Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kayıtsız şartsız destekleyenler doğruyu söyleyen arkadaşlarına karşı anlaşılmaz bir tahammülsüzlük gösteriyorlar!

“Yanlış yapıyorsunuz” diyen dost uyarılarına karşı oldukça sert tepkiler veriyorlar! İstiyorlar ki Cumhurbaşkanı Erdoğan her ne yaparsa yapsın alkışlansın ve desteklensin! Hataların, yanlışların dile getirilmesinden fevkalade rahatsız oluyorlar! Oysa unutulmamalıdır ki: Dost acı söyler

“Acı söylem” düşmanlıktan değil dostluktandır!

“Acı söylem” kişinin iyiliği içindir!

Acı söylem” yerine her yapılanın alkışlanması da bir yöntem ama bu kişinin iyiliğine değildir ki!

Hatalar ve yanlışlar alkışlanırsa kişi doğruyu nasıl bulur

Ayşe Böhürler, Hakan Albayrak, Mehmet Ocaktan, Mustafa Karaalioğlu ve Akif Beki gibi isimler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yabancısı değiller ki!

İki de bir böyle hedef tahtasına oturtulmaları anlaşılır gibi değil! Adeta “şeytan taşlar” gibi eleştiriliyorlar!

Yahu bu isimler bugün onları eleştirenler ortada yokken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraber yola çıkmış ve kendisine büyük ümit bağlamış isimlerdir!

Şimdi bir takım hataların farkına vardıkları için O’nu uyarmaya çalışıyorlarsa niye böylesine acımasızca eleştirilirler!

Hataların ve yanlışların söyleniyor olması Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kayıtsız şartsız bağlı olanları böylesine rahatsız ediyor olması aklımıza bu konuda kendisinin ne düşündüğü sorusunu getiriyor!

En azından onlara “hata ve yanlışlarımızın söylenmesine bu kadar sert tepki vermeyin” gibisinden bir ikaz da bulunuyor mudur

Eleştiri sahipleri böyle bir uyarı almış olsalar bu denli “sivri dilli” olabilirler mi

Hatalarının ve yanlışlarının dile getiriliyor olmasından dolayı rahatsızlık duyacaklarına memnuniyet duymalı ve onlara bir teşekkürü çok görmemeliler!

Yoksa görmezden ya da duymazdan geldikleri hatalarının ve yanlışlarının altında ezilip gidecekler!   

Son olarak Bülent Arınç’a karşı gösterilen tepki AKP çatısı altında “doğru söyleme” tahammül olmadığını açıkça göstermiyor mu