Meclisteki politikacılarımız bol salata yapıyorlar; laf salatası. Normal şartlarda salata yapan insanlar salatanın içine salata malzemesinden önce samimiyetlerini koyarlar. Gerçekten salata yapıcıları samimi insanlardır salata konusunda. Bir salata samimiyetle yapılmışsa onda insanı çeken bir hava olur ki insan önce o müstesna havayı görür. Bir endam vardır salatada. O yüzden her insan salata yapamaz. Çünkü o havayı yakalamak her insanın kârı değil. Fakat politikacılarımızın yaptığı laf salatası yenilir yutulur cinsten olmadığı gibi salatalarını emirle yaptıkları için müstesna havadan da yoksun. Politikacıların yaptığı laf salatasının yüzüne bakılacağı yok. Yenmesi şöyle dursun insanın midesi bulanıyor. Midesi bulanan halkımıza göz göre göre sandık diyorlar. Seçim diyorlar. Demokrasi diyorlar.

Demokrasi ha! Usta şuradan bir ekmek arası demokrasi versene! Mübareğin hiç tadı tuzu da yok ama mecburen yiyoruz. Sandık diye bir nane var ondan da üstüne koysak nasıl olur acaba! Demokrasinin altına konulacakmış sandık nanesi. Asistanım beni uyardı az önce demokrasinin üstüne sandık konuluyormuş; seçim denilen abur cubur da sandığın üstüne oturuyormuş. Demokrasi denilen meret öyle bir heyula ki adını sanını bilmeyen yok ama dünyada hiç gören olmamış. Bundan olsa gerek her yerde bulunuyor. Her şeyi kapsıyor. Kapıyı açsak demokrasi pat diye içeri girecek, pencereyi açsak başını uzatacak burun buruna geleceğiz. Gök gürlese demokrasi yağacak, güneş açsa demokrasi ısıtacak. Yolda yürüsek kaldırım olacak demokrasi. Gençler huysuzluk mu yapıyor verin demokrasiyi çıksın gitsin huysuzluk. Maaş mı alamadınız size demokrasi yeter. Zam vermiyorlar mı demokrasi veriyorlar ya nerenize yetmiyor. Yaşlanmayı önlemenin bile çaresi demokrasiymiş. Asistanım beni yine uyarıyor. Kilo verip genç ve güzel görünmenin çaresi de demokrasiymiş. Hadi bakalım, genç ve güzellik demokrasisi.

Evet, demokrasi beleş. Ama Müslümanlığın bedeli ağır. Türkiye Cumhuriyeti, halkın dini inanç ve kültürüne göre kurulmamış bir devlettir. O yüzden anayasada değiştirilemez maddeler arasındadır laiklik. Anayasası İslam’a göre düzenlenmediği için devletin dini imanı yok. Devletimiz dinsiz imansız. Milletimiz ise Müslüman. Devlet organizasyonunda dini kaideler yok. Beşerin dindışı arzularına göre düzenlenmiş bir yapı. Öyle bir yapı ki bu yapının hiçbir yerinde İslam yer almıyor. İslam yer alması için seçimlerde Müslüman halk hamle yapıyor ama seçilenler yönetime varıncaya kadar Müslümanlığı bir tarafa bırakıyorlar. Sistemin sahipleri seni Müslüman olarak kabul etmiyor. Ya Müslümanlığını bırakacaksın ya da bu makama seni getirmeyiz diyorlar. Müslümanlığı bıraktığın zaman gelmeyeceğin makam yok. Devletin tepesine bile gelirsin. Oysa halk devletin İslamlaştırılmasını istiyor. Devlet organizasyonu İslam kaidelerine göre düzenlensin istiyor. Halk laiklik istemiyor İslam istiyor. Halk demokrasi istemiyor İslam istiyor. Halk ırkçılık istemiyor İslam istiyor. Halk kardeş kardeşi vurmasın istiyor.

İslam olmadığı için demokrasi oluyor. Demokrasi olunca kardeş kardeşi vuruyor. İki laik yapı kardeşi kardeşe vurduruyor. Üstte filler tepişiyor altta çimenler eziliyor. Müslüman halkın pırıl pırıl tertemiz gençleri kaybediliyor. Ne uğruna Demokrasi uğruna. Laiklik uğruna. Beşerin dindışı arzuları uğruna.

Demokrasi salatacıları politikacılarımız laf salatası yapmayı bırakıp İslam kaidelerine göre çözüm üretmeli. Türkiye çözülme sürecine girmiş bulunuyor. Türkiye halkı olarak elimizdeki son toprak parçasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Türkiye bölünürse Türkiye olarak kalmaz; politikacılar bunu bilmeli. Politikacılarımız İslam’a uydukları zaman laf salatacısı olmazlar. Bir insan Müslüman’sa diğer kavramlara ihtiyacı yok. Müslüman tanımı diğer tanımlardan üstündür. Terör demokrasiyle değil İslam’la biter.

Laf salatası karın doyurmaz efendiler!