Başbakan Ahmet Davutoğlu, kendine hükümet ortağı bulmak için kolları sıvayacak.

Şimdilik iki isim ön planda; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

***

Çetin bir sürece girilmek üzere; koltuk pazarlıkları, bakanlıkların paylaştırılması, diğer kritik kurumların partiler arasında dağıtılması... Yani, koalisyon protokolü…

Peki, Davutoğlu bu süreçte nasıl bir politika izlemeli

İşte Ahmet beye koalisyon taktikleri;

* Koalisyon ortağı namzedi parti liderini omuzlara aldırmak...

* Koalisyon ortağı namzedi parti liderine çiçek yaptırmak...

* Koalisyon ortağı namzedi parti liderine yemek daveti vermek....

* Dört başı mamur, stratejik derinliği de olan bir manifesto hazırlamak...

* Uçakla ortak adayının evi/parti genel merkezi üzerinde tur atmak ve gül atmak...

* O partiyle koalisyon kurmanın faydalarını ortaya koyacak, hafiften uluslararası niteliği de olan panel/paneller düzenlemek...

* İkna heyetleri, akil adamları yollamak...

* Hanımlar arasında sıkı bir diyalog zeminini ayarlamak... 

* Gerektiğinde bir gece ansızın ailece “kahveye geliyoruz” diyerek baskın yapmak…

* Bir bahane meydana getirip birlikte bir yurtdışı seyahate çıkmak…

* Çık çık çık, çık çık çık çık, çık dışarıya çık! şarkısını terennüm ederek, parti liderini mindere çekmek…

* Mektup yazmak... (Mail, watsap mesajları bu aşamada etkili olmayabilir.)

* Koalisyon ortağı olacak parti lideri adına şiir/ler yazmak... Methiyeler dizmek…

* Lazerle gökyüzüne, "Biz daha iyi anlaşırız" cümlesini kazımak…

KOZMİK ODADAN, ŞEFFAF DÜNYAYA!

İsmet Yılmaz... Çok fazla tanımıyoruz… Kimseye özel röportaj verdiğini de hatırlamıyorum. Kulislerde yok... Özel hayatı hakkında kimse pek bir şey bilmiyor... Kimle gezer, kimlerle yer içer malumat yok… En yakın dostları kimler acaba Sırdaşları var mıdır, bilgi yok!

Tek bilinen, İsmet beyin küçükken, her köyde büyüyen çocuk gibi çobanlık yaptığı ve “Ne olacaksın oğlum ” diye sorulduğunda, “Paşa olmak istiyorum…” dediği…

***

TBMM Başkanı seçilen İsmet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı olarak düne kadar kozmik bir yapının içindeydi.

Ama artık. ...

* Daha şeffaf ve saydam bir ortamda olacak...

* Milletvekilleri ile daha içli dışlı olacak...

* Parlamento muhabirleri ile sürekli muhatap olacak...

* İsmet bey bugüne kadar biraz böyle okula yeni başlayan öğrenci kıvamında idi... Artık daha bir bilge olmak zamanı...

* Bunu sağlayacak olan da yakın çevresine kümelendireceği danışmanları olacak hiç kuşkusuz… Malum; danışmanlar başkanı vezir de eder, rezil de…

 

İSMET YILMAZ’IN SEÇİLMESİ TAMAMEN “YASAL”, AMA!

AKP adayı İsmet Yılmaz’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na (TBMM) seçilmesi yasal mı; yasal!

Anayasaya uygun mu; uygun!

Meclis İçtüzüğü’ne aykırı mı; değil! Her şey usulüne uygun.

İsmet bey 4. turda en fazla oyu alarak TBMM Başkanı seçildi. Bundan daha normal bir şey düşünülemez.

***

Ama şimdi eğri oturup doğru konuşalım.

550 milletvekilinin olduğu parlamentoda 258 milletvekilinin oyu ile Meclis Başkanı seçilirseniz her yandan “uğultulu” sesler yükselmeye başlar.

O “uğultulu” sesler arasında rahat etmeniz mümkün olmaz! Zaman zaman kimyanız da bozulabilir.

Eskiden kahir ekseriyet AKP’de iken artık dengeler değişti ve çoğunluk muhalefet partilerinde…

***

258 rakamı 550 rakamının yarısı bile değil!

“Rakım”la “rakam” arasında orantısızlık oluştu, hülasa…

Yanlış anlaşılmasın istemem ama İsmet beyin TBMM Başkanlığı yasal ama “sürdürülebilir” değil!

Vesselam!

 

 

CEVAP BEKLEYEN SORULAR!

Adamın biri, daha doğrusu “nehrin kıyısında bekleyen sosyolog” diyor ki, “Bu dört isme minnettarım ve teşekkür ediyorum.”

O dört isim kimler mi Şunlar: “Ecevit, Yılmaz, Bahçeli ve Derviş”. Ve ilave ediyor;

“Atinadan ayrılırken Türkiyede yaşadığımız 2001 krizini hatırlıyorum. Türk halkı kemer sıkmıştı.

Ama fedakâr bir siyasi kadro da işbaşındaydı...

Başbakan Bülent Ecevit ve yardımcıları Devlet Bahçeli ile Mesut Yılmaz, seçimde bedelini çok ağır ödeme pahasına Kemal Dervişin hazırladığı kurtarma paketini uygulamaya sokmuştu. Bugün bütün Avrupa ekonomik krizdeyken, Türkiye dimdik ayaktaysa, bunda bu 4 insanın fedakârca ve cesur kararlarının çok büyük etkisi oldu.

Vatandaş olarak dördüne de minnettarım...”

***

Peki, ama o günlerin en büyük yolsuzluğu ne olacak

Doların bir gecede yüzde bilmem ne kadar yükselmesiyle bunu önceden haber alan ahlaksızların bir gecede çuvallar dolusu gayrimeşru para kazanmasına ne diyeceksin, sayın sosyolog yazar!

Hangi aileler nasıl köşe oldu Hangi aileler battı Hangi şirketler yerle yeksan oldu... O DSP’li bakan -hadi adını da verelim Hikmet Uluğbay- neden intihar girişiminde bulundu

O günlerde DSP’li milletvekillerinin büyük bir bölümü, intihar teşebbüs nedenini dönemin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmazın, IMF belgesiyle ilgili açıklamasına dayandırdı... Ama daha derinlerde başka şeyler de var mıydı, acaba

Bu dört ismi öven yazar bir de bu sorulara cevap verse ya...

 

BU MECLİS’TEN İLK BEKLEDİĞİM…

TBMM Başkanı’nı seçti. Diğer organları da yakın zamanda tamamlanacak.

Benim bu Meclis’ten ilk beklediğim yüzde 10 baraj sistemini sıfırlaması ve siyasi partilere Hazine yardım şartını seçimlerde azami yüzde 2’ye çekmesidir.

Zira Hazine yardımı alamayan partiler seçimlerde yarışa (10 üzerinden) en iyimserlikle 8-0 geriden başlıyor.

Bu hak ve reva mı

 

NOT: Bugün, 3 Temmuz 2015 Cuma. 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!