Gazeteler ve dergiler hem biçimsel hem de fonksiyonel

olarak bir birlerinden farklı olsalar da yazarların okuyucularla buluşmasında

önemli bir yere sahiptir. Yazar kadrosu ve kapsam olarak dergilerin işlevine

bakıldığında düşünce hayatına çabuk ulaşmada bir araçtır. Bazıları dergileri

yerine getirdiği ifa yönünden de bir amaç olarak da görebilir veya görülebilir.

Cemil Meriç e göre, dergi hür tefekkürün kalesidir. Kitabı olmayan, kitap

çıkarmaya gücü yetmeyen veya çeşitli sebeplerle kitap çıkarmayan yazarlar için

gerçekten de dergiler bir tefekkür abidesidir. Dergiler kolektif olarak da

önemli bir misyona sahiptirler.

Yazarların okuyucularla buluşmadaki kuşkusuz en kolay

yolu da dergilerdir. İnternet, yazar ve yazarcıkların sosyal paylaşım ağlarında

bir çabukluğu ortaya çıkarsa da dergilerin yeri nitelik ve nicelik açısından

önemlidir. Bu önemini de korumaktadır.

Üç beş idealist insanın birlikte hareket etmesiyle yola

koyulan dergiler o kişilere de kendilerini ifade etme imkânı tanır.

Dergilerin çizgisi kadar istikrarı düşüncelerin

yaşamasını sağlar. Göle atılan bir taş gibi çevresinde dalgalar peyda olunur.

Birçok insana ulaşır. Düşüncelere yeni ışıklar çakar. Parlak fikirlerin

oluşmasını temin eder. Fikirlerde çeşitlilik artar; düşünce hayatına zenginlik

katar.

Edebiyat hayatımızda da bazı dergiler uzun soluklu

olmuşlardır. Türk Edebiyatına adeta damga vuran dergiler iyi incelendiğinde;

yazarların ufuk açıcı olduğu kadar, itidal ve cesaret kaybetmeden kalemini bir

kenara bırakmadıkları görülür. Dergiler ve yazarlar kendi dönemlerinde yerine

göre önemli görevleri yerine getirmişlerdir. Yapısal ve ahlaki bozukluk,

zihinsel dönüşüm gibi durumlarda, kendini davalarına adayan cesur yazarları

görürüz. Her dönemde böyle yazarlar görülse de her dönem kendi değerini, fikir

öfkesini ve asisini açığa çıkarır.

Geçmiş yıllara göre bugün gelinen noktada bu pek cesur

dava adamları neredeyse aramızda yoklar!

Dergilerde kümeleşmeler hâlâ devam ediyor. Her dergi

kendi kahramanlarını sunuyor(!...) Halen bazı dergilerde geçmişteki ekol

hayranlığı kendini gösteriyor (!...) Bu yerine göre bir hastalık halini

alabiliyor. Genç ve yetkin yazarlara kapılarını kapatan bu dergilerin (isim

vermeyeceğim )  bazıları neredeyse

kraldan çok kralcı kesiliyor!

Şurası kabul edilmelidir ki her dönem kendi iyi yazarını

da, yalakasını da ortaya çıkarır!

Dergiler özellikle ulusal basında yer edinememiş veya

sahip çıkılamamış yazarlar açısından çok önemli bir görevi ifa eder. Yerel

yazar, yerel matbaacılık olmadan ulusal; ulusal olmadan da evrensel olunamaz!

Kabul etmeliyiz ki bir de dergi yayın kurulu, hakem

kurulu ve editörler var. Bu zatı muhteremler ya etiket sahibi olduklarından ya

da popülizm hastalığına yakalandıklarından beş on dergide boy gösterebiliyorlar.

Öyle görülüyor ki bu etiket sahibi kimselerin o dergilerde sadece isimleri

bulunuyor!

Dergiler ne yapmalıdır, kime hizmet etmelidir

Dergiler öncelikle bir tatmin aracı olmaktan acilen

çıkarılmalıdır. Bu mümkün müdür Açıkçası mümkün de görünmüyor.

Dergiler; biçimsel ve nitelik olarak kendini yenileyerek

yoluna devam etmelidir. Eski dergilerin birer müsveddesi durumundan

kurtulmalıdır.

Dergiler fikre hizmet etmedeki çabasını görsel manada

(kapak tasarımı ve desenler, fotoğraflar) da devam ettirmelidir.

Klasik dergi formlarının dışında; baskı, renk ve grafik

düzen olarak da farklılıkları denenmelidir.

Genel olarak belirtmek gerekirse; İslam ahlakını göz ardı

etmeksizin çağa uygun olarak beyinlere yeni ve farklı fikirler ışık tutmalıdır,

inkişaf ettirmelidir.

Dergiler: Bir avuç tatminkâr yazarlara değil; gerçekçi

olarak halka hizmet etmelidir. Bunu görevi ifa ederken de Hak rızasını

unutmamalıdır.

Dergilerde fikren, siyasi çıkar ve hırs da olabilir.

Ancak öyle de olsa doğru olan aranmalıdır ve yazılmalıdır.

Polemikler de olur ve olmalıdır da ancak polemikler

şahsileştirilmemelidir. Yeni kalemler görülmeli, teşvik edilmeli ve destek

çıkılmalıdır. Maalesef bazı dergiler parsellenmiş durumdadır. Ekalliyet söz

konusudur. Kendi bildiklerini okumakta bir bakıma dediğim dedik öttürdüğüm

düdük demektedirler.

Dergilerin çoğu bazı yazarlar tarafından çevrilmiş,

kuşatılmış durumdadır. Bu anlamda muhafazakâr gruplarına da bir çift söz

söylemek gerekirse; çevrelerine bakmalarını salık veririz.

Son söz: Dergiler her fikri görmeliler. İşine geldiği

gibi değil nitelik gözden kaçırılmadan insanlığa faydalı olacak bir hal içinde

yayınlarını iyi ve dürüst yapmalıdır! Cemil Meriç in sözünü hatırlatalım:

Dergi hür tefekkürün kalesidir kalesi de olmalıdır!