GALATASARAY şampiyonluk yolundaki, belki de en son ve en

zor engelini iki golle aştı. Belki de lafını kullanışım şundandır; ben bu

yazıyı kaleme alırken Fenerbahçe henüz oynamamıştı.

Evet, şimdi de başlığa gelelim. Muslera, bir dünya

üçüncülüğü, bir de Güney Amerika kıtası şampiyonluğu etiketli bir kalecidir.

Yani Brezilya nın, Arjantin in falan olduğu kıtadan... Sneijder ise son Dünya

Şampiyonası nın üçüncüsü olan Hollanda nın yıldızıdır. Bunun yanı sıra Real Madrid

ve İnter gibi dünyaca ünlü firmalarda forma giymiştir. Yani özetle,

Galatasaray da bizim Selçuk, bizim Hamit ve de aforoz cezası bittikten sonra

forma giyen Sabri yle birlikte bu iki oyuncu büyün unvanın eşiğine getirenler

olarak karşımızda durmaktadırlar. Melo ya ayrı paragraf açalım. Aşırı

hırçınlığı ve sertliği ile bir maçı zor bitirebilecek yapıya sahip Melo da o

ciddi ameliyattan kısa sürede dönerek büyük katkı yapmıştır. Semih le Hakan ı

da alkışlayalım. Yasin ve Emre yi teğet geçelim... Ama aslan payı bence

Muslera, Sneijder ve Selçuk undur.

Maça mı geçeyim... Beşiktaş çok rahatta. Öylesine ki.

Sosa yı bir o kenara, bir bu kenara geçirerek oynattı. Oradan oyunu kurmaya

çalıştı. Kerim sağa geçtikten sonra Telles i hallaç pamuğu gibi attı. Savunma iki

golde de rakibin şansına geçen pozisyonlarda gol yedi. Son vuruşlara bir

diyeceğim yok. Hatta alkışlarım da... Ama o son vuruşlara kadar geçenleri bir

hatırlayalım da derim. Beşiktaş ta yine anlayamadığım bir oluşum vardı. Atiba

ikinci yarı sağ beke geçti. Oğuzhan ortaya geldi. Neden Kötü mü oynuyordu

takım Atak yapamıyor muydu Velisiz takımda Galatasaray ı golden sonra

nefessiz bırakan kimdi, kimlerdi Tolgay a bir kastı mı var bu Biliç in Tam

Galatasaray tam sipere geçmişken, acaba bu Tolgay Liverpool a vurduğu gibi

vurur muydu bir tane Bu Mustafa Pektemek acaba daha ne kadar Beşiktaş ın

etkili silahı olarak bizi uyutacaktır Ya da birileri tarafından bize öyle

sunulacaktır Beşiktaş şampiyonluğu da, ikinciliği de kaybetti. Ama üzerinde

iyi hoca ile durulursa bir kaleci kazanmıştır en azından...

Neyse; Hamza, Beşiktaş ın son maçlardaki grafiğine hiç

kanmadan, takımı topluca topun arkasına geçirterek dikine etkili hücumların da

en azından sayısını azaltmıştır. Bu arada Hamit le Selçuk un o sakatlıkları

kısa sürede atlatıp bu performansı göstermeleri de şaşırtıcıdır. Ama en

önemlisi Burak ın takımını on kişi oynattıktan sonra oyundan alışına tafra

atmasıdır. Hele hele ona sarılan hocasının elini itmesi ise başka bir şeydir.

Ben Burak a oynadığı süreyi alıp izlemesini öneririm... Sonrasında özrü bile

yetersiz kalır.

Sonuçta bu kadar anlam ve önem yüklü bir maç futbol

olarak on numara almadıysa da, 7, 5 a ulaştı diyebilirim. Bu da bizim futbol

adına bir şeydir.