Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’de yaklaşık 2 yıldır bir değişim hareketi başlattı. Geçmişte bazı yanlışlar yaptıklarını, üniversite öğrencisi kızlarımızın başörtüsü ile uğraşmak gibi yanlış yaptıklarını, bunun için toplumla barışmak ve helalleşmek istediklerini açıkladı. Böylece çok ciddi bir sorumluluğu da üstlenmiş oldu. Böyle bir değişim kolay değildi. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu’nun çağrısını kabul etmeyi tabandaki bazı CHP’liler kendilerini inkâr gibi algılayabilirlerdi. Bu kesim bugün de bulunabilir. Çünkü ülkemizde bir partiyi tutmak kişiler açısından her şeyin önünde yer alıyor. Sonuç olarak bir seçim bu şartlar altında geçti. Sonuç olarak Kılıçdaroğlu yüzde 48 gibi bir oy almış olsa da Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetti. Çok geçmeden CHP içinde değişim rüzgârları estirilmeye başlandı. Bir bakıma değişim için her türlü bedel ödemeyi göze almış olan Genel Başkan’a karşı bir değişim kampanyası başlatıldı. İlk bakışta ortaya çelişkili bir durum çıktı. Söz gelimi CHP’de bugüne kadar hiç gündeme gelmemiş bir değişim hareketi başlatılmıştı. Bu değişim kampanyasında yer alan bazı isimler de dâhil olmak üzere bir başka değişim rüzgârı estirilmeye başlandı. Çünkü seçim kaybedilmiş, bu yolda çeşitli yanlışlar yapılmıştı. İddialar bu yöndeydi. Bunlar derinlemesine araştırılıp incelenmeli, sorumlular hesabını vermeliydi. Bu işin sorumluları da Kılıçdaroğlu ve ekibi idi. Değişime karşı değişim, diyenler nasıl bir değişim istediklerini açıklamıyorlar. Böyle olunca açıktan söylenmeyen ancak zamanı geldiğinde düşüncemizi etraflıca söyleriz diyenler genel başkanlığa da aday olabileceklerini belirterek istedikleri değişimin fikri planda değil, parti yönetiminde değişim istediklerini dolaylı da olsa ortaya koyuyorlar.
Hemen belirteyim ki, her partide yönetime eleştiriler, yeni bir yönetim isteyenler olabilir. Bunun yadırganacak bir yanı yok. Ancak seçim kampanyası boyunca fikri planda ciddi bir değişimi gündeme getiren Genel Başkan’ın yanında yer alan bazı isimlerin seçimlerin ardından değişim çığlıkları atmaya başlamaları ister istemez kafa karışıklığına yol açıyor. Özellikle belirteyim ki, CHP kendi iç meselelerini kendisi çözer. Çünkü geçmişte de böyle adımlar atılmış, kopmalar ve kopmalarla birlikte yeni partiler kurulmuştur. Ancak yürütülen değişim kampanyasının seçimi kazanmaya yetmediğini gören muhaliflerin birdenbire değişimci oluvermeleri insanı düşündürüyor. Çünkü seçimlerin sonucuna kadar değişimci Kılıçdaroğlu’nun yanında yer alanlar ve bu dönemde değişim konusunda sesleri çıkmayanların birdenbire değişimci oluvermeleri acaba CHP’yi eski yapısı ve anlayışı içinde geleceğe taşımak istiyor olabilirler mi? Bu düşünce ile yeni bir değişim hareketinin meydana sürülmüş olmasının da yadırganacak bir yanı yok. Ancak şimdilik de olsa istedikleri değişimin içini doldurmadan yola devam etmek istiyor olabilirler. Sanıyorum topluma tam olarak değişimden ne anladıklarını açıklamak için teşkilattaki güçlerini tartmaya çalışıyor, eğer tabanda destek bulacak olurlarsa ve buldukları desteğin de kendilerini yönetime taşımaya yeteceğini düşündüklerinde dertlerinin partide bir düşünce değişimi değil, yönetim değişikliği olduğunu da ilan edeceklerdir. Kısacası seçimlerin ardından dile getirilen değişim söylemleri Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun başlattığı değişime duyulan tepkinin bir sonucu gibi görülüyor.
Kısacası son değişim hareketini, “değişmemek için değişim” olarak nitelendirmek sanıyorum yanlış olmayacaktır.