Tekirdağ’ın CHP’li Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, ülkenin Cumhurbaşkanı’na “faşist diktatör” diye hakaret etti. Yetmedi partisi CHP’yi, “Halkı ayaklandırmaya” çağırdı. Ardından Bülent Tezcan, aldı sazı eline!

***

Şimdi sıkı durun. CHP’li Ekrem Eşkinat’ın oğlu Doğan Eşkinat, nerede, hangi kurumda çalışıyor dersiniz? Nerede olacak! “Diktatör” dediğinin yanında. Beştepe’de fiilen iletişim uzmanı ve çevirmen kendisi. Galatasaray, Boğazici ve Columbia gibi iyi üniversitelerde okumuş.

***

Beştepe kaynaklarıma göre Eşkinat, Türkiye lehine algı yönetiminde çok yetenekliymiş. Özellikle uluslararası medyada, mülteci kamplarımız konularında. 2010’dan beri de hükümetle çalışıyor.

***

Yani? Yanisi şu! “Uluslararası Camia” ve içerisi bu kadar üzerime geliyorken, ben Tayyip Bey’in yerinde olsam bu “Eşkinat fırsatını” hiç kaçırmazdım. Bana diktatör diyen adamın oğlunu sürekli yanımda gezdirir, PR yapardım. Varsın sabahtan akşama “Ne yaptıysanız en doğrusu” diyen gazetecilerim, danışmanlarım, akademisyenlerim bu fikri vermesin, hakikati söylemesin!

***

İyi de onca “Tevilcibaşı” “Diktatör olmadığınızın en büyük ispatı bu olur?” diye neden düşünmezler ki! Bütün fikirler tek kafadan çıkacaksa, Tayyip Bey bir şey demeden bir cümle kurmayacaklarsa neden 300 kişi, 3 bin kişi maaş alıyor?

BEL ALTI SİYASET!

Kadın milletvekillerinden birine Meral Hanım’ın parti kurmasını sordum. Yanıtları tamamıyla “Kadınca” oldu!

Ona göre Akşener etkisi, siyasette kadın milletvekillerinin artmasına neden olacak. Hem kendi partisi AK Parti’de, hem CHP ve diğer partilerde. Dahası “Bel altı siyaset” kolaylıkla yapılamayacak. Siyasete “seviye” gelecek. Kanaati böyleydi.

ATEŞTEN GÖMLEK!

Prof. Dr. Burhan Kuzu Hoca’ya TBMM Başkanlığı “Ne olacak?” diye sordum. “Bu tür makamlar hizmet yeri değil, bir temsil, sembol, onore makamlarıdır.” dedi ve ekledi. “Hep söylerim, görev süresi iki yıl olmalı.” Ve bir makama gelenlerin neden bırakmadığını kendine has tarzıyla ifade eden, çok enteresan bir anekdot anlattı.

***

1990’lı yıllardır. Bir partinin Üsküdar teşkilatında, parti kurucusu da olan dört dönemlik milletvekili ile partinin il/ilçe yöneticileri arasında şu ilginç diyalog geçer:

***

Milletvekilliği nasıl bi görev hocam?

-Zor zanaat yavrum, zor zanaat!

-Nasıl ki, neden zor?

-Ateşten gömlek evladım, ateşten gömlek!

-O ateşten gömleği biraz da biz giysek…

-Yanarsınız yavrummm… Yanarsınız!

***

AK Parti’de TBMM Başkanlığı’nda bu “Ateşten gömleği” sırasıyla 5 yıl Bülent Arınç, 2 yıl Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin, 4 yıl Cemil Çiçek giydi! İki yıldır da İsmail Kahraman başkan. Bu dönem mi? “Ateşten gömlek”in taliplisi çok!

Sizce bu kadar fazla aday, “İsmail Abi’nin şansını” mı artırır? Yoksa “Başkanlık Sistemi’nin” de mimarlarından Prof. Burhan Hoca’yı onore mi eder?

GÖKÇEK NEDEN ARADI?

“Dava Adamı Gökçek” yazımızla ilgili Melih Gökçek geçen hafta aradı. 1998’deki Hizmet-İş Sendikası ile olan toplu iş sözleşmesi anlaşmazlığını anlattı.

***

Yazılmasını istemediği için gazetecilik ahlakı gereği bilgi bende kalacak. Ancak bu kadar şey yazıp çizdik. Kamuoyunda da çok tartışıldı Melih Bey. Neden şimdi ve o yazı ile ilgili aradı, anlamadım!

DOBRA ADAYLAR İPİ GÖĞÜSLER Mİ?

TBMM Başkanlığı için partilerde, “Dobra veya istemem yan cebime koy adayları” dikkat çekiyor. Önce muhalefet. CHP’de tutuklu milletvekili Enis Berberoğlu veya Zekeriya Temizel. MHP’de Celal Adan’ın ismi geçse de netleşmiş değil. Tek kesin aday HDP’nin tutuklu Hakkâri Milletvekili Selma Irmak.

***

Gelelim iktidara! Mevcut Başkan İsmail Kahraman ve Prof. Dr. Burhan Kuzu en kesin iki aday. Sonra Bekir Bozdağ, Hayati Yazıcı, Ahmet Aydın ve Mustafa Elitaş’ın ismi konuşuluyor. Bir ara Faruk Çelik ismi de gündeme gelmişti.

HULUSİ PAŞA VE KUVVET KOMUTANLARI!

Bu sene, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki 29 Ekim Cumhuriyet resepsiyonundan çok farklı bir fotoğraf karesi yansıdı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve dört kadın. Üçü milletvekili.

***

İstanbul milletvekilleri Av. Fatma Benli, Trabzon Milletvekili Av. Ayşe Sula Köseoğlu ve AK Parti Gn. Bşk. Yard. Ravza Kavakçı Kan. Eşi Şule Hanım da, az arkada karede göze çarpıyor.

***

Paşa, özellikle hanımların yanında durdu ve sohbet etti. Fotoğrafa bakanlar, “Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları” esprisini yaptı. Merak ettim. Nur Serter ve Emin Çölaşan, bu fotoğrafı görünce ne hissetmiştir? Hey gidi günler… Bu dünya devri devran!