Din nasihattir

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Nasihat; öğüt ve akıl verme, yol gösterme demektir. Aynı zamanda nasihat; iyi ve faydalı olana bir çağrı, kötü ve zararlı olandan arındırmaya bir teşviktir. Nasihat; aslında hakka, adil düzene davetin bir parçasıdır. Nasihat; ıslah siyasetinin en etkin vasıtalarından birsidir. Peygamberler, görevli olarak geldikleri toplumlara nasihat etmişler, yani onları Allah’ın rızası olan İslam’a davet etmişlerdir. Nasihat; iyilik olan adil düzeni istemektir. Öğüt vermek, akıl ve yol göstermek de bir kişi hakkında iyilik istemektir. Nasihat; aynı zamanda, kötülüğü telkin anlamında olumsuz da olabilir. Şeytanın Hz. Âdem ile eşine yaptığı telkin, olumsuz nasihatin örneğidir. Araf 20-21: “Derken şeytan harekete geçip, örtülmüş olan utanç yerlerini kendilerine göstermek için ikisine birden fısıldayarak: ‘Rabbiniz sizi bu ağaçtan ancak, melek olmanız veya burada ebedi olarak kalanlardan olmamanız için yasaklamıştır’ dedi. Ve onlara, ‘Gerçekten ben size, iyiliğiniz için nasihat eden biriyim’ diye de yemin etti.” Faydalı nasihati peygamberler ve şuurlu müminler yapar. Zararlı nasihati ise şeytan, inkârcılar, müşrikler ve münafıklar yapar. Nasihat, toplumsal bir görevdir. Peygamberimiz, “Din nasihattir” buyurdular. Sahabeler; “kimin için Ya Resulüllah?” diye sorunca; “Allah için, O’nun Kitabı için, Resulü için, mümin liderler ve bütün Müslümanlar için” buyurdular. (Müslim) Nasihat konusunda, toplumun her kesimi için yerine getirilmesi gerek görevler vardır. Her bir Millî Görüşçünün bu hadis üzerinde enine boyuna tefekkür etmesi gerekir.

MARUF VE MÜNKER 

Maruf; İslam’ın emrettiği, münker; İslam’ın yasakladığı şeylerdir. Başka bir deyimle, Kur’an ve sünnete uygun düşen şeye maruf; Allah’ın razı olmadığı, inkâr edilmiş, haram ve günah olan şeye de münker denmiştir. Maruf; İslam’ın adil düzenidir. Münker; Batı’nın dini düzeni olan faizci kapitalizmdir. Marufu emretmek; İslam’ın adil düzenini telkin ve teklif etmektir. İyi olan şeylerin yaygınlaşması; ulaşabildiğimiz kişilere İslam’ın güzelliklerini öğretebilme, yaşatabilme çabasıdır. Münkeri menetmek ise faizci kapitalist düzeni etkisiz hale getirmektir. Bütün kötülüklerin kökünü kurutmak, zalimin zulmüne engel olmak için çaba harcamaktır.

Marufu emretmek, münkerden sakındırmak, Müslüman bir toplum için siyasi ve toplumsal bir sorumluluktur. Yapıldığında sevabı çok, yapılmadığında vebali ağır olan bir ödevdir. Peygamberimiz, bu konuda şöyle buyurur: “Bana hayat veren Allah’a yemin olsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul edilmez.” (Ebu Davud) Şu ayet de ibretle düşünmeyi gerektirmektedir. Maide 78-79: “İsrail Oğullarından inkâr edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri, hak ve adalet sınırlarını aşmalarındandır. Onlar birbirlerini işledikleri kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmadılar. Yaptıkları şey gerçekten ne kötüydü.” İnkârcı Yahudilerin lanetlenme sebeplerinden birisi de, işlenilen kötülüklere engel olmamalarıdır. Kur’an, aynı ihtarı münafıklar için de yapar. Tevbe 67: “Münafık erkeklerle münafık kadınlar birbirlerindendirler. Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve cimrilik ederler. Onlar, Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz ki münafıklar fasıkların ta kendileridir.” Bir toplumda marufu; adil düzeni emreden, kötülükten; faizci düzenden menedenler olmazsa, giderek faiz, zina ve israf gibi münker olan işler birer kural ve yaşama biçimi haline gelir. Şeytan ve yandaşları hak ile batılı karıştırır, doğruyu bozarlar; insanlara Allah’ın rızası olan İslam’ı unuttururlar. Hz. Lokman’ın oğluna nasihati, aynı zamanda bütün gençlere, müminlere Millî Görüşçülere yapılmış bir nasihattir. Lokman 17: “Ey oğlum, namazı ikame et, marufu emret, münkerden sakındır ve bunu yaparken sana isabet eden bela ve musibetlere karşı da sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.” Marufun emredilmesi, münkerin yasaklanması İslam’ca siyasetin temel bir aksiyonudur ve inancın gereğidir. Her bir genç, mümin ve Millî Görüşçü bu nasihate kulak verip, marufu emretme, münkerden sakındırma görevinde gevşeklik göstermemelidir. Bilinmelidir ki, bu görevin yerine getirilmemesinin bedeli ağır olur.

CİHAT

Cihat; adil bir düzenin kurulması, zulüm düzeninin engellenmesi, fert ve toplumun saadet içinde yaşaması için yapılan siyasi ve ilmi çalışmaların bütünüdür. Cihat; bir ıslah çalışması, fert ve toluma Kur’an’la nasihat etme çabasıdır. Cihat; bir anlamda İslam ile insan fıtratını buluşturmak, İslam ile insan arasına giren her çeşit engelleri ortadan kaldırmak için mücadele etmektir. Bu milleti, aslına döndürme gayretidir. Cihat; fert ve topluma hakkı tebliğ etmek, İslam’ı din ve düzen olarak tanıtmak, toplumu ve evlatlarını Kur’an’la eğitmek, yönetimi adil hale getirmek mücadelesidir. Ben Millî Görüşçüyüm, Müslümanlardanım diyenlerin siyaseti, bu cihattır. Erbakan Hocamızın; “biz siyaset yapmıyoruz, cihat ediyoruz” sözü, bu gerçeğin ifadesidir. Yolumuz bellidir. Biz İslam ümmetinin evlatlarıyız. Sıradan bir topluluk değiliz. Millî Görüş; “Müslümanlardanım” demenin bütün gereklerini yerine getirme sorumluluğudur. Millî Görüş; savunma değil, bir taarruz hareketidir.

HAKKA ŞAHİTLİK

Islah için nasihat ve Allah yolunda cihat, bir yönüyle de Hakk’a şahitlik görevidir. Bu şahitlik çok kıymetli bir şeydir. Ali İmran 18: “Allah kendinden başka ilah olmadığına şahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de adalet üzere hareket ederek Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler. Yüce ve hikmet sahibi olan Allah’tan başka ilah yoktur.” Bu, bütün insanlık için büyük bir nasihattir ki, herkes bilsin ki Allah’tan başka ilah yoktur. Allah’ın insanlara gösterdiği saadet düzeni ise sadece İslam’dır. Ve İslam, nasihattir. Selam hidayete tabi olanlara…