sarmaş dolaş fotoğraflar verirken İnterpol de kırmızı bültenle arananları bu listeden çıkararak yeni bir skandala imza atıyor.

Kırmızı bültenle aranmakta olan terör örgütü mensupları bir anda masum kişiler haline sokuluveriyor.

İnterpol’ün bu tavrı da bize Batı âleminin Türkiye’yi gözden çıkardığını yani terk ettiğini gösteriyor.

Dünyada bu gelişmeler yaşanırken ülke yönetiminde hasbelkader söz sahibi olanların S-400 alımlarıyla ilgili olarak “Türkiye Batı’yı terk etmedi” açıklamasında bulunmaları dünyadaki gelişmelerden ne kadar habersiz olduklarını gözler önüne seriyor.

Evet, kimileri hâlâ Batı’ya şirin gözükmeye çalışsalar da Batı âleminin Türkiye’ye “şirin gözükme” gibi bir derdi yok.

Onlar tercihlerini Türkiye’nin düşman ilan ettiklerinden yana yapmış bulunuyorlar.

Bundan sonra yapılması gereken yeni duruma göre politika üretmek ve şirin görünmek için açıklamalar yapmaya son vermektir.

Yani dostunu düşmanını doğru tanımak olmalıdır.