Yeni müfredat hayırlı olsun.

Müfredatın yenilenmesi her zaman eğitim için taze kandır.

Zaman değişiyor, öğretim teknik ve materyalleri değişiyor, en önemlisi dünya değişiyor.

Böyle bir hareketlilik içerisinde müfredatın hep aynı şekilde kalması durağanlıktan başka bir şeye hizmet etmez.

Müfredat ayıklama, seyreltme, ilave ve de çıkarma ile belli bir kıvama ulaşır.

Eskiyi tekrar, sadece yolları yöntemleri değil insanı da eskitir.

Türkiye’nin her on yılda bir değiştiğini hesaba katarsak, bu değişime ilk uyum sağlaması gerekenin eğitim ve öğretim olduğu tartışılmazdır.

Eğitim nasıl öğrenci merkezli ise, müfredat değişim ve yenilenmesi de öğrenci merkezli olmalıdır.

Öğrencinin öğrenme merakına hizmet ettiği oranda müfredat yeni bir dinamizm katabilir.

Çeşitli ders programlarında yapılan içeriğe yönelik ya da teknik plandaki değişikliklere bütüncül bakılmalı, öteden beri kısır döngü içerisinde sürdürülen tartışmaya girilmemelidir.

Müfredatı hiç incelemediği halde sadece bazı spekülatif mevzuları gündeme getirip tartışmaya kalkmak ne tartışana ne de tartışılana bir yarar sağlamış olmayacaktır.

Evrim Teorisi, değerler eğitimi, bazı dini terminolojilerin ders kitaplarına alınması, eğik ya da dik yazı kullanmak gibi konular etrafında dönüp dolaşmak her şeyden önce bütünü görmemize mani olacaktır.

Din Kültürü müfredatı ile ilgili henüz resmi olarak açıklanmış bir müfredat söz konusu değil, AİHM’in bu ders ile ilgili inceleme sonucu müfredatı şekillendireceğinden şimdilik bu dersle ilgili tartışmalar dolaşımda değil.

Ömrünün yirmi beş yılını İstanbul’un köklü okullarında Din Kültürü dersi vererek geçirmiş biri olarak henüz müfredat ortaya çıkmadan gönlümden geçenleri ortaya koymak isterim:

Bir; Din Kültürü dersi kendi doğasına uygun olarak (Din olgusu ve bütün dinler ile ilgili malumat) seçmeli hale getirilmeli ve yıllar yılı hep itilip kakılan bir ders olmaktan çıkarılmalıdır.

İki; Müfredattan da daha önemli olan öğretmen kalitesidir. Özellikle din öğretmenlerinin yetenek ve yetkinlikleri dikkate alınmalı, müfredatı uygulamaya müsait bir zihin yapısı taşıyıp taşımadığı kontrol edilmelidir

Üç; Kitaplar günümüz dil ve idrakine uygun bir üslup ve yeterlilikle hazırlanmalıdır.

Dört: Seçmeli dini derslerin içerik, öğretim, prosedür ve duyuşsal yönü uyum içerisinden olmalıdır.

Beş: Dinin hep soru ve sorun tarafı değil; aydınlanma ve neşeye yönelik karakteri vurgulanmalıdır.

Altı: Öğrenciyi sınav dışı zamanlarda harekete geçirecek sorumluluk ve projeler verilmelidir. Karşılığında not olmadan da öğrenme hazzının yaşanabileceği bilinci yerleştirilip bilinçlendirilmelidir.

Yedi; Din konusunda esaslı sorular sormak, iyi cevaplar vermekten daha etkilidir. Soru sormak peşin fikirlilikten, ön yargıdan arındırarak zihni pozitif sorgulamaya yöneltir. Sekiz; Din öğretmenleri diksiyon eğitimi almalı, sanat bilinci kazanmalı ve beden dilini uyumlu kullanabilme yetisine sahip yetişmelidir.

Dokuz; Vaaz ve nasihat ağzı ile din anlatımların bıktırıcı ve etkisiz olduğu tecrübelerle sabittir. Kitaplarda ve öğretmenin anlatımlarında bu buyurgan, kuru ve klişe anlatım biçimleri yerine paylaşımcı bir dil kullanılmalıdır. On; Kader, ahiret ve Allah’ın varlığı gibi konular aklın imkânlarını fazla zorlamadan sahih rivayetlerin ışığında öğrencilerin yaş ve idrak seviyesi göz ünde bulundurularak hazırlanmalıdır.