Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s. a. v)’ya, âline ve sahabelerine olsun. 

Dillerden düşürülmeyen sözcük, DEMOKRASİ… Biz demokrasiden yanayız, demokrasimize sahip çıkalım, demokrasi faziletler rejimidir gibi cümleler kuran insanların sayısı hayli fazladır.

Ülkemizde DEMOKRASİ için dua edenler, gözyaşı dökenler, şiir yazanlar, şehit olanlar, yakasını paçasını yırtanlar var. Demokrasi için, kendileri gibi düşünmeyenlere olmadık hakaretleri yapmayı demokratik hak ve görev sayanlar azımsanmayacak kadar çoktur.  Birde demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesidir diye tanımlanıyor. Sahiden demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi midir? Demokrasi için söylenen bir başka beylik laf ise, halkın tercihlerine saygılı olmaktır. Bu söz doğruysa “yapılacak referandumda” EVET oyu kullanacağını ilan eden kitleler ve önderleri, niçin farklı gerekçelerle HAYIR oyu kullanacağını söyleyen vatandaşları tahkir ediyor, aşağılıyor, şuculukla, buculukla itham ediyor? Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bir konuşmasında bu duruma isyan ediyor. Diyor ki biz: “prensipte başkanlık sistemine karşı değiliz dediğimizde birileri: yaşa bilge başkan, bravo diyerek alkışlıyor, biz: ancak şartlarımız var, biz denetlenebilir bir başkanlık istiyoruz, yasa bu haliyle geçerse buna evet diyemeyiz dediğimizde, az önce bizi alkışlayanlar bu sefer: yuuh size, yazıklar olsun, sen nasıl CHP; PKK, HDP, FETÖ ile birlikte olursun diyerek lanet okuyor, hakaret yağdırıyor. Bizim, böyle bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. Ya bendensin, değilsen düşmanımsın tavrı bu millete yapılacak en büyük kötülüktür.” DEMOKRASİ benim istediğimi bana verirsen iyisin, vermezsen düşmanımsın rejimi midir? Demokrasi böyle bir şey ise, halka müracaat etmenin ne manası var? Var beyler var, ne de olsa halk böyle bir aldatmacada bir işe yarıyor.

DEMOKRASİ ÖRNEKLERİ  

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mersin’de Şehir Hastanesi’nin açılışında yaptığı konuşmada bir demokrasi denemesi yapıyor ve vatandaşa: “O sağlık düzenine evet mi, hayır mı?” diye soruyor. Vatandaş düşünmeden “EVET” diyor. Cumhurbaşkanı aldığı cevaptan memnun değil, vatandaşa “KARIŞTIRIYORSUNUZ” diyor, soruya düşünerek cevap verin diyor ve vatandaş düşünüyor ve tekrarlanan soruya bu sefer “HAYIR” diyor. Vatandaştan istediği “HAYIR” cevabını alan Cumhurbaşkanı rahat bir nefes alıyor ve mutlu oluyor. Zira Cumhurbaşkanı soruyu, vatandaş HAYIR desin diye soruyor. İşte size bir demokrasi örneği…

Başbakan Binali Yıldırım İstanbul’da yaptığı bir konuşmada, anayasa değişikliği ile ilgili olarak yapılacak referandumda neden ‘EVET’ diyoruz? Sorusuna verdiği cevap DEMOKRASİ bakımından anlamlı ve manidardır. Diyor ki: “PKK ‘hayır’ diyor, onun için ‘evet’ diyoruz. FETÖ ‘hayır’ diyor, onun için ‘evet’ diyoruz. HDP ‘hayır’ diyor, onun için ‘evet’ diyoruz.” Buradan anlaşılan şey şudur. Başbakan PKK, FETÖ, HDP referandumda “HAYIR” dediği için kendileri EVET dediklerini söylüyor. Farz edelim ki yapılacak referandumda PKK, FETÖ, HDP öngörülen değişikliğe “EVET” demiş olsalardı, Başbakan Binali Yıldırım ve AK Parti camiası o zaman “HAYIR” oyu mu kullanacaktı? Düşünmeden değil düşünerek cevap verin lütfen. O zaman da verilecek cevap emin olun “PKK, FETÖ, HDP bile bu değişiklik teklifine “EVET” derken siz niçin “HAYIR” diyorsunuz, PKK, FETÖ, HDP kadar bile olamadınız, yazıklar olsun size” olurdu herhalde.  Başbakan Binali Yıldırım “EVET” oyunu böyle pazarlıyor işte… Yerseniz bu da, başka bir DEMOKRASİ örneği…

Bir başka örnek ise bir bürokratın kendisine ait sosyal medya hesabından paylaştığı şu ifadelerdir. “Şeytana, “Sen nasıl şeytan oldun?” diye sormuşlar. O da; “Bütün melekler EVET dedi, ben ise HAYIR dediğim için.” demiş...” Bu zat aklı sıra kıyas yaparak, sanki referandumda “EVET” oyu kullanmanın, Allah’ın secde emrine meleklerin EVET demesi, HAYIR oyu kullanmanın da, şeytanın secde emrine HAYIR demesi anlamına geldiğini söylemek istiyor. Bu zat, HAYIR oyu kullanacaklara REİSİN canını sıkarak ŞEYTANLIK yapmayın demeye getiriyor işi… İşte size bir demokrasi örneği daha…  

Bütün bunların hepsi, bütün olumlu tekliflerine karşılık alamayan SAADET PARTİSİ’NİN, bu anayasa değişiklik teklifine bu haliyle EVET diyemeyeceğini açıklamasından sonra Milli Görüşçüleri DEMOKRASİ adına Demokles’in kılıcı ile hizaya getirme ve terbiye etme girişimlerinden başka bir şey değildir. Ne yapacaksın demokratik teamüller bunu gerektiriyor.

Bütün bu sorunlar sömürü ile değil ancak samimi bir işbirliği ile aşılabilir.

GERÇEK DEMOKRASİ

Saadet Partisi gerçek demokrasiden yanadır. Saadet Partisi demokrasiyi, milletimizin sahip olduğu Milli Görüş’ü ile Türkiye’nin maddi ve manevi kalkınmasını önceleyen Adil Bir Düzenin kurulmasının ve yürütülmesinin zemini olarak görmektedir. Ülkemizde uygulanan GERÇEK DEMOKRASİ uygulamaları değil, DEMOKRATUR uygulamalarıdır. DEMOKRATUR; halkın yönetime ortak edilmesi değil, alet edilmesidir. DEMOKRATUR uygulamaları her zaman kurduğu baskı ve zülüm sebebiyle insanlara acı ve gözyaşı getirmiştir. 

Saadet Partisi, Gerçek Demokrasi uygulamaları ile 1. Savaş değil, barış! 2. Çatışma değil, diyalog! 3. Çifte standart değil, adalet! 4. Üstünlük değil, eşitlik! 5. Sömürü değil, adil paylaşım ve işbirliği! 6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, özgürlükler ve demokrasi istemektedir. Bu esaslar uygulandığı zaman baskı gider, DEMOKRATUR yerine istişareye dayalı GERÇEK DEMOKRASİ gelir. İşte o zaman Türkiye saygın bir ülke olur. Buhrandan kurtulmanın yolu her alanda şuurlu bir devlet politikası ile mümkündür. Bu ancak MİLLİ GÖRÜŞ iktidarı ile gerçekleşecektir. Kurtuluş haklı bir zihniyetin, doğru bir metodun ışık tuttuğu, sağlam bir siyasetin çizdiği, üstün bir stratejinin gösterdiği ve ehil bir kadronun yönettiği MİLLİ GÖRÜŞ iktidarıyla mümkün olacaktır. Bu gerçeği ancak hidayetten nasibi olanlar görür. Selam hidayete tabi olanlara…