Odanızda gazete okurken, saatin tik takları sessizliği bozar. Fakat saat sesi beyni uyaran bir ses olmadığı için farkına varamazsınız.

Gazeteye gelince, okuduğunuz kimi haber dikkatinizi çekerken kimi haber saat sesi gibidir. Beynin uyarılmadığı bu haberler bazen ölüm haberleri de olabilir. Bazen, toplu taşımayla ilgili bir haber beyniniz uyarırken,  şehit haberlerini es geçersiniz.

Aynı tür haberler duyarsızlığa neden olmuş ve algıları böyle yönetmeye başlamıştır. Coğrafyanızda sıkça yaşanan olaylar haber organlarında sıradan bir habere dönüşür.  Haber akışında şiddet haberleri; ölüm, patlama ve katliamların sıklığı nedeniyle beynin dikkat özelliği etkilenir.

Bu coğrafyada henüz sağ kalanların durumu böyle. Peki, yaşananların arkasında yer alan küresel iktidarın beyin yapısı nasıl olabilir?

Bilindiği gibi beyin iki yarım küreden oluşmaktadır. Sol beyin mekanik çalışır. Mesela egonun tatmini için vücudu harekete geçirir,  egonun denetlenmesi alan dışıdır. Haz eksenli çalışır, talep ettiğini tüketmek ister.  Ben merkezlidir, ben ve öteki vardır. Ötekilere karşı elastikiyet geliştirmez. Kuşkucudur, korkularına karşı abartılı hamleler yapar. Gerçekler üzerinden değerlendirme yapar. Çıkar çatışmalarında rakibini safsıdışı bırakmaya kurgulanmıştır.

Sağ beyin ise “dediğim dedik” olmaktan uzaktır. Dinleme kabiliyeti vardır, anlayış gösterme eğilimindedir. Hüküm çıkarmadan önce alternatif bakış açılarını önemser. Burnunu ağaca dayamaz, ormanın bütününü görmek ister.  Sağ beyin değerlendirmeyi çoğunlukla duyguyla yapar. Başkalarını önemser, empati yeteneği sağ beynin özelliğidir.

Yapılan çalışmalar beyin korteksinin iki yarım küresinin fonksiyonlarını böyle açıklıyor. Beyni, kalbin işlevsel bir organı olarak gördüğümü söylemeliyim. Bu uzun tartışmaya şimdi girmiyorum.

Çevrenizdeki insanlara baktığınızda tutumlarında hangi beyin yarım küresiyle hareket ettiğini tahmin edebilirsiniz. Yöneticilerin tutumları daha açık gözlenebilir. Hatta dünyayı yöneten aklın hangi yönde eğilim gösterdiği de apaçık ortadadır.

“Kaygı aklı zayıflatır” diyor Goleman. Dünyayı  yöneten aklın  paranoyak ‘öteki korkusu’ nedeniyle dünya ateşe veriliyor. Sömürü için şiddete başvurmaya eklenen, yeni nesil bir kaygıdır bu. İslamofobi gibi algı operasyonları bu aklın ürünüdür.

Korku ya da kaygı ile zayıflayan aklın yönettiği dünyanın huzuru kaçmaya başladı. Sol beynin kaygı atraksiyonları sağ beyni de kullanıyor. Ortak yapım bir komplo yöntemine başvuruluyor. Ötekilerin yani mağdurların üzerinde sallandırılan kılıcın adı; komplofobi.  Sürekli ateşlenen silahlar korkutma üzerine kurulu. Gerçek korkular üzerinde refere edilen kaygılar var. Yeni bir komplo beklentisi ile öteki mahalle böylece yönetilmektedir.

Entrika çevirmek bir zeka işidir. Bu tür girişimleri planlamak ustalık ister, üstesinden kolay kolay gelinemez. İstenilen sonucu elde etmek için titiz bir çalışma gerekir. Entrika planlayan kişiye fayda amacıyla yapılır. Eğer uluslararası bir güçseniz uzun yıllar komplolarla geminizi yürütürsünüz.

Küresel iktidar, Türkiye ve İslam coğrafyasını gerçek korkular ve komplo kaygısıyla yönetmeye çalışıyor.

Beyin yarımküreleri tezine bakılırsa, sol beyni üst akıl olmaktan çıkarmadıkça insanlığa barış ve huzur gelmeyecek.  Dünyayı yöneten aklın ne zaman sağa yanaşacağı bilinmez. Fakat bilmeleri gereken bir şey var. Aynı gemideyiz, sol beyninizi toparlamazsanız sizde batacaksınız.

DIŞIMIZDAKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN…

“İçimizdeki beyinsizler yüzünden helak eder misin Allah’ım.” Helak olmadan senin lütfunla kurtulduk. Fakat dışımızdaki beyinsizler, dur durak bilmeden kasırga estirmeye devam ediyorlar.

Geçenlerde pek takılmadığım sosyal medyada bir video görüntüsüyle sarsıldım. Kol ve bacaklarından koyun gibi ağaca asılan bir Afrikalı’nın sırtında kişiyi fark edince vücut kimyam değişti. İnsan görünümlü bu hayvan ters astığı bu zencinin sırtında zıplar gibi ağırlığını artırmaya çalışıyordu.

Afrikalının üstüne çıkan bir beyazdı, giyiminden şehirde yaşadığı belliydi. Beyaz adam algısını pekiştirmeye çalışıyordu sanki. Beyaz adamı unutmayın, dünyayı size dar ederiz diyordu. ‘Yerli’ yaftasıyla kriminal bir varlıktı Afrikalı. Zenci zulümlerinin üzerinden yarım yüzyıl geçmişti.

Bu dehşet karşısında siteyi hemen kapattım. Çünkü sosyal medyada akan paylaşımlar ruhunuzu yok etmeye kurgulanmıştır. Mesela ölüm gibi trajik paylaşımdan sonra komik hayvan görseli çıkabilir. Üstteki videodan hemen alta geçince duygularınız hercümerç olur. Can çekişen kişinin karşısında ‘gülen bir cellat’ olmamak için kaçmalısınız o ortamdan.

Aklı selim dünyayı yönetseydi bu  tür manzaralarla daha az karşılaşırdık. Akıl değil dünyayı yöneten beyin. Hatta beynin yarısı.

İNSANLIĞIN BİRİKTİRDİĞİ NEDİR?

Ötekinin derdiyle dertlenmek, merhamet, sevgi gibi duygularda artış var mı? Tarihsel birikim sürecinden bugüne geldiğimizde insanlığın iyiliğe daha yakın; kemalat sahibi  olması gerekmez miydi?

Küresel yapının çarkı ters işliyor. Şeytan medeniyetin en tepesinde. İnsan ego hapishanesinin hâlâ müebbet mahkumu.  Yüzyıl kadar önce ağdalı laflarla ‘ego’ ve onu dizginleyen ‘süperego’dan  sözedilmişti. Teknolojiyi egonun emrine veren batılı, nefsini nasıl dizginleyebilirdi. Dergah açamazlardı, zira egoyu fosseptik çukuruna atmak olurdu. 

Damağı ve uçkuru arasında hayata tutunan yığınlar kapitalizm çarkını döndürüyordu. Ego, bu çarkı işleten bir enerjiydi. Egoyu bastırmak bir yana,  onu kışkırtan ürünler reklama taşınıyordu.

Bugün dizayn edilen bir cep telefonu, egosunu kontrol etmeyen insana göre programlanır. Plazma TV firmaları, ego için yüzeyi büyütür. Her taşın altında ego var. Otellerdeki  açık büfeler birer ego tapınağıdır. Nefs terbiyesi düşüncesi  açık büfe ortamında akla gelebilir mi? Açık büfe karşısında dervişlik yürek ister.

Bütün dünya ego merkezli insana göre biçimleniyor. Nefsi emmareye sahip benlikler dünya nüfusunun ekseriyetini teşkil ediyor. Bu nedenle dünyayı yöneten üst akıl ve altındakiler sadece ‘istiyorlar’; elde ettikçe fazlasını. Çok paraya sahip olmaları gerekiyor. Para bir tür hokus pokus yapan tılsımlı çubuk. Dokunduğuna sahip oluyor. Hedonistlerin bedel ödemediği kazanımlar da var:

Kendisi için toplama ve çarpma işlemi yapan işgalci kafa, öteki için çıkarma ve bölmeyi uygun görüyor.