ALLAH Teâlâ

Malumdur ki kap, içindekini dışa yansıtır. İnsanın dili de kalbinin aynasıdır.

Eğer kişi berrak bir zihne, tertemiz bir gönle sahipse dilinden de güzellikler

dökülür. Kötü düşüncelerin, çirkin işlerin esiri olmuş bir kalp, dili de

köreltir. İşte Allah Resulünün dil ile kalbin ilişkisini vurgulayan şu hadisi

ne kadar da önemlidir. Ebu Hureyre den (R.A.) rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)

Efendimiz: Zandan, suizandan sakının. Çünkü suizan, hatırdan geçen sözün en

yalanıdır. Dedikodulara kulak vermeyin, ayıpları araştırmayın, birbirinize

rekabet etmeyin, haset etmeyin, buğzetmeyin, arka dönmeyin. Ey ALLAH Teâlâ nın

kulları! Kardeş olunuz   buyurdu.

Dil, kelam bize bahşedilmiş en önemli nimetlerdendir.

Geliniz, bu nimeti rıza-i ilahiye uygun kullanalım. Söylediklerimiz,

yaşadıklarımız, yaşadıklarımız da söylediklerimiz olsun. Sözümüzün, dilimizin

bir ahlakı, bir adabı olsun. Sözlerimiz hikmetli ve ibretli, sözlerimizin

gayesi de insan onuru ve haysiyetini yüceltmek olsun. Biz, söylediklerimizin

değil, söylediklerimiz bizim esirimiz olsun. Dedikodu, gıybet, suizan, yalan,

iftira ve çirkin sözlerle hem insanlar hem de Rabbimiz katındaki değerimizi

düşürmeyelim.

Şekel b. Humeyd den (R.A.) rivayete göre Resûlullah

(S.A.V.) Efendimizin sıklıkla dile getirdiği şu duayı kendimize şiar edinelim:

Allah ım! Kulağımın kötülüğünden, gözümün kötülüğünden, dilimin kötülüğünden

ve kalbimin kötülüğünden sana sığınırım.

ALLAH TEÂLÂ NIN SON DİNİ İSLAM DIR-1

ALLAH Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Bugün sizin dininizi

kemale erdirdim. Dinin hükümlerini ikmal ettim. Üzerinizdeki nimetimi

tamamladım ve size din olarak İslam ı verip ondan razı oldum, hoşnut oldum.

Enes b. Malik ten (R.A.) rivayete göre Resûlullah

(S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: Lâ İlâhe İllALLAH Muhammedür-Resûlullah

şehadetini getiren hiçbir kul yoktur ki, ALLAH Teâlâ ona cehennemi haram

kılmasın.

Yüce Rabbimiz, âlemlere rahmet olarak gönderdiği son

peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz aracılığıyla İslam mesajını

bütün insanlığa tebliğ etti. ALLAH Teâlâ nın varlığına ve birliğine iman etmek,

O na hiçbir şeyi ortak koşmamak ve yalnızca O na ibadet etmek bu mesajın özünü

teşkil ediyordu. Bu mesaj, aynı zamanda insanlığı Hakk a ve hakikate, rahmet

yüklü adalete, bilgiye ve hikmete dayanan güzel ahlaka davet ediyordu. Zulmü,

cehaleti ve fitneyi terk etmeye; fakiri, yoksulu, muhtacı, yetimi koruyup

kollamaya; komşusu aç iken tok yatmamaya çağırıyordu.

Bu evrensel çağrı, kısa sürede bütün dünyada, insanların

yüreklerinde yankı buldu. Daha elli yıl geçmeden Asya dan Kuzey Afrika ya,

Atlas Okyanusu ndan Çin Seddi ne kadar yayıldı.

İslam ın bu hızlı yayılışına ve insanların akın akın onu

kabul etmesine tahammül edemeyen nice güçler, bu ilerleyişin önüne geçmek ve

İslam ın rahmet yüklü mesajlarının insanların kalplerine yerleşmesini

engellemek için her türlü yola başvurdular.

 Müslim,

Birr:28-34, No:2563-2564

  Ebû Davud,

Salat:367, No:1551, 1/483

  Maide Sûresi: 3

  Müslim, İman: 10,

No: 32, 1/61