Toplumumuz enteresan bir hâl aldı. Birileri, virüsün ülkeye gelmesi için neredeyse pagan ayini düzenleyecek. Bilerek pagan diyorum çünkü böyle zihinlere sahip kişilerin eğer hasta değilseler insan/Müslüman olduklarından ciddi şüphe içerisindeyim. Yok, yengemin arkadaşının kuzeni, yok dayımın hanımının teyzesinin kızının arkadaşı dedi ki; filan hastaneyi kapattılar, yok filan mahalleyi karantinaya aldılar. Bu mesajları yayanlar corona olmuş mu bilmiyorum amma acilen iyi bir psikiyatriste ya da nefesi kuvvetli bir hocaya gitmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Belli ki kesin hastalar ve bu hastalığı millete bulaştırmanın derdine düşmüşler.

Corona denilen illet bir projeye benziyor. Çıktığı merkezler dikkate alındığında genel halk kitlesinin değer verdiği dini merkezlere bilerek bir yayılış var gibi duruyor. İran Kum şehri, Suudi Arabistan Mekke ve Medine, İtalya Vatikan buralarda olmasa bile buralarda alınan önlemler meselenin enteresan bir hâl almasına sebep olacak. Allah korusun dini karakterlerin bu virüsle ölmesi yeni bir dönemi açar.

Niçin bir proje olabilir diyorum? İnsanlığı yönetenlere yani yerleşik dünya sisteminin ağababalarına güvenmiyorum. Kaoslara verilecek tepkilerin ölçümü, nakit paranın değersiz ve anlamsızlaştırılması, bütün ticaretin sanal olarak yapılması, kitlesel ölümlere hazırlık gibi birçok şey için böyle bir süreç yaşıyor olabiliriz. Netice küresel dünya devletinde bize yer yok en azından hepimize.

İnsanlık büyük yok oluşlar yaşadı ancak bu virüs şayet bir proje ise yaşlıları hedef alması ve yaşlıları genelde öldürmesi proje yapanların evrensel bir ırk dizaynı planladıkları anlamına geliyor. Home Deus’u planlayanlar Homo Sapiens’in işe yaramayan kısmını öldürmek isteyebilir. İşe yarayan kısmının da bir kısmını sağ bırakabilirler. Olabilir mi valla annem diyesi gâvura güven olmaz.

Her ne olursa olsun insanlığın selameti öncelenmeli. Yani devletin aldığı sıkı tedbirlere uymak ve bir kaosun önüne geçmek birinci gayret olmalıdır. Yoksa insanlığımızdan utanacağımız görüntüleri görmek içten bile değil.

İnsanların zayıflıkları böyle durumlarda ortaya çıkar. Zayıflıktan kastım hem maddi hem karakterlerinde olan zayıflık. Şimdi marketleri talan edenlere mi kızalım, bir günde temizlik ürünlerine yüzde 50 zam yapan şirketlere mi kızalım. He kızarken böyle bir durum bizde olsa ne yapardık diye de kendimize sormamız gerekiyor. Acaba kaçımız böyle bir imkânı kullanmaz ve maddi kazanca dönüştürmeyiz? Ticarettir der geçeriz sanırım. İnsanın zor zamanda ahlaki erdemlere sahip çıkması kadar zor bir şey yoktur. Bu zamanlar bizlere bunu hatırlatıyor.

Modern toplumun geldiği nokta endişe verici bir hâl aldı. İletişim olanakları hep iyi olarak değerlendirildi ancak böyle durumlarda iletişim olanaklarının varlığı toplum için bir tehdit oluşturuyor sanki. Yani bir mesaj ya da görüntü binlerce insanın etkilenmesine, yaralanmasına bazen ölmesine neden olabiliyor. Bu yüzden iletişim ahlakımızı yeniden kurmamız gerekiyor.

Peki, büyük bir kriz sorusu daha soralım. Din bu işin neresinde? İlahi irade ile bu virüs arasında nasıl bir bağ kuracağız? Yani bu bir gazap mı? Ya da bu bir cezalandırma mı? Ya da bu bir imtihan mı? Ya da bu ilahi iradeden bağımsız bir şey mi? Yani fiili/virüsü başlangıcı ciheti ile mi ilahi iradeye bağlayacağız yoksa etkileri ve insanın tepkileri üzerinden mi ilahi iradeye bağlayacağız?

Ne yalan söyleyeyim zor sorular. Cevapları sorulardan daha zor olan sorular. Yani bu fakir bunları cevaplandırmaktan geri duruyor bu aralar. Bu soruları cevaplama iddiasında bulunan kişilere, soruları bilgisayar başında cevaplamak ile hastane odasında cevaplamak arasındaki farkı düşünerek cevap vermelerini tavsiye ediyorum.

İnsanlık ilahi iradenin talep ettiği idrak ve hayat biçimlerinden uzaklaşıyor. Bunun elbet bir neticesi olacak. Ancak bu neticeden kendilerini ilahi iradeye uygun yaşıyor zannedenlerinde nasibi vardır elbet. Kader meselesi tekrar alevlenecek sanırım. Kaoslardan sonra deist ve laik din, toplum ve devlet telakkileri güç kazanmıştır. Yani Allah korusun eğer böyle bir felaket gerçekten ülkemizi vurursa herkesin tartışacağı bir konu olacak.

Biz felsefeciler sanırım Allah, âlem ve insan arasındaki ilişkiyi yeniden konuşmaya başlayacağız. Tarih boyunca da bunu konuştuk. Ne kadar mesafe aldık bilinmez ama en azından bir kaçımız mutmain oldu bu âlemde.  Yeni yaşam biçimleri ve yeni davranış şekilleri geliştireceğiz şimdiden hazırlıklı olmakta fayda var.