Geçmişte bulundukları partiyi iktidara taşıyan ve kurulan hükümetlerde ülkenin geleceği için çok önemli rol oynayan; daha sonra da mevcut partilerinden istifa ederek ve akabinde de kamuoyunu tatmin edici hiçbir açıklama yapmayan Sayın Davutoğlu ve Sayın Babacan ayrı ayrı partiler kurdular. Eee ne diyelim? “Hayırlı olsun” demek gerekir de kendilerini dinledikten sonra da bazı muamma gibi görünen hususları da sormadan ve sorgulamadan geçemeyiz.
Sayın Babacan’ı bir televizyon kanalında dikkatle dinledik. Birçok sözü dikkatimizi çekti. Bunlardan biri ekonomi ile alakalı sözleriydi... Hayret ettik tabi. Hayret etmemek mümkün mü? Anadolu’da bir söz var. Gençler aralarında şakalaşarak, “Günaydın uyan da balığa gidelim” derler. Sayın Babacan’a şimdi bunu diyeceğiz ama ayıp olur diye demiyoruz. Ekonominin bugünkü duruma gelmesinde iktidarda kaldığınız sürece birinci derecede sorumlu kişi sizdiniz. İkincisi de Sayın Erdoğan’dır. Kemal Derviş Ekonomi Politikaları’nı bihakkın uygulayan ve Kemal Derviş’ten övgü alan da sizdiniz. Derviş Modeli olarak bilinen bu sistem faizci, kapitalist, liberalist bir sistemdi. Bu sistem ki; zengini daha çok zengin, fakiri de daha çok fakir yapan, işçinin, memurun, emeklinin hatta çiftçinin anasını ağlatan, asgari ücreti açlık sınırında tutarak, yoksulu inim inim inleten sistem... Konuşmalarınızdan anlaşılıyor ki, bu sistemden vazgeçmiş değilsiniz. Yani Milli Görüş’ün ortaya koyduğu sisteme hiç yanaşmıyorsunuz. Bu sistem ki; adil düzen, faizsiz bankacılık sistemi, yoksulu, emekçiyi düşünen insanı insanca yaşatan sistem... Yani havuz sistemi, denk bütçe, gelir dağılımında adalet... Bir de, “%35 kadın kotası getirdik” diyorsunuz. Aslında kota bir sınırlamadır. Eğer samimi iseniz nüfusun %50’si kadın iken, bu %35 kota niye? Bir sözünüzde şu ki: “Hiçbir partide olmayan engelliler kotası da koyduk” diyorsunuz. Ama % kaç olduğunu söylemiyorsunuz. Anlaşılıyor ki, siz engellilerle kâmil manada ilgilenmemişsiniz. Eğer ilgilenmiş olsaydınız görürdünüz. Milli Görüş partileri engellilere yerel meclislerde olabildiğince temsil hakkı vermiş ve Türkiye’de bir ilki başlatmıştır. Bunun bir örneği de şahsımızdır. 1994’te Erzurum Belediye Meclisi’ne girdik. Halen Milli Görüş partisi olan Saadet Partisi’nde Başkanlık Divanı düzeyinde temsil ediliyor engelliler. Daha nice örnek verebiliriz... Bir sözünüzde de, “4 yıl boyunca sustuğunuzu” söylüyorsunuz. Hani “özrü kabahatinden büyük” derler ya, bu da aynen öyle. Haksızlığın karşısında susmanın ne demek olduğunu gayet iyi bilirsiniz...
Sayın Davutoğlu’na gelince... Sizin de Sayın Babacan’dan hiçbir farkınız yok. Siz de konuşulması gereken yerde sustunuz. Ülkemizin Suriye’de düştüğü bu durumdan birinci derecede sorumlusunuz. Şimdi de kalkıp birtakım öneriler, tavsiyelerde bulunuyorsunuz. Sizin söylediklerinizi ve söylemediklerinizi dahi Saadet Partisi Lideri “Bilge İnsan” yıllardır söylüyor. Hem de hiç eğilmeden, yamulmadan, mertçe ve dürüstçe dile getiriyor. Sizlerin söyledikleri ancak nakarat olur...
Bugünlerde yine dış politika hamaseti tavan yaptı. Aslında biraz aklıselim düşündüğümüzde öyle sevinilecek, havalara girilecek bir durum yok. Moskova’daki görüntüler her şeyi ortaya koyuyor. Rusya’nın elinde tabir-i caizse oyuncak olmuşuz. Ruslar İdlib’de olduğu gibi masa başında da istediklerini elde ettiler ve psikolojik üstünlük bile kurdular. Görüntüler bize bunu gösteriyor. Hâl böyleyken şimdi neyin hamasetini yapacağız?
Evet, bugün Milli Görüşçüler için üzüntülü ve kederli bir gün... Mili Görüş davasının duayenlerinden merhum Erbakan Hocamızın kadim dostu, en sadık ve samimi yol arkadaşı, eski Adalet Bakanı Muhterem Şevket Kazan büyüğümüzü kaybettik. Rabbim gani gani rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı alî olsun. Bütün sevenlerine sabr-ı cemil ihsan etsin Mevla’m. Âmin, vesselam...