Hani şu acılı arabesk severlerin sürekli kullandıkları bir tabir vardır: "Damardan şarkı" Televizyon ekranlarımızdaki reyting adına yapılan yarışlarda kullanılan yöntemlerin bazıları da, bu tabiri hatırlatıyor. Televizyonlara program üreten irade de, izleyicinin bir yerden damarını yakaladı mı, anında o damarı sonuna kadar kullanmayı becerebiliyor. Ve, sonuna kadar bu damardan izleyicinin kanını, vampir gibi sömürüyor.
Mesela, hiç bir özelliği olmayan bir sürü vatandaşın "Star" üretme palavrasıyla ekranlara doldurulup, izleyicilerin sırtından SMS gelirleri devşirme işini başlatan program, Kanal D ekranlarındaki ilk pop star olmuştu. Ardından, bu damarın çok iyi işlediğini, çok iyi prim yaptığını, reyting yaptığını ve ballı börekli olduğunu gören yapımcılar birbirine girmişler, aynı programın benzerleri birbiri ardına başka ekranlarda sökün etmişti. Türk Star, Akademi Türkiye, Anadolunun Sesi. İzleyicinin sırtından reyting ve para devşirme programlarının ses yarışmaları dışında bir sürü türevleri çıktı ortaya Aslında hepsinin temel mantalitesi aynıydı: Dans yarışması Buzda Dans Yarışması Evlilik Dansı Yarışması Roman Star Yarışması İlle de Roman Olsun yarışması Hokkabazlık ve Sirk Yarışması
Önceki gün Star ekranlarında Pop Star Alaturka nın tanıtım fragmanlarını seyrediyordum Diyor ki birisi, "Seyirciyi çok özledik" Biz sizi hiç özlemedik saygıdeğer Osmantan Erkır Artık, pılınızı pırtınızı alarak, bu formatı asla kullanmamak üzere bir kenara bırakıp, bu yarışmayı da alıp hayatımızdan çekip gitmenizi istiyoruz Yeter artık, yeter! Bıkkınlık verdiniz! Baydınız! İnanın, kendisine çok özel bir sevgi, saygı duyduğum, müzik konusunda bilgi, kültür ve derinliğine çok özel önem verdiğim Orhan Gencebay ı bile bu yarışma dolayısıyla izleyemez oldum. Eskiden, Orhan Gencebay deyince, algılarım açılırdı, hemen oraya dikkat kesilir, kulak kabartırdım Yani, bir yarışma programıyla koskoca bir çınarın karizmasını, kariyerini, büyüklüğünü yıpratmayı başardınız Bravo size!
Bir başka damar hadisesi de, geçtiğimiz dönemde dizilerin konseptinde yaşanan reyting mücadelesi. Reşat Nuri Güntekin in aynı adlı eserinden televizyona uyarlanan Dudaktan Kalbe, Yaprak Dökümü izleyici nezdinde beğeni sağlayınca, bu damarı işlemeye karar veren yapımcılar, bu dönemde Halit Ziya Uşaklıgil in Aşk-ı Memnu sunu sürüverdiler ekranlara
Bu yapımların ardı ardına yayına girmesi ve reyting patlamasına dönüşmesi, açıkçası bende şu kanaati oluşturdu: Türk halkı, kendisine eziyet edilmesinden hoşlanan bir karaktere sahip oldu son dönemde! Ya da böyle bir durum işlene işlene ortaya çıktı Ve, televizyonlar da bu dönüşümün başaktörü oldular. Bunu sosyologlar yapacaklardır, ama, 1.5 saat boyunca, acıdan, kederden, dertten, tasadan, bunalımdan, psikolojik buhrandan başka hiçbir şey olmayan bu dizileri, Türk halkı, severek, beğenerek, keyifle ve reyting rekoru kırdıracak şekilde seyrediyorsa, bu işte bir terslik var. Ya, Türk halkının beğenisi bozuk Ya da bu dizileri seyrettire, seyrettire bu milletin karakterini bozdular Bu dönüşümün bedeli nasıl ödenecek Asıl mesele bu!