-Alo! Yavrum Mesut nasılsın

-Dur, konuşma the şapgalı baba, dinleniyor olabiliriz.

-Emin misin yavrum Mesut Binaenaleyh çok şükür bu günleri de gördüm. Kırk yıldır dinlenebilmek arzusuyla fevkalâde yanıp tutuşuyordum.

-Çok çalıştığını, dinlenmeye fırsat bulamadığını mı söylüyorsun the şapgalı baba, yahu.

-Evet yavrum Mesut!

-O zaman evinde otur. Televizyon kanallarında dolaşarak şu şuraya gitsin, bu oraya gitsin demek senin vazifen mi yahu

-Bana iş öğretme yavrum Mesut. Binaenaleyh bir hatırını soralım dedik.

-Seninle konuşmayacağım the şapgalı baba.

-Ama neden yavrum Mesut Binaenaleyh ben senin için post-modern darbe bile yaptırmıştım. Dur dinle beni!

-Hayır, dinlemeyeceğim. Sonra adımı dinleyene çıkarırsın. Halbuki ben yeniden gelmeye hazırlanıyorum.

-Ben de duydum. Binaenaleyh gidiş gelişlerdeki tecrübemi bilirsin. Sana fevkalade yardımcı olabilirim.

-Şimdiye kadar ne oldun Bugünden sonra ne olacaksın Hayır, seni dinlemeyeceğim.

-Beni dinlemezsen duyduklarımı gazetelerde okumak zorunda kalırsın yavrum Mesut. Binaenaleyh parana yazık, fekalade ekonomik kriz içinde olduğundan da haberim var.

-Neee, yoksa sen beni mi dinliyorsun the şapgalı Baba Koskotas dosyalarını da okudun mu yahu

-Yavrum Mesut dinleyen bilir. Binaenaleyh beni dinlemezsen neler duyduğumu nerden bileceksin

-İnsan nerde, ne konuştuğunu bilmez mi Hem sonra senin ne duyacağını nerden bileyim yahu. Mavi mavi akım varsa, ekonomik kriz olmaz the şapgalı baba.

-Ha, şunu bileydin yavrum Mesut. Benim de duymak istediğim buydu. Binaenaleyh gazetelere yazı olsun. Sonra öğreniriz seni kimlerin dinlemediğini. Artık yat, yavrum Mesut. Git artık yat!