Türkiye de medya perspektifi, özellikle magazinin kirli yüzüyle karşı karşıya kaldığımız dönemden bu yana maraz meraklara servis anlayışının üzerine oturtulmuştur. "Madem ki seyrediliyor, biz daha fazlasını verelim Madem ki seyrediliyor, biz daha ahlaksız olanı, daha beter olanı, daha ekstrem olanı bulup ekrana getirelim" Özellikle televizyonlarımızın "körler sağırlar birbirini ağırlar" ekseninde oluşturdukları reyting putu için kendilerine sürekli kurban ve aktör bulma gayreti bu zihniyetle oluşmaktadır.
Saygınlık ile yaygınlık arasındaki dengeyi gözetmeden oluşturulan bu perspektif maalesef, kaliteli yayıncılık ilkelerini Arap saçına çevirmiş, her türlü ucuzluğun ve pespayeliğin ekranlara hakim olmasına neden olmuştur. Geçtiğimiz haftanın son günlerinde Hülya Avşar ın ATV ekranlarındaki programında televizyon eleştirmeni iki meslektaşımız konuktu Mesut Yar ve Yüksel Aytuğ. Mesut Yar ı, değişik televizyonlara yaptığı programlarla ve gazetedeki televizyon eleştirileriyle takip ediyoruz. Yüksel Aytuğ ise televizyon eleştirmenliği kimliğini, televizyon ekranlarını istila eden boş ve sığ programlarda jüri üyeliğine dönüştürebilmiş bir isim. Kalemleriyle programlara, dizilere, ekranlardaki kalitesizliğe yön vermeye çalışan iki isim, televizyonların Türkiye nin en önemli magazin figürü olarak kullandığı, didik didik edilen hayatı artık izleyenleri çileden çıkaran, ahı gitmiş vahı kalmış boyutlarıyla eski güzelliğinin mirasını yemeye çalışan Hülya Avşar ın programına konu mankeni olarak katılmayı içlerine sindirebiliyorlar.
Bu programın ne kadar boş bir formatı olduğunu, izleyenlerin zamanını haybeden harcamak üzere kurgulandığını aslında onlar da biliyorlar Ekranların bu tür kalitesiz programlarla işgal edilmesi noktasında mücadele ediyor gibi görünüyorlar ama, kalitesizliği ayan beyan bir programa katılarak bu ıvır zıvır şovu meşrulaştırmış oluyorlar. Sürekli yazıyoruz, eleştiriyoruz Gazete sayfalarında görünmekten, televizyon programlarında konu olmaktan keyif alan, haz alan Hülya Avşar gibilerinin etrafında gelişen olayları, şöhret sarhoşu bu tiplerin boş muhabbetlerini işleyip duran magazin medyası, yaptıklarımız reyting alıyor diye Türkiye ye çok büyük kötülük yapmaktadır.
Bu pespayeliklerle halkımızın vaktini öldürenler, aslında Türkiye de gerçek manada sanatın ve gerçek sanatçıların önünü tıkamaktadırlar. Yaptıkları işin karşılığını bulamayan gerçek sanatçılar, kalitesizliğin hakim olduğu bu ortamda işlerine küsmekte, hareket alanı bulamamaktadırlar.Bu kesif kalitesiz ortam, yeni ekran yüzlerinin, yeni programcıların, yeni dizi yıldızlarının da parlamasına engel olmaktadır. Bu memleketin magazin medyası, sağdan da saysanız soldan da saysanız on kişinin etrafında gelişen pespayelikler etrafında dönüp dolaşmaktan vazgeçmelidir. Medyanın en önemli görevi informasyondur Bilgilendirmedir Ufuk açmadır, vizyon oluşturmadır İnsanların düşünmesini sağlamaktır
Oysa, bizim medya, insanlarımızı "koyun gibi güdülecek" kıvama getirmek, aynı kabın içinde eritilmiş ve programlanmış robotlar haline dönüştürmek için çabalamaktadır. Aynı şeyleri beğenen, aynı kalitesizliği kabul eden, aynı isimlere alkış tutan, aynı isimleri seçen, siyasette, sanatta, kültürde tek bakış açısıyla hareket eden vizyonsuz insan güruhu oluşturmak Maalesef bunu becerdiler Maalesef kalitesizliği her alana yaymayı becerdiler. Daha da garibi, bu kalitesizliği yenmek için mücadele edenler de, bütünün bir parçası olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Çözümün bir parçası değilseniz, problemin parçası olursunuz