Türkiye’de sosyolojik kırılmalara neden olan olayların altında, hâkim ve güçlü olan zihniyetin insanların zihinlerinde yaptığı dönüştürme harekâtı yatmaktadır. Adaletin, hakkın, hakkaniyetin ve milli-manevi değerlerin yok edildiği bu kırılmaların tamamında medyanın etkisi ve yönlendirmeleri bulunmaktadır. İnsanların beyinlerinin iğdiş edilmesi, dönüştürülmesi, belli bir kıvama getirilmesi ve var olan her şeye eyvallah çeker bir pozisyona sokulması için medya tüm gücünü kullanır. Haberleriyle, yorumlarıyla, kritik değerlendirmeleriyle… 

Mesela, 1980 darbesi öncesi sadece Ecevit ve Demirel figürasyonu üzerinden terör haberleri yapan medyanın, darbenin ertesi günü darbecilere selam durmasının temelinde, medyanın bulunduğu konumda her kılığa girmesi ve bukalemun tavır sergilemesini aramak gerekir. 

28 Şubat döneminde ise medya, var olan hakkaniyetli, adaletli ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı hükümetinin alaşağı edilmesi sürecini tetiklemek ve insanları da her an darbe oluverecekmiş gibi bir beklenti içine sokmuştu. 

Refah-Yol Hükümeti’nin alaşağı edilmesi ve yerine ne olursa olsun bir başka hükümet kurulması için medya, tüm imkânlarını seferber etmiş ve her gün manşetlerinde hükümeti zora düşürecek bir şeyler koyabilmek için canını dişine takmıştı. 

Bu süreci konuştuğumuz 28 Şubat belgeseli yapımcısı ve sunucusu merhum Mehmet Ali Birand, “Yatacak yerimiz bile yok” diye tanımlama yapıyordu. 

Bu meşum sürecin tetiklenmesinde sadece medyanın değil, yargının, işadamı kuruluşlarının ve 5’li çete olarak tabir edilen kurumların insanların algılarını değiştirmek, yönlendirmek ve darbeye hazır olda tutmak için tüm güçlerini kullandıklarını belirten Mehmet Ali Birand, “Eğer bu süreçte Prof. Dr. Necmettin Erbakan dışında başka bir lider işbaşında olsaydı, çok daha kötü olaylar vuku bulabilirdi” diyordu. 

Medyanın sizleri yönlendirmesine asla izin vermeyin…

Olayları değerlendirirken, öncelikle hakkaniyetle, adaletle ve hak çizgisiyle bu olayları yorumlamaya çalışın. 

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, olayları değerlendirmek ve sağlıklı bir sonuca ulaşmak için feraset, basiret ve dirayet ilkelerini ortaya koyuyordu. 

Çok önemli olayların analiz edilmesinde, stratejik olarak değerlendirilmesinde fikirlerinizi sizleri yönlendirecek, biçimleyecek, dönüştürecek medya şaklabanlarının eline vermeyin. 

İki cihan serveri Hz. Muhammed (S.A.V.), bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki, “Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle düzeltin, dilinizle düzeltin, kalbinizle buğzedin. Kalple buğzetmek imanın en düşük noktasıdır.”

Bizim yapmamız gereken, en hakkaniyetli, en adaletli olanla ilgili fikirlerimizi geliştirmek.

Şu ana kadar bizleri medya şaklabanları yönlendirmeye çalıştı. Her şekilde, insanlarımızı biçimlemeye çalıştılar, fikirlerini yönlendirdiler, algılarını değiştirdiler. Çok kritik dönemlerde kendi arzuladıkları bir dünyanın ortaya çıkması için var güçleriyle çalıştılar. O kadar pervasızdılar ki, her dönemde kendilerine yeni alanlar açmayı başardılar. 

Medya şaklabanlarının sizlerin zihinlerinin içine girmesine, algılarınızı değiştirmeye çalışmasına fırsat tanımayın. 

Aklınızı kiraya vermeyin…

Sizleri medya değil, kendi fikirleriniz yönlendirsin…