Dünkü yazımın başlığı idi bu... Ben de sandım ki, bu
sloganla ilgili yeni bir yazı yazmayacağım. Bırakırlar mı adamı Bu defa şapka
çıkartacağım kelamları var bir önemli futbol adamının... Bir de basketbolla
ilgili yazacaklarım var. Futboldaki saçmalıklardan bıkmıştık maç yayınlarında,
şimdi de basketbolu kirletiyorlar. Azıcık da Beşiktaş!
Açalım o zaman... Şenol Güneş dostum ki, gerçekten
öyledir. Hayatının en önemli kararlarından birini alırken, bu ülkede danıştığı
tek dostuyum. Burada açıp yazmanın gereği yok. Şenol hoca bu ülkenin
yetiştirdiği bence ilk üç sıraya girecek değerde bir spor adamıdır. Konuşmasını
bilen, lafının nereye gideceğini çok iyi hesap eden biridir. Kültür ve
terbiyede, açık ve net söylemekte yarar vardır, yanına yaklaşacak spor
adamlarının sayısı, hadi bonkör davranalım, iki elin parmaklarını geçmez...
Şenol hoca diyor ki, Bu 14 le belirlenen yabancı sayısı
acaba neden 11, 12, 15 değil de 14... Acaba bu sayı birinin uğurlu sayısı mı
Harika bir yaklaşım. Gerçekten de ben de aynı soru sorayım, izin verirsen
hocam; Bu 14 neyin nesi Hani 11 yabancının da sahada olması bir proje diyelim,
peki geri kalan üçü ne olacak Evde ayak uzatıp, belki de maç da izlemeyecek.
Acaba diyorum, birileri rüyasında mı gördü bu 14 rakamını
Şenol hoca diyor ki, Dünya üçüncüsü olduk da, çok mu
ilerledik Harikasın be hocam... Üstüne üstelik bu büyük başarı bu Şenol
Güneş in ha... Yani devamla, Almanya yı mı, Fransa yı mı geçtik diyor... Hayır!
Ağzına sağlık hocam... O dönem bir şans dönemidir. Şöyle ki, ülkenin ne kadar
yerli iyi oyuncusu varsa, hepsi aynı takımda bir araya gelmişlerdi. Kulüpte
bunlara Hagi, Popescu ve Taffarel (UEFA Kupası kazanıldı) gibi dünyaca ünlü
isimler eklenmişti. Milli Takım da da Rüştü, Alpay ve Yıldıray gibi
pozisyonlarına göre yüksek kalitede oyuncular vardı. Yani kadro şansıydı her
iki başarı da... Devamı mı Halimize bir bakınız; İzlanda, Çek Cumhuriyeti ve
Hollanda dan birini aşağıya çekebilirsek, baraja kalacağız. Düşünebiliyor
musunuz; Avrupa ülkelerinin yarısını şampiyonaya gitme hakkı kazanacakken,
bizim ülke fıslayacak...
Şenol Güneş hocam, uzun uzun konuştu. Kulüplerin ekonomisine
kadar girdi, çıktı. Ama bence en önemli vurgu yaptığı yerler bu 14 sihri ile
başarı endeksi idi. Sağ olasın hocam! Ağzına, en çok da yüreğine sağlık!
Gelelim basketbola... Biz diyoruz ki, futbol seyircisi
sizlere ömür, ama salonlar ağzına kadar doluyor. Eyvallah! Ama ya yayıncı
kuruluş, aynı düzeyde mi Daha bir gün önce yazdım, Anadolu Efes in yenilgisine
hakeme bağlamak yorum cinayetidir diye... Aradan 24 saat geçmeden bu defa
Fenerbahçe nin Olimpiakos yenilgisi sırasında maçı anlatan kardeşim ile yorumcusu
hakemlere bas bas bağırıp durdular. Ayıp yahu! Acaba diyorum, seyircinin
içindeler ya, sağlıklı yorum yaptıklarında birileri telefonla seyirciyi uyarır
da, ondan mı korkuyorlar Aynı ikiliyi maç sonrası dinliyorum. Harika teknik
kritikler yapıyorlar. Ama bu ikinci süreçte hakemle ilgili tek laf yok. Ne oldu
yahu Salon boşaldı diye mi, yüreğiniz ağzınıza geldi Yapmayın etmeyin.
Futbolu kaybetmek üzereyiz, bari basketbolu kirletmeyin, yıpratmayın!
Beşiktaş başkanı ile Adanaspor başkanı yan yana bir basın
toplantısı düzenlediler. Ve de şirket bazında, hoş bu işlerden anlamam ama bir
birliktelik anlaşması yaptıklarını açıkladılar. Güzel! Ama ya yarın Adanaspor
lige çıkarsa ne olacak Yoksa Adanaspor un böyle bir hedefi, amacı yok mu
Neyse gene de hayırlı olsun!
Yahu ey spor adamları; izin verin de, bugün pazar, bir
izin yapalım!