ÇÖZÜM! başlıklı bundan önceki yazımın başında dediğim
şuydu: Biz çare ve çözüm ehliyiz / Ben; sadece bir şeye değil, çok şeye
çözüm diyeyim / Siz; çok şeye, her şeye veya SOSYAL TUFAN a çözüm deyin
ve/ya anlayın
Yazımın sonunda ise dediğim şuydu: Bu sadece geçici bir
çözüm, geçici bir barış olur; kesin barış ancak ÂDİL KUR AN DÜZENİ ile
gerçekleşir. Bütün taraflar bugüne kadar işledikleri günahlara TEVBE edip ÂDİL
KUR AN DÜZENİ ni getirmek için işbirliği yapmalıdırlar. Dünya ve âhiret
saadetini istiyorlarsa, bundan başka çare ve çözüm yoktur.
Bu köşede hep SOSYAL TUFAN diye feryat ediyorum ya;
ülkemizde ve komşu ülkelerde her gün hunharca katledilen insanlar, umarım üç
maymunları oynayan gafilleri daldıkları gaflet uykularından uyandırır. Daha
ne diyeyim !..
Peki, ülkemiz, çağımız dünyası ve insanlık bu hâle nasıl
geldi İnsanlığın göçebe dönemi gaz dönemidir; kabileler birbirleri ile
çarpışır ve ayrılırlardı. Tarım dönemi katı dönemdir; yerleşik hayat başlar,
komşuluk başlar. İnsanlar bu dönemde yazıyı icat ettiler. Sümerler
Mezopotamya ya geldikleri zaman yazıyı biliyorlardı.
Bugün yani çağımız dünyasında katı dönem den sıvı
dönem e geçilmektedir. Bu dönemde insanlar birbirlerine çok yaklaşmışlardır ama
artık birbirini tanımayan insanlar arasında ilişki doğmuştur. Yazının icadı
kadar önemli olan bilgisayar dönemine geçilmiştir.
Demek ki biz şimdi ikinci Nuh Tufanı dönemini yaşıyoruz.
Bu büyük değişmeyi insanlar hazmedemiyor, merkezi yönetim sistemini bırakıp
Adil Düzen e geçemiyor. Bu durum bizi Nuh Tufanı gibi bir tufanla (biz
SOSYAL TUFAN diyoruz) karşı karşıya bırakmaktadır. Bu tufan fiziki tufan
değil sosyal tufan şeklindedir, böyle bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Tehlikeler pek çok. Mesela, biyolojik silahlar korkunç silahlardır, İstanbul
sularına bir kattınız mı, tüm İstanbul Nuh Tufanı nda olduğu gibi bir haftada
kırılıp gider. Kimyasal silah da böyledir, havamızı kirletirler, kaçacak zaman
bulamayız, yok olup gideriz. Tahrip edici ve yangın çıkarıcı silahlar bir şehri
bir haftada bitirir. En korkuncu atom silahıdır. Velhâsıl, yeryüzü silah fıçısı
hâline gelmektedir veya gelmiştir. Bu silahlar bir patlasa yeryüzünü Nuh
Tufanı ndan daha beter hâle getirir. Bunun dışında yayılmakta olan hasatlıklar
ve bizzat ilaçlar insanlığı zehirlemektedir. Aleksi Karel; medeniyetimiz
çöküyor, ne var ki biz medeniyetimizin yıkıldığını görüyoruz, biliyoruz, tedbir
alabiliriz diyor. Siz ne dersiniz !..
Bir başka tespit daha yapalım. Uygarlıkların oluşumunda
gerisin geriye gidersek, uygarlıkların ömrü 1000 senedir, öncesi ve sonrası
ile başlangıç tarihi Hazreti İsa nın doğum tarihidir. Ondan önceki 1000 yıl
İbrani uygarlığıdır, Milattan Önce 1000 yıllarıdır. Ondan önceki uygarlık ise
Hazreti İbrahim uygarlığıdır, o da Milattan Önce 2000 yıllarıdır. Ondan önceki
de Hazreti Nuh uygarlığıdır, demek ki Milattan Önce 3000 yıllarıdır.
Evet, Hazreti Nuh aleyhisselam, gelen tufanı yani helâki
halka bağıra bağıra anlatmış ama onlar kulak vermemişler, sonunda helâk olup
gitmişlerdir. Biz de şimdi Kur an dan aldığımız emre uyarak çağırıyoruz ama
duyan yoktur. İnsanlık böyle yalan, zulüm, vahşet ve katliam üzere devam edip
gitmez, gidemez; Allah mutlaka bu gidişe dur diyecektir.
İnsanlığın birinci büyük hamlesi Hz. Nuh döneminde
olmuştur. Beş bin senedir bu koşuya katılanlar yarışmaya devam ediyorlar.
Peygamberler geldiler, insanları eğittiler, bugünkü seviyeye getirdiler. Şimdi
ikinci hamle olmaktadır. Artık vahiy alan peygamberler yok, şimdi araştırma
yapan ilim adamları var, üçüncü binyıl medeniyetini onlar kuruyor...
Bediüzzaman ve Erbakan benzer haykırışlarını dünyaya duyurdular... İnsanlar
sonunda tav an veya kerhen yani ister istemez âlimlerin ÂDİL KUR AN DÜZENİ ne
geleceklerdir.