Son günlerde gündemdeki en önemli konu Hamas seçimleri ve Filistin deki yeni irade. Yurt içinde ve dışında en çok yazılan, konuşulan, tartışılan konu bu.
Otuz yılı aşkın bir zamandır Filistin de, Filistin Kurtuluş Örgütü ve onun alt grupları, Filistinlileri temsil etmekteydi. El Fetih, FKÖ nün politik alt grubu olup, toplumun idaresi de ona düşmekteydi. FKÖ yıllar yılı ezilen, sürülen, mağdur edilen Filistin halkının temsilcisi ve sembolü haline gelmişti. En büyük liderleri de geçen yıl vefat eden Yaser Arafat idi. (Yaser Arafat ın neden ve nasıl öldüğü hakkındaki esrar perdesi hala aralanmamıştır).
Hamas ise son yıllarda yavaş yavaş büyüyen ve gerçekleştirdiği eylemlerle gündeme gelen bir hareket olarak kendisini hissettirmeye başlamıştı. Bu arada liderlerinden bazıları suikastlarla şehit edilmişti. Seçim öncesi; Filistin ile İsrail in içindeki ve dışındaki güçler, politik ağızlar Hamas a asla tolerans gösterilmeyeceğini açıklamışlardı. Bölge ile ilgilenen dış ülkeler de peşinen olumsuz değerlendirmelerde bulunmuşlar hatta tehditkar demeçler vermişlerdi. Kim ne söylerse söylesin, seçimden Hamas büyük bir zaferle çıkmıştır.
Seçimler, Sonuçlar, Nedenler:
Seçimler yüzde 77.8 gibi yüksek bir katılımla gerçekleşmiştir. Hatta bazı kritik bölgelerde yüzde 82 gibi bir rakama ulaşmıştır. Sırf bu husus bile Filistin halkı açısından bir başarıdır.
Seçimler uluslararası gözlemciler nezaretinde son derece düzgün, şefaf ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde gelişmiştir. Bunlar, görevli yabancı gözlemcilerin raporlarındaki ifadelerdir.
Dış dünya ve Ortadoğu yu yeniden şekillendirmeye çalışan güçlerin hepsi bu seçimde El Fetih ( Al Fatah yani Filistin Kurtuluş Örgütü nün siyasi ayağı) tekrar çoğunluğu alır ama belki Hamas da birkaç sandalye kazanır diye düşünürken, tam tersi olmuş ve Hamas üçte iki gibi büyük bir çoğunlukla seçimi kazanmıştır.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) neden böyle bir inişe geçmiştir Öncelikle bunu anlamak gerekir:
Yıllar içinde lider durumunda olanlar yıpranmış ve idealist olmaktan vazgeçmişlerdir. Büyük hedef ve ideallerini kaybedince de "pırıltıları" sönmeye başlamıştır. Karizmatik liderleri, bu davaya tüm ömrünü adamış olan Yasir Arafat, Filistin devletinin kurulması vizyonu ile dünyada meşhur olmuş lakin son yıllarda ikinci ve üçüncü derecedeki yönetici ve kumandanlarlarına bile söz dinletemez hale gelmiştir. FKÖ de disiplin laçka hale gelmiş, ideal; alt sıralara düşmüştür. Yasir Arafat ölmüş (veya bazılarına göre öldürtülmüş) ve siyaset sahnesinden çekilmiştir.
FKÖ kendi halkından kopmuştur ve kendini onların yanında değil, üstünde bir yerde görmeye başlamıştır. FKÖ, kendi halkının ihtiyaç ve isteklerinden ziyade İsrail in istediklerini yapmaya çalışan bir grup durumuna düşmüştür.
Yolsuzluklar, son yıllarda idarecilerinin aşırı bencil ve maddeci hale gelmeleri, FKÖ nün imajını mahveden etkendir. Filistinliler için gönderilen fonlardan daha çok kendileri faydalanır hale gelmişler ve bu kazanç uğruna ideallerini terkeder hale gelmişlerdir. En azından, Filistin halkının onlara bakış açısı böyle olmuştur.
FKÖ aynı zamanda çok geniş, karışık ve seküler bir örgüt. İçinde diğer karma ideolojik gruplardan kişiler mevcut. Kısacası; bir ideal birliğinden bahsetmek oldukça güç. Bütün bu çeşitli sebepler dolayısıyla, El-Fetih son yıllarda hızla etkisini kaybetmiş ve yıldızı sönmeye başlamıştır.
Hamas ise değişik bir yapılanma ile sahneye çıktı. Halka çok yakın durdu. Halkın gıda, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları konusunda yardımcı olmuştur. Eğitime ve sağlığa çok önem verip, bu konularda halka yardım etmiştir. Kısacası halkın parasını yiyeceğine; ekmeğini, gayretini onlarla paylaşmıştır.
Ayrıca Hamas, çok daha kaynaşmış bir gruptur. Modası geçmiş bir ideoloji etrafında değil, İslam ın etrafında toplanmış bir gruptur. "Kuruluş Beyannameleri"ni dini esaslar, dürüstlük ve ülkenin bağımsızlığı prensiplerine göre tanzim edip, yazmışlardır. Filistin topraklarının "Manevi bir Vakfın" toprakları olduğunu ve hiçbir kimsenin bu vakıf topraklarından herhangi bir parçasını, şu veya bu kişiye verme yetkisinde olmadığını vurgulamaktadırlar. Kısacası, tüm olumsuzluklar karşısında Filistinliler e tutunabilecekleri bir iman gücü ve ümit kaynağı olmuşlardır. İşte başarılarının sırrı da budur.
FKÖ ise son yıllarda, çeşitli barış planları içerisinde, Filistin halkını temsil ettikleri halde, politik olarak bu halkın ihtiyaçlarını dile getirip, olumlu bir çözüm üretemez hale düşmüştür. Sonunda, kendi halkı tarafından, İsrail in jandarması olarak görülmeye başlamıştır. Buna rağmen yaptıklarıyla ne ABD yi, ne de Israil i memnun edememiştir.
Sonuçta, sürüp giden dengesiz düzenin, halledilemeyen haksızlıkların ve sürekli ezilmenin bir tepkisi olarak Filistin toplumu içinde Hamas vücut bulmuş, sonuçta da seçimleri kazanmıştır. Bir bakıma ortam ve bu ortamı oluşturanlar, Hamas a hayat ve vücut vermiştir.
Seçime Tepkiler ve Beklentiler:
Ortaya çıkan durum çok ilginç. Filistin halkının büyük bir çoğunluğu, dışarıda "terörist örgüt" olarak nitelendiren Hamas ı seçmiş oldu. Bir Avrupalı yorumcunun dediği gibi, "bütün bir millete terörist diyemeyiz ya!".
ABD ve İsrail, Hamas ı tanımayacaklarını ve tanımaları için onların silahı bırakmasını, İsrail i olduğu gibi tanıyıp, kabul etmelerini talep etmektedir.
Avrupa da ise, hisler ve ifadeler karışıktır. Almanya da Merkel tamamen ABD yanlısı bir ifade kullanırken, Fransa daha temkinli davranmaya çalışmaktadır. Kuzey ülkeleri daha katı bir tavır alırken, AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana "seçimler hiç bir kuşkuya mahal vermeyecek düzeyde ve şefaflıkta gerçekleşmiştir. Sonuçta, bu demokratik bir seçimin sonucudur. Kabul etmemiz gerekir" demiştir.
Bununla beraber ABD ve AB mali yardımları kısacaklarını hatta durduracaklarını belirtmişlerdir. İsrail devlet olarak Filistin halkından vergi olarak topladığı 50 milyon doları, Filistin e vermeyeceğini ilan etti. Zaten fazla işleri ve gelirleri olmayan Filistinliler için, bir de kendi paralarına el konulmasının ne demek olduğunu ve nasıl bir tepki oluşturacağını da uluslararası camianın düşünmesi gerekmektedir.
31 Ocak 2006 da Londra da toplanan dünya liderleri, Hamas şartları kabul etmezse Filistin e yapılacak milyarlarca dolarlık yardımı keseceklerini ifade ettiler. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da burada ateşli bir savunma ile bunun haksızlık olduğunu, kötü tepki oluşturacağını ifade ederek biraz zaman kazanmıştır.
Sonra Ortadoğu Dörtlüsü ( Middle East Quartet) toplanmıştır. Bu, ABD, Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği nden oluşan bir gruptur. Yeni hükümet kurulana kadar yardımların devam etmesine karar vermişlerdir.
Şu anda hem Mahmud Abbas a, hem el-Fetih grubuna, hem İsrail e hem de dış dünyaya çok iş düşmektedir. Barış ve gelişme ancak bu şartlarda olabilir.
Hamas, bütün Islam dünyasından destek ve yardım istemiştir. Böyle bir ambargo karşısında kurtuluş ve yardımın ancak Müslüman ülkelerden gelebileceğini ifade etmiştir. Yine şimdi İslam Konferansı Örgütü(İKÖ) ne çok büyük yükümlülük düşmektedir. Önümüzdeki günler, son derece enteresan gelişmelere gebedir.